Nihat GÜÇ

Nihat GÜÇ


Tanıyor Muyuz?

07 Mayıs 2021 - 14:11

Tanıyor Muyuz?
Şirk, küfür ve nifaka saplanmış insanların Allah'ı tanıdıkları söylenemeyeceği gibi emir ve yasaklarına riayet etmeyen insanların da O'nu hakkıyla bildikleri iddia edilemez. Emre amade olmak bilmekle mümkündür. İnsan, Allah'ın isimleriyle, sıfatlarıyla ve fiilleriyle tanıştıkça imana gelir, rayına girer, kendisinden beklenen kulluğu sergiler.   
O halde Allah en büyüktür, herkesten ve her şeyden, her zaman ve her daim. Zamana, mekana ve şartlara bağlı kalmadan, dün en büyük olduğu gibi bugün de en büyüktür, yarın da en büyük kalacaktır. Başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur. Diri ve ölümsüz olduğu gibi uyuklaması bile söz konusu değildir. 
Hiçbir şey hiçbir konuda O'nunla yarışamaz, boy ölçüşemez, karşı gelip diklenemez. Emir ve yasaklarına rağmen yeni bir emir ve yasak ihdas edemez. Edenler ilahlık taslamış olur. Emrine karşı gelen inkar etmiş olur.
İnanç bu. Başka bir şeye benzemez. Bizim O'nu tanıtmak adına yapacağımız tarif nakıstır. Hiç bir kelime, hiçbir cümle, hiç bir tarif tam manasıyla tarif edemez O'nu. Çünkü O, hiçbir şeye benzemez. Nasıl düşünürsek düşünelim Allah o düşündüğümüz şey gibi değildir. "Allah Teala Hazretleri diyor ki: 'Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O, beni andıkça ben onunla beraberim. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir zira yaklaşırım. Eğer o, bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, ben de onu bir o kadar mağfiretle karşılarım." [Buhari, Tevhid 15;  35; Müslim, Zikr 2) 
O kendisini bize tanıttığı gibidir. Nasıl tanıttıysa öyledir. İsimleriyle, sıfatlarıyla ve filleriyle tam ve bir bütündür. Hiç bir göz O'nu tam manasıyla idrak edemez. Çünkü kendisi kendisini bize tanıtırken: "Gözler O’nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder." (Enam/103) buyurmaktadır. Hiçbir göz, O'nun nuru karşısında dayanamaz, tecelli zamanında dağın parçalanması gibi dağılır gider. "Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir." (Nur/35)
O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır. Yerin altındakileri bildiği gibi, okyanusların dibini de, uzayın boşluğunu hatta uzayın dışındaki iş ve işlemleri de hakkıyla bilendir, hükmedendir. "Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir." (Fatır/38) 
Biz bilemeyiz gizli kapaklı şeyleri, ancak O'na hiçbir şey ne gizli kalır ne de kapalı. Bizi bizden daha iyi bilen Allah: "Üç kişi arasında gizli bir konuşma geçmez ki dördüncüsü Allah olmasın. Beş kişi olmaz ki, altıncısı Allah olmasın. Bundan az da olsalar, çok da olsalar fark etmez; nerede olurlarsa olsunlar Allah onlarla beraberdir." (Mücadele/7)
Yolumuz düze çıksa da Allah en büyük, taşlar düşse de yolumuza Allah en büyük. Hastalansak da şifaya kavuşsak da, dünyanın en zengini veya en fakiri olsak da Allah en büyük. Ölsek de kalsak da, kazansak da kaybetsek de Allah en büyük. O'na güvenen kazanmıştır, emirlerini yerine getiren ferahlamıştır, iman eden kurtulmuştur. Kendisine sırt dönen yanmıştır, bedbaht olarak cehenneme yuvarlanmıştır. "O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır." (Mü'min/71-72)
Bize sadece O yeter. En güzel vekil, en güzel yardımcı O'dur. O yardım ederse bize, başka hiç bir yardımcıya ihtiyacımız kalmaz. Şayet O yardım etmezse bize, bütün bir dünya yardıma kalkışsa zerre miktar yardıma muvaffak olamazlar. "Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (Yunus/107) Ölümümüzü yazmışsa, dünyanın bütün doktorları seferber olsalar dahi zerre miktar fayda sağlayamazlar. Şayet yaşamamıza hükmetmişse yine dünyada yaşayan bütün insanlar bizi öldürmek için seferber olsalar kılımıza dokunamazlar. Çünkü: "Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler." (A'raf/34) Her şeye hükmeden ve her şey gücü yeten O. "Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler, ancak Allah’a tevekkül etsinler." (Al-i İmran/160)
O varsa kimseye ihtiyacımız kalmaz. O yoksa kimse ihtiyacımızı gidermez. Her şey O'nunla vardır. O yoksa hiçbir şey var olamaz. Ne güzel vekildir O. Hiçbir vekilliğe benzemez O'nun vekaleti. Güvenilirdir O. Şaşmaz ve karıştırmaz hiçbir şeyi. Mahkemesi şeffaf, berrak ve adildir. Kimse haksızlığa uğramaz orada. Merhametlidir, rahmeti boldur. Hak edene fazlasıyla verir. Cömerttir O.
Hesabı çetin, yakalaması şiddetlidir. Hesap görücü olarak o yeter. "Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz." (Alak/15-16)

Nihat GÜÇ

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum