MURAT GÜLŞAN

MURAT GÜLŞAN

TARİHİ GERÇEKLER

BAHAİ İNANCI

03 Ocak 2020 - 23:13 - Güncelleme: 03 Ocak 2020 - 23:15



Geçtiğimiz yaz elime, Bahai dini ile ilgi bir broşür geçti. Okuduğumda çok şaşırmıştım hiç duymadığım bir dindi. Ve hemen araştırmaya başladım okudukça araştırdıkça şaşırıyor bir o kadarda insanların oraya nasıl aktığına hayret ediyor üzülüyordum. Bana çok garip gelen asla tasvipte etmediğim Bahai dinini siz değerli okurlarımla paylaşıyorum. Kimsenin inancına karışacak değilim, bir saygısızlığımız da yok. Hem bilgi sahibi olunuz hem de böyle bir teklif geldiğinde sizlerde hazırlıklı olasınız diye yazılmış araştırılmış bir yazıdır.
Asıl adı Mirza Hüseyin Ali olan Bahaullah, 1817 yılında İran’ın başkenti Tahran’da dünyaya geldi. 
(Her yazılışlarında Hz. Kelimesini kullanıyorlar)
Babası İran da  bai harekatını başlatıyor ve idam ediliyor kendisi hapishaneye atılır. Bahaullah tutuklanır ve Farsça’da “Siyah Çukur” anlamına gelen ve kötü koşulları ile tanınmış olan Siyah Çal zindanına hapsedilir.  Yetkililer bunun Bahaullah’ın ölümü ile sonuçlanmasını umuyorlardı fakat bunun yerine o zindan yeni bir dinin doğuş yeri olur. Zira dört ay kaldığı zindanda  Bahaullah ilk Tanrı vahyini alır. Böylelikle, Siyah Çal’ın karanlıkları ardından Gerçeklik Güneşi yükselmeye başlar. Buna rağmen  Bahaullah vazifesini ilan etmek için Tanrı tarafından tayin olunmuş saatin gelişini bekler. (Zindanda kendisine vahiy geliyor ama nasıl geldiği ile ilgili açıklama yok. Cebrail mi yoksa direk yaratıcı mı?) Daha sonra hapishaneden sürgün Bağdat a gönderilir. On yıl burada kalan Bahaullah Oradan Osmanlıya sığınarak Edirne ye yerleşir. Dört ay gibi bir sürede İstanbul da yaşamıştır. Edirne’nin Bahailer için önemli olmasının bir başka sebebi ise  Bahaullah’ın 1867 yılında, dünyanın krallarına ve yöneticilerine mektuplar göndererek Elçiliğini evrensel ölçekte ilk kez bu şehirden ilan etmiş olmasıdır. Fransız İmparatoru III. Napolyon’a, Rus Çarı II. Nikolayeviç Aleksandır’a, İngiltere Kraliçesi Viktorya’ya, Prusya Kralı I. Wilhelm’e, Avusturya İmparatoru Franz Joseph’e, Osmanlı İmparatoru Sultan Abdülaziz’e, İran Şahı Nasıreddin’e, Amerika’nın yöneticilerine ve eyaletlerin başkanlarına, Papa IX. Pius’a ve Hıristiyan kilisesinin bütün rahiplerine hitaben yazılan bu mektuplarda, Makamını açık bir dille ilan ederek yeni bir çağın doğuşunun çok yakın olduğundan bahseder.
(Şimdi bugüne kadar sahte peygamber, mehdi, mesih, cemaatler, tarikatlar duymuştuk ama bu din diyor, ve İslam dan üstün diyor.)
Şimdi İslam ansiklopedisinden aldığımız bilgilerle devam edelim. 
Bahaullaha göre “Ona göre Hz. Muhammed’in nübüvvetinin hakikati, on ikinci imamın kaybolmasından (260/873) sonra 1000 yıl devam ederek 1260’ta (1844) kendisinin zuhuru ile sona ermiştir. Esasen o, önce gaybet-i kübrâ döneminde kapatılmış olan mehdîye açılan kapı (bab) olduğu iddiasında bulunmuştu. Bab, gelmesi beklenen, gelişi yakın olan ve Allah’ın ortaya çıkaracağı (men yuzhiruhu’llah) daha önemli birinin habercisi demekti. Aslında bu beklenen sadece mehdî değil aynı zamanda yeni bir peygamberdir. Mirza Ali Muhammed bu iddiasının sonucu olarak Kur’ân-ı Kerîm’in neshedildiğini, dolayısıyla İslâm şeriatının emir ve yasaklarının kaldırıldığını ve el-Beyân ile yeni hükümlerin getirildiğini ileri sürmüştür. Bu noktadan hareketle el-Beyân’ın Kur’ân-ı Kerîm’den üstün olduğunu ve hatta insanoğlunun onun bir tek harfinin bile benzerini getirmeye muktedir olamayacağını söyler. (Yani peygamber efendimizin hükmü bitiiyor kuran geçerliliğini yitiriyor ve kendi yazdığı kitabın kurandan da daha yüksek olduğunu ve kutsal olduğunu vurguluyor.)Bâb Mirza’ya göre her bir harfin ve sayının ayrı bir özelliği ve değeri vardır. Nitekim 19 sayısı Bâbîlik ve Bahâîlik’te mukaddes bir rakamdır ve her şey buna dayalıdır. Yıl 19 ay, aylar da 19 gündür. Her Bâbî, her 19 gün sonunda bir bardak su ile de olsa 19 Bâbî’ye ikramda bulunmak zorundadır. Cenaze namazı dışında cemaatle ibadet kaldırılmıştır. Zekât olarak malların beşte biri verilir. Bâb Mirza’nın doğum yeri olan Şîraz ile hapsedildiği yerler hac merkezi olarak kabul edilmiştir. Sigara içmek, alkollü içki kullanmak, dilencilik yapmak ve dilenciye para vermek yasaklanmıştır. Boşanma câiz, fakat hoş görülmeyen bir husustur. Dul erkekler boşandıktan doksan gün, dul kadınlar da doksan beş gün sonra tekrar evlenmeye mecburdurlar; aksi halde cezaya çarptırılırlar. Her Bâbî en çok on dokuz adet kitaba sahip olabilir. Katil, maktulün vârislerine 11.000 miskal altın ödemek ve on dokuz yıl her türlü cinsî ilişkiden uzak durmak zorundadır. 
Kitab-I Akdes
Kitab-ı Akdes, Bahailik`in en önemli kutsal kitabı. Dinin kurucusu Bahaullah tarafından kaleme alınmıştır. Arapça ``el-Kitab el-Akdes`` adıyla, Arapça yazılmıştır. Yine de çoğunlukla Farsça ismi olan ``Kitab-ı Akdes`` kullanılır. Bazen sadece "Akdes" olarak da anılır. Akdes kelimesinin anlamı "en kutsal, en mübarek"tir.
Kitab-ı ikan
Kitáb-ı İkan (İkan Kitábı), Kitáb-ı Akdes'in (En Kutsal Kitap) haricinde, Hz.Bahaullah'ın en önemli eserlerinden birisi olarak kabul edilir. Bağdat'ta Emrini açıklamasından iki yıl önce Hz.Bab'ın dayısı Hacı Mirza Seyit Muhammed adına sorularına cevap olarak nazil olmuştur.
Bu eserde İlâhî Emrin ispatında Kur'an-ı Kerim, İncil, Tevrat ve diğer semavî kitaplarda, bu zuhura ait delileri açıklamışlardır. 
Prensipleri 
İnsanlık alemi tek bir ailedir 
Irk, din, dil, cinsiyet gibi tüm önyargılar kaldırılmalıdır 
Tüm dinlerin temeli birdir (şimdilik son din İslam ya da Bahailik değildir, gelecekte de dinler gelecektir) 
Din bilim ve akıl ile uyum içinde olmalıdır 
Kadın ve erkek eşittir 
Genel barış için çalışılmalıdır 
Evrensel eğitim hedeflenmelidir 
serbest düşünce ile gerçek araştırılmalıdır 
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır. 
Bahai Dininde tek evlilik (monogami) esastır, kadınlar türban takmak zorunda değillerdir. Tüm dünya ülkelerinde değişik ırksal ve dinsel kökenden gelme (İslam, Hıristiyan, Yahudi, Zerdüştî, Hindu vs) Bahailer vardır. Bahai Dinine göre tüm dinlerin kaynağı ve amacı ortaktır ve birbirine aykırı değildirler. Düşmanlık aracı haline gelmeleri tarihte insanların dinleri güç elde etme amaçlarına alet etmelerinden kaynaklanmıştır. Buna göre Bahailikte "eğer din sevgi ve birliğe değil, düşmanlık ve ayrılığa neden oluyorsa dinsizlik daha iyidir". Daha önceki dinlerde olduğu gibi bundan sonra da insanlara ahlaki ve ruhani eğitim sağlamak amacıyla başka peygamberler geleceğine inanılır. 
Bahai Tapınakları 

Chicago,Wilmette'deki Bahai MabediBahai Tapınakları, her dinden kimsenin sessiz olmak koşuluyla bildikleri şekilde ibadet edebilecekleri mekanlardır. Şimdiye dek her kıtada bir tane olacak şekilde 7 adet tapınak inşa edilmiştir. Bu tapınakların ortak özeliği, bir kubbeleri ve 9 girişleri olmasıdır (dünyada 9 dinin var olduğuna dair Bahai inancını yansıtır). 

İlki Aşkabat’ta 1908’de inşa edilmişti. 1938’e kadar hizmet veren bu tapınak Sovyet rejimi tarafından ibadete kapatıldı; 1962’de bir depremle yıkıldı. Bu ilk tapınak; hastane, okul, hostel gibi başka bir çok birimi içeren bir kompleks idi. 

1953 yılında ABD’nin Illinios eyaletinde Chicago’nun kuzeyinde bir Bahai mabedi tamamlandı. 
Daha sonra inşa edilen tapınaklar sırasıyla şu ülkelerdedir: Uganda(Kampala), Avustralya (Sidney yakınında), Almanya (Frankfurt’un dışında), Panama (Panama City yakınında), Batı Samoa (Apia), Hindistan (Yeni Delhi) 
En yeni Bahai Tapınağı olan Hindistan, Yeni Delhi’deki tapınak, 1986’da tamamlandı. Pek çok mimari ödül aldı. İngiltere, Almanya, İsviçre, Türkistan ve Amerika'da Bahâîlik'le ilgili yayınlar yapılmaktadır. Amerika'da iki yılda bir "Bahâî World" (Bahâî Dünyası) adıyla yayınlanan bir yıllıkları vardır. Bahailik günümüzde içlerinde ülkemizin de bulunduğu dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde Bahai inancını taşıyan topluluklara rastlanmaktadır. Ülkemizde Bahailer genelde İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerde yaşamaktadırlar ve sayıları 20.000 civarındadır. Yaklaşık olarak dünyada 2.000.000 civarında Bahai bulunmaktadır. Türkiye de TÜRKİYE BAHAİ TOPLUMU isimli internet sayfaları var. 2008 yılında Türkiye Bahailer Milli Ruhani Mahfili Dış İlişkiler Temsilciliği Direktörü Prof. Dr. Cüneyt Can, YÖK tarafından ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı’na atanmış.
Türkiyede bahailiğin yasak olması ile ilgili kararlar:
1-Türk yargıtayı,13.10.1962 tarih ve 1252 esas,2435 sayı kararla bahailiğin ayrı bir din sayılmıyacağını ve öyle kabul edilmiyeceğini tescil etmiştir böylece Bahailik Türkiye de bir azınlık değil sapık bir tarikat ,gizli bir dini cemiyet hüviyeti ile Türk kanunlarının takibati altındadırlar
2- Gaziantep Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1970 tarih ve 81/286 sayılı kararı:
Bahailigin bir Din olmadıgı, Diyanet işleri Baskanlıgı’nın 19.8.1973
tarih ve 2297 sayılı yazısı ve ona ilişik rapordan , Bahailik
Türkiyede bir din olarak kabul edilmemektedir. Memleketimizin tarihsel, sosyal ve diger kosullarının olusturdugu sartlara göre Bahailigin bir din olmadıgı, dosya arasında bulunan Diyanet Işleri Başkanlıgı’nın 19.8.1973 tarih ve 2297 sayılı yazısı
ve ona ilişik rapordan anlaşılmaktadır. Bu hale göre, Bahailik memleketimizde bir din olarak kabul
edilmemektedir.
Son söz benden gelsin kardeşim ne işin var başka dinlerde ALLAH C.C sana Müslümanlığı vermiş ne macera arar durursun  “Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. ”Ali İmran suresi 19. Ayet 
19 rakamına önem veren Bahailer Ali İmran suresi 19. Ayeti de pas geçmeyin sakın. Birde çok önemli ayrıntı bakın bakalım genel merkezleri neresiymiş? Bahâîliğin genel merkezi İsrâil'in Hayfa kentindedir.
Selam ve dua ile kalınız.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum