Reklam
Reklam
Rukiye AYDIN

Rukiye AYDIN


BİZ ONLARA, ŞEHİT OĞLU ŞEHİT DERİZ.

23 Ekim 2019 - 23:14
Reklam

Kim bu vatan uğruna olmaz ki feda...
Onlar vatanları...
Onlar bayrakları...
Onlar yarınlarımız için ölümü öldüren, mertebelerin en güzeli ve en yükseğine giden yiğit üstü yiğitlerdir.
İsimleri...
Şehirleri...
Statüleri hiç mi hiç önemli değildir.
Biz onlara ŞEHİT
Biz onlara ŞEHİT OĞLU ŞEHİT deriz.

Memleketi Hakkari...
Bir köy korucusunun gözünden sakındığı evlâdı...
Ne bir...
Ne beş...
Tam tamına dokuz kardeş.

Albay Erhan Altunok'un anlatımı ile Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bölücü terör örgütü PKK'ya yönelik düzenlenen operasyonda şehit düşen Hakkarili Jandarma Teğmen Abdulselam Özatak'ın (25) yürek dağlayan hayat hikayesi.
Buyrun.
.........

"Hakkarili bir köy korucumuzun oğluydu. Hem ne fark eder ki nereli olduğu, nereli olursa olsun bu vatanın öz çocuğuydu. Çalıştı, azmetti, Mekteb-i Harbiye'ye girdi ve başarıyla mezun oldu.

Futbolu seviyordu, iyi bir kaleciydi ama yeteri kadar parası yoktu ve bir kaleci eldiveni alamamıştı. Arkadaşları aralarında para topladılar ve arkadaşlarına eldiven aldılar. Eldiveni ellerine taktı ve 'Bundan sonra bana kimse gol atamaz' dedi.

Çakı gibi bir jandarma teğmen oldu. 9 kardeşini aldı yanına, Ankara'da bir ev tuttu. O teğmen maaşıyla 9 kardeşine baktı, onlara kol kanat gerdi. Bu 9 kardeşin en büyüğü 22 yaşındaki genç kız, 8 kardeşine annelik yaptı.

Nişanlandı Abdulselam Teğmen, iki arkadaşına nişanlısının telefon numarasını verdi.
Dedi ki
-Bana bir şey olursa nişanlıma söylersiniz, onu haberdar edersiniz.' Ve ona bir şey oldu ama telefon numarasını verdiği o iki arkadaşı nişanlısını arayamadılar. Beraber okuduğu, aynı sırada oturduğu, beraber koştuğu, yorulduğu, matarasındaki suyu paylaştığı, bir lokma ekmeğini paylaştığı, üleştiği kardeşten öte arkadaşlarından iki şanlı teğmenin şehit olduğu haberini duyunca yüreği dayanamadı, 'Ben neden onların görev yaptığı yerde değilim' dedi dilekçe verdi ve onların şehit olduğu yere atanmayı talep etti, gönüllü olarak da gitti

HABERİ VERMEYE KİMSENİN CESARETİ YETMEDİ"

Şehit Teğmen Özatak'ın ilk görevinde şehit düşmustü. Asıl görev, evet asıl zor görev bundan sonra idi. Yiğidin, ayağına bir taş değmesin diye kol kanat gerdikleri aslan parçasının şehit düştüğünü nasıl nasıl anlatacaklardı.
-Oğlunuz Teğmen ÖZATAK şehit oldu...
Nasıl söyleyeceklerdi. Zor, aslında zor çok basit ve yetersiz kalan bir sözdü.
Zamanın ve mekanın durduğu ve yok olduğu anlardı.
Altunok,
-Ankara Keçiören'deki kardeşlerine bu haberi vermesi için gönderilen ekip ne yazık ki eve giremedi. Bir saatten ziyade beklediler kapının önünde. Haberi vermeye kimsenin cesareti yetmedi ve sonra uçakla alıp götürdüler Ankara'dan o 9 kardeşi.
Söyledikleri ise
-Anneniz sizi çok özlemiş' diyerek kandırdılar. Ağabeylerini son yolculuğa uğurlamaya gittiklerini ancak şehit cenazesinde anladı bu 9 kardeş"

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Aksine onlar diridirler ve Rableri yanında rızıklanmaktadırlar.

O şehitler, Allah’ın kendilerine bağışladığı nimetlerle sonsuz bir mutluluk duyarlar. Arkalarından gelecek olup, henüz kendilerine katılmamış olan mücâhid kardeşleri adına da: “Onlara hiçbir korku yok, onlar asla üzülmeyecekler” müjdesiyle sevinirler.

Yine onlar, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine olan büyük lütfu ve ihsânıyla sevindikleri gibi, ayrıca Allah’ın, mü’minlerin mükâfatını zâyi etmeyeceği yolundaki va‘dinden dolayı da büyük bir sevinç duyarlar.” (Al-i İmran 3/169-171)

Rabbim;
Yar ve yardımcımız olsun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum