Reklam
Reklam
Rukiye AYDIN

Rukiye AYDIN


İMAN VE AZİM VARSA, ÇÖZÜM DE ÇARE DE VARDIR.

18 Ekim 2019 - 15:41
Reklam

Birkaç hafta önce Camiler, Din Görevlileri Haftası idi. Camiler, Din Görevlileri Haftası münasebetiyle, 1980'li  yılların sonunda  DİYANET  DERGİSİNDE  GENİŞÇE anlatılmış ve yazılmış gerçek ve ibretlik bir hadiseyi sizlerle paylaşmak isterim.

Hadise genç bir kardeşimizin bir köye imam olarak atanması ile başlıyor ve sonraki günlerde cami ve cemaatin nerden nereye terakki ettiğine şahit oluyoruz.
Bir kişi...
Koca bir köyü...
Sözü daha fazla uzatmadan gelin sindire sindire okuyalım.
Buyrun...
................
17  yaşında  İmam-Hatip  Lisesi  mezunu  olan  bir genç, mahkeme  kararıyla (kazay-ı  rüşd'unu  ispat ederek) Batı  Karadeniz  illerinden birinde bulunan bir dağ köyüne imam  olarak atanır.

Köy  ağırlıklı  olarak  kendilerini  “Alevi” diye tanımlayan  vatandaşlardan  oluşmaktadır..
Köyde müstakil bir CAMİ yoktur. Sadece  CAMİ olarak yapılmış yığma kütükten mamül bir bina vardır. O da harabe haldedir..

Genç imam hemen işe koyulur, camiyi bir güzel temizler ve 5 vakit ezan okumaya başlar. Ancak maalesef camiye halktan gelen giden  yoktur.

Genç imam  bu duruma çok üzülür ve bir çare düşünür. Muhtarla görüşür ,  köylü  ile  bir toplantı yapmak istediğini söyler..

Muhtar pek de razı olmaz.
-Yav hoca, ne işin var ki  halk  ile.? 
EZANINI  OKU  SEN, YETER!” der..
Ama genç imam  ısrarlıdır ve bir şekilde halkı  toplar.
Önce  kendini  tanıtır:
“Ben köyünüze imam olarak tayin edildim. Geleli 15 gün oldu. Yarın şehire inip müftülüğe gideceğim. Bana  köyünüz  hakkında  sorular sorulacak. Ben de gördüklerimi anlatacağım haliyle. Ama  sizlere  sormadan  gitmeyeyim istedim.”der.  Ordan biri söz alır ve sorar:

“Hoca, ne diyeceksin köyümüz hakkında?”
Genç imam:
“Sizler bir kaç soru sormama izin verir misiniz?” deyince  kalabalıktan bir uğultu şeklinde:
“Sor bakalım ne soracaksan!”
-Siz Allah’a inanıyor ve O’nu seviyor musunuz?
-O da ne demek? Tabii ki.
-Ben de Allah’a inanıyorum ve O’nu seviyorum. Siz Hz. Muhammed’i (s.a.v)  seviyor musunuz?
-Elbette  severiz..
-Peki siz Hz. Ali’yi (kv) de seviyor musunuz?
-Elbette  seviyoruz.
-Peki… Vallahi ben de Allah’ı, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’yi  çok  seviyorum.. Yani  sizinle  benim aramda  bir fark yok..

Muhtar  söze  karışır:
-Hoca sen ne demek istiyorsun?  Bu  sözlerinin  anlamı nedir?
Genç imam:
-Ben yarın müftülüğe gidince diyecektim ki: “Ben  filan  köyün  imamıyım..  İmam  ise Müslüman köyüne verilir. Siz beni yanlış yere göndermişsiniz.” Ama şimdi gördüm ki sizler de çok şükür Müslümansınız. Buna  çok sevindim.

Genç imam, cemaatin dikkatini  çekmeyi başarmış  ve  MESAJINI  onlara  ulaştırmıştı..
Onlara:
-Sizlerden  bir  ricam  olacak, dedi.
-Söyle hoca, bakalım  ne  istiyorsun?
-Bu  köye MİNARELİ bir CAMİ lazım. Hemen  bir arsa tesbit edip cami yapılmasını istiyorum, der.
Sabahleyin  köylüler  büyük  bir  heyecanla toplanırlar, bir  arsa  tesbit  edilir  ve  hiç  vakit kaybetmeden  inşaata  başlanır…

6 Ay Sonra Diyanet İş.Başkanlığı, o dönemlerde atıl olan, cemaatsiz  camilerin  kadrosunu  alıp daha verimli  yerlere  kaydırıyordu..
Bu  manada o köydeki durumu da yerinde tesbit etmek üzere bir müfettiş  görevlendirilir.
Müfettiş  köye  gider.. Yolu da  pek  iyi  olmadığı için bir miktar da yürümesi gerekir..

Arabadan iner, köyün adını sorar, gösterirler.
Fakat müfettiş köye girince şaşkınlık içinde kalır, yanlış köye geldiğini düşünür. Çünkü köyün ortasında  kocaman  bir  minare  vardır. Halbuki “Burada  CAMİ  YOKTUR, CEMAATİ  hiç  yoktur. Kadro atıl  durumda.” diye  rapor  edilmiştir..
Derken yaşlı bir amca görür, önündeki iki ineği otlatmaktadır..
Müfettiş  yaşlı  amcaya  selam verir, köyün  adını  sorar..
Ama  ad  doğrudur..
“Amca, der, ben Diyanet müfettişiyim..
Burada  cami  yoktur,  cemaat de  yoktur, kadro atıldır, denildi. Onu  almaya  geldim. Ama  cami varmış.”
Yaşlı adam cevap verir:
“Müfettiş  bey,  bu  köy o köydür. 6 ay öncesine kadar da  söylediklerinin  tamamı  doğruydu.. Ancak  bize imam diye  BAŞ   BELASI  bir çocuğu  gönderdiler. O da  bize  altı  ayda  bu camiyi yaptırtı. Şimdi de  HERKESE   KUR'AN öğretmeye  başladı…!”
...
İman  ve  azim  varsa, çözüm de  çare de vardır.
(Bu  olay  aynen  vaki  olmuştur. 1980'li  yılların sonunda  DİYANET  DERGİSİNDE genişçe  anlatılmıştır. Nakledenlere  teşekkür  ederiz)
Hamdi   ARSLAN
Hayırlı Cumalar. 
Cumanız mübarek olsun.



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum