Reklam
Reklam
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu


GERÇEK ÖĞRETMENİ TANIYALIM 1

24 Kasım 2019 - 17:54
Reklam

PEYGAMBERİMİZİN DOĞUMU

ÖĞRETMEN, MUALLİM

Öğretmenlik mukaddes bir meslektir. Öğrettikleri ile insan şekillenmektedir, hatta insanlık şekillenmektedir. 
İsterse insana Cennet kazandırmaya vesile olur. 
İsterse insanı Cehenneme göndermeye vasıta olabilir. 
İsterse insan insan olur ve belkide insan sultan olur. 
İsterse de insanı teröristler güruhuna yönlendirir. 
Onun için de maddi ve manevi makamı;
ya kuyu dibidir,
yahut da minare başıdır. 
Ortası yoktur. 

Onun için de bütün insanlığı istisnasız Cennete davet eden, kedisini dinleyenlere de cennete girmesi için maddi manevi dua eden, gerçek öğretmeni, doğum yılı sene-i devriyesi vesilesi ile konu edinmek istiyorum. 

MEVLİD

Süleyman Çelebi de başlı başına mevlid diye bir manzume yazmış, mübarek gecelerimizde ve Leyle-i Mevlid’de mevlidhanlar tarafından terennüm edilmektedir. Ben bunu anlatmıyacağım. 

Mevlid doğum demektir. Dünyaya gelmektir. Bu doğum mutat değil, müstesna bir doğumdur. Çünkü istisna bir insan dünyaya teşrif edecektir. 

Hakkında yazı yazmak istediğim insan, âlemlere rahmet olarak gönderilen ve Rabbimizi bize en mükemmel şekilde tarif eden mühim üç tarif ediciden biri, birincisi, muallimi hakiki Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhissalatu Vesselamdır.

 Rabbimizin bize tarif eden ikinci en önemli tarif edici olan Kur’an-i Kerim’i, Allah habibi Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhissalatu Vesselam vasıtasıyla biz insanlara, insanlığa göndermiştir. 

Kurani Kerim’i bize en güzel, en mükemmel, en anlamlı bir şekilde anlatan, emirlerini yerine getirerek bize gösteren, hükümleri ile hükmetmemize rehber olan, muallim bir Zat’ı Aleyhissalatu Vesselam, konu edeceğiz. 

Rabbimizi bize tarif eden üçüncü tarif edici ise şu Kitab-ı Kebir-i Kainattır, yâni kainatın büyük kitabıdır. O kitabı da en güzel şekilde bize okuyan, tarif eden, tefsir eden, bu alandaki muğlak konularımızı vuzuha, açıklığa kavuşturan en büyük öğretmen de yine Resul-ü Ekrem Aleyhissalatu Vesselam olmuştur. 

Veladet, yâni bizim peygamberimizin dünyaya gelişi, hayır eksik ifade ettim, bugüne kadar gelmiş olan peygamberlerin nazar ettikleri, haber verdikleri, beklemekte oldukları, ahirzaman peygamberinin dünyaya geldiği ve leyle-i mevlid olarak kutladığımız istisna bir  geceyi her yıl idrak etmekteyiz. 

Bu geceyi ve bu gecede dünyaya gelen kişiyi anlatmaktan ne kadar çok aciz olduğumun farkındayım. Ancak yine de anlatacağım.
Suudi Arabistanın Mekke şehrinde hicri 622 yılında, Rebiülevvel ayinin 12’si pazartesi gecesinde dünyaya teşrif ettiler. 

Kainat onun yüzü hürmetine yaratılan,
Yaratanın, ismini kendi ismi ile beraber yanyana yazdığı, 
Rabbimizin: “Sen olmasaydın, sen olmasaydın kainatı yaratmazdım” dediği, 
bir peygamber dünyaya teşrif etti. 

ARAP YARIMADASI

O dünyaya gelmeden önce Arap Yarımadasının durumuna bir nebze bakalım. Bunu detaylı anlatacak tarih bilgim olmadığı gibi, bir mühendis bilim adamı olarak zamanım da olmadı.  Ancak bazı şeyleri de ifade etmemiz gerekiyor.

Örf ve adetlerine mutaassibane bağlı bir kavim. 
Şiir çok rağbet görmüş, 
edebiyatta o kadar çok ileri gitmiş, 
belagatta ise kendinden söz ettiren duruma gelmiştir. 
Bir dörtlük veya bir kıta şiir ile iki topluluk birbiriyle kavga ediyor veya 
iki kabile birbiriyle savaşıyor. 
Yine bir beyit ile de bu savaşanlar birbiriyle barışıyorlar.
O zamanın Mekke şehrinde bırakınız bitkilere hayvanlara değer verilmesini, 
insanların bile değerinin olmadığı, 
insanlara köle muamelesi yapıldığı, 
kölelerin ise haklarını savunmak için hiçbir imkanlarının olmadığı bir topluluktur. 
İnsanlara insanca muamele bir tarafa dursun,
dünyaya gelen kız çocuklarından utanarak,
onları diri diri toprağa gömen bir kavimde, 
her türlü insan dışı muameleler zirve yapmış bir dönemdir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum