MURAT GÜLŞAN

MURAT GÜLŞAN

TARİHİ GERÇEKLER

MİLLİ ŞUUR

16 Mayıs 2020 - 20:12

MİLLİ ŞUUR.

Ağır hastalık veya kaza geçirmiş hastaların durumunu doktora sorduğumuzda şuuru yerinde veya şuuru daha tam gelmedi, gibi ifadeleri duyarız. Peki şuur ne demek Bilinç demek farkında olmak demek. Şuuru yani bilici yerinde olmayan hastalar saçma ifadeler kullanır, garip hareketler yapar, karışık cümleler kurar. Çünkü bilinçli değildir kafa yerinde değildir. Kendine geldiğinde anlatsanız çok şaşırır fark etmediğini hatırlamadığını söyler.

İşte Milli Şuur’ da aynen bu hastanın durumu gibidir. Milli Şuur eksikliği içinde olan fertler, ne yaptığını bilmez, nelere karar verdiğini bilmez, tarihini bilmediği için, ülkesine zarar mı gelecek? Yarar mı gelecek? Düşünmeksizin eylemde bulunur.

Milli Şuura sahip olanlar ise dilini tam ve eksiksiz kullanır, örf ve adetlerinde sahip çıkar. Ecdadını anar, her karış toprağına sahip çıkar. Kendine has isimleri kullanır ecnebi milletlere benzemezler.

Milli Şuurdan eksik olan ülkelere bakınız, sömürge, iç savaş ve parçalanmışlık içindeler. Emparyalist güçlerin en çok hoşuna gittiği şey bölük pörçük ne yaptığını bilmeyen ülkelere çökerek kendi istek ve emellerine göre yönetmek.

Milli Şuur sahibi ecdadımızdan vereceğim örneklere dikkat kesilirsek daha iyi anlayacağız konuyu.

Üç aylık bebeğini emzirirken, "Seni bana Allah verdi. Ben de O'na emânet ediyorum."  Çocuğum anasız büyür de vatansız büyüyemez Diyerek vedâlaştıktan sonra birkaç saat önce ölen ağabeyinin kasaturasını alarak sokağa fırlayan Nene hatunun sergilediği Milli Şuurdur.

MÜFTÜ AHMET HULUSİ EFENDİ’nin

15 Mayıs 1919’da Milli Mücadeleyi Başlatan Fetvası

Muhterem Denizlililer…

Bugün sabahın erken saatlerinde İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu tecavüze karşı hareketsiz kalmak, din ve devlete ihanettir, vatana karşı irtikab edilecek cürümlerin Allah ve tarih önünde affı imkânsız günahtır. Cihad, tam manasıyla teşekkül etmiş dini farize olarak karşımızdadır.

Hemşehrilerim, karşımıza çıkarılan dünkü tebeamız Yunan’a biz mağlup olmadık. Onlar öteki düşmanlarımızın vasıtasıdır. Yunan’ın bir Türk beldesini ellerine geçirmelerinin ne manaya geldiğini , İzmir’in şu birkaç saat içinde  irtikap edilen cinayetler gösteriyor.

Silahımız olmaya bilir, topsuz – tüfeksiz sapan taşları ile de düşmanın karşısına çıkacağız. İstiklal aşkı, vatan sevgisi hassasiyet şuurumuz ile kalbimizdeki iman ile mücadelemizin sonunda zaferi kazanacağız. Bu uğurda canını verenler şehit, kalanlar gazilerdir. Bu mutlak olarak cihad-ı mukaddestir.Sizlere vatanımızı düşmana teslim etmenin çaresiz olduğunu söyleyenler, düşman esareti altında olanlardır. Onlar irade ve kararlarına sahip değillerdir. Bu vaziyette onların emri ve fetvası aklen ve şer’an caiz, makbul ve muteber değildir. Meşru olan münhasıran vatan müdafaası ve istiklal uğruna cihattır.

Korkmayınız…! Meyus olmayınız…! Bu livay-ı hamd’in altında toplanınız ve mücadeleye hazırlanınız. Müftünüz olarak cihad-ı mukaddes fetvası’nı ilan tebliğ  ediyorum.

Müftünün de bu duruşu Milli Şuurdur.

31 Ekim 1919 günü olayların artık patlak vereceği gündür. Bu günün ikindi vaktinde Ermeni askerlerinden bir grup Uzunoluk Hamamı`ndan çıkan kadınlara saldırarak; “Burası artık Türklerin değil! Fransız memleketinde peçe ile gezilmez!..”diyerek bir kadının peçesini zorla kaldırıp ilişmek istedi. Hadiseyi kahvehanede izleyen yerli halk, duruma derhal müdahale ettiler. Fransız üniforması giymiş işgalcilere nasihat kar etmeyince, Çakmakçı Sait ve Gaffar adlı şahıslar kadınları işgalcilerin ellerinden kurtarmaya çalışırken dipçik ve kurşunla ağır yaralandılar.

Bütün bu olanları soğukkanlı bir şekilde seyreden Uzunoluk Camii`nin müezzini Sütçü İmam; “Durun bre densizler! Durun bre köpek soyları! Gün namus günüdür.” diyerek çektiği silahını düşman askerlerine boşaltır. Ermeni bir asker yere yığılır. Sütçü İmamın duruşu milli Şuurdur.

Çanakkale de halkımızın yedi düvele kafa tutması esir olmaması da, Hasan Tahsinin Yunan ordusunun karşısına çıkıp kurşunları sıralaması da,

Niğdeli Şehit Ömer Halisdemirin de, 15 Temmuz da vatandaşımızın darbecilere geçit vermeyişi de Milli Şuurdur.

Milli Şuur ilkesi illaki faşistlik olarak algılanmamalı, sen sahip çıktıkça, şer odakları bu iftarı atacaklardır. Fitne fesatçıların yani bölücülerin en çok kullandıkları silah faşistlik silahıdır. Milli Şuur ilkesini en başta çocuklara işleyerek vereceğiz nesiller büyüdükçe sahip çıktıkça bu şuur yayılır baki kalır. Ailelerin, öğretmenlerin, ustaların bu konuya tam ehemmiyet vermesi gerekmektedir. Çocuklarımızın en fazla güç bulacağı yer bu noktalardır. Peki bu Şuur tam ne demek nelere dikkat edilmelidir derseniz hemen belirteyim.

1- Vatanın bölünmez bütünlüğünü idrak edilmesi

2- Ay yıldız bayrağın dalgalanmasının sağlanması

3- Manevi yata sahip çıkma

4- Örf ve adetlere sahip çıkılması

5- Türkçe konuşulup yazılması

6- Yerlileşmeye, milli üretime gayret gösterme önceliği

7- İlmi ve Bilim konusunda kendi insanımızı ön plana çıkarma

8- Türk eserlerini okumaya teşebbüs

9- Her türlü bölücü, nifak karşısında bir olunma

10- Adapları tam anlamıyla yaygınlaştırma bilinci

11- Milli ve manevi bayramlara sahip çıkma

12- Sinema ve Tiyatroda milli manevi yapımların olması

13- Milli ve Manevi kahramanlarımızı tanıma bilme

Hüseyin Nihal Atsız ne güzel söylemiş, “Milli şuur, bir milletin kendini duyması ve bilmesidir.”

Son sözümüz yine atalarımızdan,

“Ey Türk; üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir. Titre ve kendine dön.”

Saygılarımla,

Murat Gülşan

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum