Reklam
Reklam
Mücahit GÜLER

Mücahit GÜLER


ŞEYTANIN ARACI

26 Ekim 2019 - 17:08
Reklam

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيم

 

Bizlere kul olma şerefini veren Allah’a hamd, kulluğu en güzel bir şekilde hayatında uygulayıp bizlere örnek olan Rasulullah’a salat-u selam ve kul olma noktasında bizler için her biri bir yıldız olan ashaba ve dava büyüklerimize selam olsun...
Tarih boyunca gönderilen bütün peygamberlerin amacı beşeri, insanı kamil mertebesine çıkarmaktır. Yani kul olma makamına eriştirmektir. Kul olma makamı, rıza makamıdır. Kulun Allah’tan cc razı olduğu, Allah’ın da cc kuldan razı olduğu makamdır. Beşeri duygulardan arınmayan kişi kulluk makamının tadına erişemez. Bu makama erişmek için imtihanlarla mücadele etmek gerekir. Bu imtihan çeşitlerini temelde üçe ayırmıştık. Buna muhteşem üçlü adını vermiştik. Bunlar; nefis, şeytan ve çevre…

Nefisle alakalı konuya ‘’nefsin nesnesi olmak mı? İmanın öznesi olmak mı?’’ Başlıklı yazımızda değinmiştik. Bu yazımızda ise imtihan anlarında davranışlarımızı, konuşmalarımızı, duygu ve düşünce dünyamızı etkileyen ikinci büyük etken olan şeytan üzerinde duracağız inşallah.

Nasıl ki bir boks maçına çıkmadan evvel rakibi tanımadan güçlü ve zayıf yönlerini araştırmadan çıkılmıyorsa; işte bu misal gibi Rabb’imiz de imtihan esnasında duygu, düşünce ve davranışlarımızı etkileyen şeytanı tanımadan ve bize nasıl saldıracağını öğrenmeden onunla mücadeleye kalkışmamamızı emrediyor. Yüce kitabımız Kurani Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor: ‘’.....şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.’’(Bakara-168) Rabbimiz şeytanın net bir şekilde bizim düşmanımız olduğunu belirtiyor ve onun adımlarını izlemekten bizi açıkça men ediyor. Çünkü kimin adımlarını takip edersek onun yolundan, onun peşinden gitmiş olacağız. Şeytanın adımlarından maksat ise Kurani Kerim’de şöyle buyruluyor: ‘’Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir. (Nisa-120)

 

Şeytan insanları boş umut ve vaadlerle kendi adımlarını takip etmeye davet eder. Şeytan Sıratı mustakim (dosdoğru yol) yolunda oturur. Sonra da suni (geçici) heveslerle insanları aldatıp kulluktan uzaklaştırmaya çalışır. Şeytan dosdoğru yolun üzerine oturduktan sonra insana dört farklı şekilde yaklaşarak onu Allah’a kulluktan uzaklaştırır. Ayeti Kerime’de şöyle buyuruluyor: “Sonra onların önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından (her yönden onları azdırmak için) yanlarına gelip sokulacağım (onları azdırıp saptıracağım.) Sen de onların çoğunu, şükrünü (kulluğunu) yerine getirenlerden bulmayacaksın.” dedi. (Araf-17)

 

Şeytanın insana dört farklı şekilde yaklaşma konusunu biraz açalım. Şeytan, İnsanı en zayıf yanından vurmaya çalışır. Bu zayıf anı yakalamak için sürekli fırsat kollar yada fırsatlar oluşturmaya çalışır. Şeytan en kolay soldan yaklaşarak insanı kandırır. Kötülükleri açıkça söyleyerek vesvese verir. ‘’Dini emirlerin terkini ve haramlara dalmayı açıkça söyler.’’ Şeytandan böyle bir vesvese duyduğumuz da hemen aklımıza şu ayet gelmeli: “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O işitendir, bilendir.” (Fusillet-36)

 

Zayıf iradeye sahip insanlar, şeytandan bir vesvese geldiği zaman ona karşı koyamaz ve vesveseye aldanır. Bu tarz insanlar öncelikle imanını artırmak, sonra da iradesini kuvvetlendirmek için mücadele etmeli. Vesvese anında da Rabb’ine sığınmalı ki ‘iradenin bittiği yerde iman devreye girsin.’

 

Şeytan’ın insanı kulluktan uzaklaştırmak için kullandığı ikinci yolu ise İnsana arkadan yaklaşarak üç farklı şekilde kandırır. Birinci yöntemi insan geçmişini temizleyip günahlardan arınmak, reset atmak ve tövbe etmek istediği zaman; şeytan hemen insanın arkasından vesvese vermeye başlar ve şöyle seslenir: şimdiye kadar o kadar çok günah işledin ki, o kadar çok haramlara daldın ki, filan yerde şöyle şöyle yerde ahlaksız işler yaptın, ticarette şu kadar insanı kandırdın deyip buna benzer kulun işlediği günahları aklına getirir. Sonra da ona şunları telkin eder: ‘’Bu kadar günah işledikten sonra Allah seni affetmez. İnsana işlediği günahların büyüklüğünü, Allah’ın cc merhametinin ise küçüklüğünü telkin eder.’’ Şeytanın ikinci vesvese yöntemi ise ‘’yaptın mı tam yapacaksın’’ yöntemini kullanır bugün tevbe edeceksin, yarın tövbeni bozup tekrar günah işleyeceksin. Bu yaptığın Allah’ı kandırmak olur, onunla alay etmek olur. İyisi mi bu bozuk düzenin bırak devam etsin der. İblis’e şu ayetle cevap vermeliyiz: “De ki (Allah şöyle buyuruyor): “Ey nefislerine karşı (günah işleyip) aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah (şirk koşan ve inkâr edenler dışında, dilediği kimseler için)* bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.” (Zümer-53) Rabbimizin merhameti, gazabını (öfkesini) aştığı için, insanın ölmeden evvel nasuh bir tevbe ile yapılan bütün günahları affeder deyip işimize bakacağız.

Şeytan’ın arkadan üçüncü vesvese verme yöntemi ise şöyledir: ya Müslüman olmayan atalarını ona hatırlatır. Biz atalarımızı bulduğumuz hal üzere devam ettirmeliyiz dedirtir. Yada Müslüman atalarının yaptığı yanlışları ona hatırlatıp, bu yanlışın faturasını da dine mal eder. Bu Müslümanlar da zaten hep böyledir. Din, iman deyip insanları aldatıyorlar düşüncesini telkin eder. İblise burada şu cevap verilir: bizim için delil Kur’an-ı Kerim ve Sünnettir. Yani nassa uygun olmayan hiçbir ameli kabul etmeyiz ve hiçbir yanlışı da savunmayız. Nass bizim için barkod cihazı gibidir, cihazdan geçen bütün amelleri alırız, geçmeyen amelleri ise terk ederiz.

şeytanın yaklaşma yöntemlerinden sadece iki tanesine değinmiş olduk. Konuya burada ara verelim. Bir sonraki yazımızda şeytanın önden ve sağdan nasıl yaklaşacağına değineceğiz inşallah. Rabbim bizleri meseleyi hakkıyla anlayanlardan ve yaşayanlardan eylesin...

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum