Mücahit GÜLER

Mücahit GÜLER


Misalin Dünya Mı, Güneş Mi?

20 Şubat 2021 - 15:13

Misalin Dünya Mı, Güneş Mi?
 
    Güneş dünyanın hem hayat kaynağıdır hem de aydınlık kaynağıdır. Güneş yoksa dünya da yoktur. Güneş dünyayı aydınlatarak, ısıtarak, ekinlerin yeşermesini, insanların büyümesini sağlayan ve daha nice faydaları olan bir yıldızdır. Dünya ise dışarıdan takviye almadıkça zifiri karanlığa gömülü bir gezegendir. Bazı insanların misali de dünyaya benzemektedir. Nasıl ki güneş olmadan dünyanın bir kıymeti yoksa, insanın da kendisinde bir fikir olmadıkça kıymeti yoktur. Güneşin aydınlattığı yer aydınlık, güneşin olmadığı yer karanlıkta kaldığı gibi bazı insanlar da böyledir (çok az insan güneş gibi etrafına ışık saçar). Sabit bir fikri yoktur, dışarıdan edindiği fikirleri bazen hayatına uygular, bazen de uygulamaz. Fikirlerin uygulandığı yerler aydınlık, uygulanmadığı yerler ise karanlıktadır. Zihin dünyamızın ne kadarını aydınlattık, ne kadarını aydınlatabiliyoruz? Bunları sorgulama vakti gelmedi mi? Karanlıkta kalan zihnimize ve dünyamıza ne kadar etki edebiliyoruz? Fikirler, körpe zihinleri uyandırmak için değil midir? Zihinleri fikirlerle inşa etmiyorsak, fikirlerin veya zihinlerin varlığının ne önemi var?
 
Bilincin temelinde farkındalık yatar. Bilinci tarif ederken “varoluşunun, duygularının, düşüncelerinin ve çevresinin farkında olma hali” denir. Bu dört şeyin farkında olmayan, zihin dünyasını inşa edebilir mi? Varlığımızın ne kadar farkındayız? Duygu dünyamızın ne kadarını hissedebiliyoruz? Düşünce dünyamızın ne kadarını inşa ettik, ne kadarı karanlıklara gömülü? Davranışlarımızın ve çevremizin ne kadarının farkındayız? Farkında olmadan, bilinçsizce yaptığımız şeylerin hayatımızın neredeyse tamamını kapladığını görebiliyor muyuz?
 
Bazı insanların misali ise, gece ve gündüze benzemektedir. Bazen iyi, bazen kötü olurlar. Bazı yönleri güzel, bazı yönleri çirkindir. Bazı konularda olgun hareket ederler, bazı konularda cahilce davranırlar. Bazı yönlerini düzeltirler, bazı yönlerini düzeltmeye gerek duymazlar. Bir yanan bir sönen ampul olmayı severler. Bazıları bu durumda olduklarını da bilmezler. En kötüsü de bu yaa…
 
Dünya gibi kendisine faydası olmayan insanlardan olmayalım.  Böyle bir insan olmamanın yolu ise Jules Payot’un dediği gibi, “duygu ve düşüncelerimize misafir” muamelesi yapmamaktan geçmektedir. İradeyi ve imanı kuvvetlendirmenin yolu duygu ve düşüncelerimize misafir muamelesi değil, ev sahibi muamelesi yapmaktan geçmektedir. Güneş gibi etrafına ışık saçan, insanlara yol gösterip onları aydınlatan, insan yetiştiren ve rol model olan insanlardan olalım. Öğrendiğimiz hakikatleri yaşamalı, hissetmeli, kalıcılığını sağlamalı ve bunu dışarıya aksettirmeli yani yansıtmalıyız. Hakikatlere teslim oldukça temsiliyetimiz artacak, anlatan değil yaşayan olmaya başlayacağız. Zaten en önemli tebliğ temsiliyet değil midir? Temsiliyetin yansıması olmadıkça davetçi olmamız mümkün mü? İnsanlığın ve İslam’ın temsiliyetini yansıtamıyorsak, bakıldığında insanlığın hakikatini ve Allah’ı hatırlatmıyorsak “insan olmanın” bir kıymeti var mı?


Mücahid Güler

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum