Önder GÜZELARSLAN

Önder GÜZELARSLAN


TARİHTEN GÜNÜMÜZE BENZERLİKLER

20 Şubat 2021 - 16:01

TARİHTEN GÜNÜMÜZE BENZERLİKLER

 

Tarihi kaynakları incelediğimizde tarih boyunca rastladığımız bir konu var. Devletler yada o günün şartlarında kurulmuş kabileler hayata tutunabilmek için, yada bulundukları yerde düşman istilasına uğramamak için zaman zaman düşmanlarıyla işbirlikleri yaptıklarına şahit oluyoruz. Bu doğu toplumlarında olduğu gibi batı toplumlarında da olmuştur. 

Tarihin derinliklerine indiğimiz de gördüğümüz durumlar bunu bize açıkça göstermektedir. Biz Türkler Orta Asya’da yaşadığımız dönemlerde en büyük düşmanlarımızdan biri Çin toplumu idi. Çinliler ile bir çok kez savaşa girmişiz. Bazen de savaşmamak adına aile bağı kurma, kan bağı oluşturmak için Çin hakanının kızlarıyla evlilik yapan Türk boyları hakanı olmuştur. Çinlilerin en önemli Türk karşıtı taktikleri arasında Türk boylarını birbirine kırdırmak olmuştur. Zamanla yanına çektiği Türk boylarından bazısına destek olarak, aralarında yine bir diğer Türk toplumunu ortadan kaldırmak için Türk boylarıyla ortak hareket ettiği olmuştur. Bunun en bariz örneği Göktürk ve Uygurlar arasında yaşanan mücadeleler de görülmektedir. Uygurlular Çinlilere daha yakın olmuşlar, onların kültürlerini de benimsedikleri vaki olmuştur. Böylece Göktürkleri topraklarından dahi uzaklaştırmışlardır. 

Türkler ile Çinliler arsındaki bu mücadelelerin bir benzeri bugünkü Ortadoğu olarak bildiğimiz Arapların yaşadığı bölgelerde Araplar arasında da olmuştur. Uzun çekişmelere sahne olan bu mücadelelerde gerektiğinde karşı kavmi ortadan kaldırmak için düşmanlarıyla işbirliği yapmaktan çekinmemişlerdir. Batı’da da durum bundan farksız değildir.. Kaynayan kazan olan Roma İmparatorluğu en sonunda dağılıp ikiye bölünmek zorunda kalmıştır. Uzun taht kavgaları sonrasında ikiye bölünen Doğu ve Batı Roma olan bu imparatorluk tarihte Türkler ile karşılaştıklarında da benzer şeyler yaşanmaya devam etmiştir. 

Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasıyla Anadolu’da kurulan beyliklerde de bunu görmemiz mümkün. O dönemde Batı Roma’yı Bizans temsil etmekte. Ve Bizans’ta her geçen gün çatırdamakta. Bu çatırdamadan istifadeyle Bizans topraklarında tekfurlar ele geçirdikleri bölgeleri yönetmeye başlamış. Tıpkı Anadolu’da hakimiyet kuran Türkler gibi. Birbirlerine yakın topraklarda yaşayan beylikler ile tekfurlar arsında ciddi çekişmeler yaşanmıştır. Türk beyliklerinden bazıları bir diğerine karşı üstünlük sağlamak için zaman zaman tekfurlarla işbirliği yapma noktasına gitmişlerdir. Aynı şeklide bölgesinde tutunabilmek için ve dış düşmana karşı tekfurlar da Türk beylerinden yardım ve destek talep ettikleri olmuştur.  Kimi zaman karşılıklı sulh ile hayatlarını sürdürmüşler. Kimi zaman da savaşmak durumunda kalmışlardır. Sulh anında da, savaş anında da birbirlerine üstünlük sağlamak adına, savaştıkları beyliğin dışındaki bir başka beylikten destek ve yardım talep etmişlerdir. Yani oyun içinde oyun sahnelenmiştir. 

Gelelim bugüne. Bugünde yine devletler çok değil yüzyılın başında birbirlerini boğazlamaya çalışırlarken, şimdi sulh içinde hayat sürdürmeye çalışıyorlar ama gerek duyduğunda bir başka devletin karşısında rakip olduğu devleti kullanabilmekte. Yani tarih aslında tekerrür ediyor. Dün yaşananlar bugünde farklı bir versiyonu ile yaşanmaya devam ediyor. Ülke olarak bizde de aynı durum var. Siyaset sahnesine baktığımızda daha dün çok kesin çizgiler ile birbirinden ayrılan guruplar bugün birbirlerine çok hızlı geçişgenlik  sağlayabiliyor.  Sadece bu olsa yine iyi. Bazen bir diğer rakibini yıkmak için bir araya gelmesi mümkün olmayanlar bir araya geliyor. Yine dün birbirlerine en ağır eleştirilerde bulunanlar bugün sarmaş dolaş halde. Çöz çözebilirsen. Geçtiğimiz yerel seçimlerde kürt oylara talip olabilmek ve HDP’ye fren yaptırtabilmek için çevrilmedik entrika kalmadı. Alevi oylara talip olabilmek için Alevi Dedeleriyle pozlar verildi. Diğer taraftan yıllardır halkın dini inançlarıyla alay edenlerde dindar görüntüsü vermeye çalıştılar. Şu bir gerçek ki düşmanımın düşmanı dostumdur mantığı yanlıştır. Eninde sonunda ters teper. Bazen anlam vermek, anlamlandırabilme çok zor. Yazımızı 

Necip Fazıl’ın şu dizeleriyle noktalayalım:

“Akıl, olmazların zoru içinde,

Üst üste sorular soru içinde,

Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?”

Önder GÜZELARSLAN

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum