Reklam
Reklam
Ümit Aydın

Ümit Aydın


STK ABD Türkiye

11 Kasım 2019 - 17:23 - Güncelleme: 11 Kasım 2019 - 20:08
Reklam

Şimdi başlığı görünce aklınıza ilk gelen şeyin "Ne alaka" olduğunu tahmin eder gibiyim. 
Bakın ben size ne alâka olduğunu anlatayım..
Dünyanın neresine giderseniz gidin STK evrensel bir terimdir. En büyük sivil toplum kuruluşu ise siyasî partilerdir. 
İnsanların belli bir amaç doğrultusunda bir araya geldiği her topluluk Stk dır. 
Siyasî partiler de böyledir, kendi iç dinamiklerinin kurucu başkanı "fikir babası "ve genel başkanı, yönetim kurulu üyeleri vardır. 
Kendi içlerinde seçimle göreve gelirler. 
Ortak payda fikirleri topluma hizmetdir. 
Partilerle; dernekler, vakıflar, odalar, cemaatler.... arasındaki tek fark partilerin devlet yönetimine tabi olmalarıdır. 
Bizim ülkemizde Stk'ların bir çoğu siyasî partilerin arka bahçesi konumundayken AVRUPA'da partiler STK'ların arka bahçesi konumunda olmaları da ülkemiz ile diğer ülkelerdeki STK'ların en belirgin farklarıdır . Bu sebeple Dünya genelinde en az STK kişi başına düşen sivil toplum kuruluşu bizim ülkemizdedir...
Çünkü Toplumun STK lara bakış açısı malasef yukarıda yazdığım gibi kapı kolu durumunda olmalarıdır. Topluma hizmetten çok kendi çıkarları doğrultusunda siyasi güce yakın olup kendi eş, dost, akrabalarını işe sokma, devlet kapısında işlerini kolaylaştırma makam ve mevki kapmadan ibaret olduğu gerçeği bilinmesidir. 
İstisnalar kaideyi bozmaz anlayışı ile amacına hizmet eden STK'ları tenzih ediyorum. 
Peki, Abd ve Stk nın ortak noktası nedir?
Siyasi iradelerin mutlaka teşkilat, örgüt yapıları mevcut, ancak devlet işleri bazen teşkilatları ile olmuyor, çünkü devletinin geleceği için bazı şeyleri birtakım örgütlerle kamuoyu oluşturması adına ama legal ama illegal yapmak zorundalar....
Bu anlamda siyonizme dikkat edilirse en ciddi dernekleşmeyi 'Lions"larla gerek bizim ülkemizde, gerek diğer ülkelerde faaliyet sürdürmektedirler.
Hemde ülkelerin en hassas olan yönlerini kullanarak..
Dikkat edilirse bu ülkede Cumhuriyet kurulduktan sonra ülkemizde siyonistlere ve  masonlara dernek açmalarını yasaklayan,  faaliyetlerine son veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk'dür. 
Ama bugün bakınız Lionslar ülkemizde en büyük Atatük'çülerdir. 
Hemde bu ülkenin okulunda, dağında, şehrinde, köyünde ki fakir dostlarıdır. 
Bir yandan da ekonomik alanda ciddi yatırımlar yapan derneklerdir. 
Eski tarihi yapıları onarırlar ama ne hikmetse nerde sinagog var hemen dibindeki virane binaları alır elden geçirirler..
Peki şimdi hafızalarımızı 2 ay önce olan depreme götürelim. 
Bir an da ne oldu? 
Şebekeler eror verdi. 
Kimse kimseye ulaşamadı. 
İnternet çekmedi.
Sosyal medyada off oldu. 
Biraz daha geriye gidelim; 15 temmuz darbe girişimi esnasında fetocular ne yaptı? Trt yi ele geçirdi, değil mi!!
Aynı zamanda, Cumhurbaşkanı RECEP TAYYİP ERDOĞAN milletini sokağa neyle davet etti?
Cep telofonu ile, değil mi?
Peki, şimdi soruyorum. 
İnternetle kullandığımız Whatsap, Facebook, tweter gibi sosyal mecraların hangisinin kontrolü devletin elinde? Hiç birisi. Değil mi?
Peki bizim kontrol altına aldığımız ne var?
Sabit hatlar.  Peki bu gün kaç kişinin evinde sabit hatlı telofon var?
Durumun önemini sanırım anladınız. 
Hadi; Türksat uydumuz var! diyelim. 
Peki, bu uyduyu işgal darbe girişiminde bulunmak isteyenler için bozmak çok mu zor? Tabiki hayır. 
Gelelim zurnanın zırt dediği deliğe?
"İyide kardeşim, bu konuların STK ile ne alâkası var" diyorsunuz gibime geliyor. 
Var hemşerim var. Hem de  çok alâkası var. 
Bir ülkede sosyal medya, internet, ulaşım senin elinden alınırsa, küçük bir depremde dahi iletişim de sıkıntı çekiliyorsa çok alakası var. 
Allah(c.c) göstermesin bir 15 temmuz daha gerçekleşme ihtimali yok mu?
Böyle bir vakada bu ülkenin Reisi Cumhuru aynı anda nasıl milletine hitap edecek? Halkını nasıl bir yöntemle devletine bayrağına sahip çıkması adına sokağa davet edecek?
Sivil toplum kuruluşları ile....
Canlı ve diri, devletine bağlı sivil toplum kuruluşları ile...
Tpkı Abd nin ve  Avrupa nın yaptığı gibi. 
Tıpkı Roshild'lerin yaptığı gibi. 
Devlet için mücadele edecek sivil toplum kuruluşlarını destekleyerek. 
Her ilde, ilçede, kasabada, köyde etkinliğini sürdüren mücahit ruhlu dernekleri destekleyerek....
Peki var mı? Elbette;  kendi imkanları ile bu ülkede Reisinin davasında, bu tür sivil toplum kuruluşları var. 
Peki karşılığı var mı? 
Yok!
Hatta üst perde de siyasi irade "bizimle alakası yok" deyip bu tür oluşumlarla Reisin arasında duvar bile ören var..
........
Herkesin yanlışı olabilir, hatası olabilir. 
Aile içinde yanlış olabilir. 
Ama yarın geç olmadan...
Hastene de ölüm oluyor diye hastenelere uzak kalma lüksümüz yok!!!
Feto yanlış yaptı diye Cemaatlere uzak kalamayız!!!
Ocaklar yanlış yaptı diye uzaklaştıramayız!!!
Yapmamız gereken tek şey, devlet eliyle oto kontrol altında tutmak, yanlış yapıldığında kulaklarını çekmektir. 
Her ne kadar teknoloji çağında olsak da bir gün kulaktan kulağa iletişime muhtaç kalabiliriz. 
Selam ve dua ile 

YORUMLAR

  • 0 Yorum