İÇİNİZDE HAYRA ÇAĞIRAN, İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜKTEN...
Reklam
Reklam
Reklam
MİSAFİR KALEM

MİSAFİR KALEM

İÇİMİZDEN BİRİLERİ

İÇİNİZDE HAYRA ÇAĞIRAN, İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜKTEN ALIKOYAN BİR TOPLULUK BULUNSUN.

01 Ağustos 2019 - 21:51

Aslan MÜCAHİT


 Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri sabah namazına kalkar. O gün çok endişeli, mahzun ve telaşlıdır. Talebeleri şaşırır ve üzülürler.Mevlana Celaleddin (K.S.) Sabah namazını alışılmışın dışında, her zamankinden daha hafif kıldırır. Kısa sureler okur. Evrad-ı Tesbihatın yarısını yaptırmaz. Sanki cenaze namazına geçilecekmiş gibi bir hal vardır mescidde! Her şey kısa tutulmakta, kısa sureler okunmakta, her sabah namazından sonra İşrak vaktine kadar uzun uzun okunan dua ve zikirler, evradlar okunmamaktadır.Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri sükut ederek namazını tamamlar. Yerinden kalkar ve koşa koşa mescidinden çıkıp gider. Talebeleri de peşinden fırlarlar. Korku içinde hocalarını aramaya başlarlar. Sanki kıyamet kopmak üzeredir.Ya da acil baskın yapmak üzere olan düşmanın hışmından kaçılmaktadır. Mevlana Celaleddin (Rh.A.) önde talebelerden yetişebilenler arkada, ötekiler istikamet tayini ile meşgul bir halde.Endişe had safhada! 
  Bir müddet böylece koşuştuktan sonra herkes hocalarının nerede olduğunu ve nereye gittiğini anlayıp çevresinde toplandıktan sonra hakikat anlaşılır.Mevlana Celaleddin-i Rumi bu gün idam edilecek bir gencin son anlarına yetişmek için acele etmektedir. 
  Kan ter içinde kalmış bir halde Cezanın infaz edileceği alana yetişir. Fakat olan olmuş ve idam tamamlanmıştır. Genç adam boynu eğilmiş bir halde ipte sallanmaktadır. Herkesi şaşırtan ve dehşete düşüren bir hadise olur. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri gözyaşları içinde ölen gencin ayaklarına sarılmış hıçkıra hıçkıra ağlamaktadır. Hocamıza yakın olanlar hıçkırıklar arasında şu sözleri tekrar tekrar söyleyerek Mevlana (K.S.) nın ağlamakla boğulduğunu gözlerler:
Bizi Affet! Sana Yetişemedik!.  Ne olur bizi affet sana yetişemedik.! Hakkını helal et sana yetişemedik.!
Talebeleri Şaşırırlar. Halktan tepkiler yükselmeye başlar. Herkes birbirine bakışıp lehte ve aleyhte yorumlar yapmaya başlarlar. Biri dayanamaz ve Mevlana Celaleddin (K.S.) Hazretlerine sorar:"Hocam bu adam cinayet işledi, zina etti, hırsızlık etti. Yapmadığı suç ve eylem kalmadı. Biz de mahkeme kararı ile onu astık. Neden ayaklarına kapanıp af dilersin?Mevlana Celaleddin (K.S.) Başını ağlamaklı gözlerle kaldırıp Şu Cevabı Verir: Biz ona çocukluğunda yetişebilseydik, onunla ilgilenseydik , kötülüğüne mani olabilseydik,ONU islamla eğitseydik bu işleri işlemezdi. Hata bizdedir. Onun için helallik diliyorum. Hakkını Helal et delikanlı sana yetişemedik. 
   Evet gelelim maddiyatın hazzın hızın tavan yaptığı maneviyatın hiçe sayıldığı 21.yüzyılın karanlık huzursuz emniyetsiz bugünün dünyasına… 
  Haber bültenlerimiz, gazete manşetleri 3.sayfa haberleri Tüik ve Emniyet teşkilatımıza ait çeşitli zaman ve zeminde gerçekleşen vakıalardaki istatiksel veriler bize şunu gösteriyor ki suç ve suçlular bu toplumda maalaefe almış başını gidiyor. Yerinde saymıyor, devamlı güncellenen suç suçlu ve yöntemleri ile insanlık ailesi her geçen gün adeta güvensizliği yaşıyor. İnsanlar patlayacak adeta pimi çekilmiş bomba vaziyetine düçar olmuşlardır. Cinayet, gasp, taciz, hırsızlık, kötülük adına ne varsa sokağımızda, caddemizde ekranlarımızda. Suça teşvik eden, suçu kolaylaştıran, suçu masum gösteren diziler, filmler, programlar senaryolar, senaristler, sosyal medya ve beşeri ideolojileri soran sorgulayan, tartışan, bunları masaya yatıran konuşan hiç mi hiç yok. Ortada suç varsa suçlu da vardır dimi. 
   Peki şunu sorduk mu hiç suça teşvik etmek, suça zemin ve ortam bulmak suça ortak olma değil midir? Kötülükleri masumane bir şekilde çeşitli algı yöntemleri, algı cihazları ile insanlığın kanına, kalbine damarlarına, evlerine adeta bir uyuşturucu gibi zerkeden kişi, kurum ve ideolojileri sistemleri bu bağlamda aklayacak mıyız. 
   Günaha batmış, suça bulanmış olanlardan tiksindiğimiz, onları kınadığımız kadar, onları o hale getiren, onların ruh ve maneviyat dünyalarını berbat edip, onların saf tertemiz fıtratlarını bozan, erdem, ve ahlak katillerini neden gündeme almıyor gerekeni yapmıyoruz. 
    Allahın hükümlerini hiçe sayarak, insanlığın huzurunu barışını emniyetini yıkan sözüm ona çağdaş ideolojileri ve uygulayıcılarını, o ideolojilerin gölgesinde fıtrata, bilime, akla, dine aykırılığı gün gibi aşikar olan her türlü haramı, günahı meşrulaştıran medya ve yöneticilerini, onlara izin verenleri, onları fonlayanları, onlara reklam vererek o medya sahiplerini palazlandıranları tenkit ettik mi ya da kınadık mı acaba hiç.
  Beşeri ideolojilerin hakim olduğu toplumlarda her gün her dakika her saat nice canların hem dünyası hem de ahireti heba ve heder olmuyor mu?       Birileri birilerinin ağına düşüyor, birileri ya hapse ya da mezara giriyor.Birileri namusunu birileri imanını birileri ahiretini kaybediyor.
  Mevlâna'nın dediği gibi yetişmiyoruz, ilgilenmiyoruz, elimizden kayıp gidenlere ulaşmıyor umursamıyoruz.    Hakkı güzel ve hikmetli sözlerle anlatmıyor, münkerle gençlerin arasına setler çekmiyoruz ya da o münkeratlara kendimiz set olmuyoruz. Adeta susuyoruz, banane ya diyoruz. Bahanelere sığınıyoruz. 
  Bugün biz de bu köşelerden, ekranlardan, manşetlerden artık şu itirafları açıkca yapmalı ve konuşmalıyız. 
  Evet, Bonzaiye kurban gidenlere yetişemedik. Bonzai zehir tacirlerine engel olamadık. İçkiyle, kumarla, kadınla, gece hayatı adı altında, eğlencesi haz ve hız aldatıcı süslü kelimelerle aldatılan, kandırılan imanları çalınan gençliğimize yetişemedik. İman ahlak çalıcı hırsızları ve katilleri durduramadık. 
  Bir kısım eğitimci kılıfına bürünmüş sahte aydınların, kendi heva ve heveslerinden uydurdukları beşeri ideoloji ve fikirlerle bu milletin çocuklarına ve gençliğine Allah'sızlığı, dinsizliği aşılayan, dışardan finanse destekli ve güdümlü akımlarına dur diyemedik. 
  Yetişemedik beşeri ideolojilere yem olan insanlara. Yetişemedik bir hiç uğruna birbirilerini öldüren kesen doğrayan genç neslimize. Temizlemedik din düşmanlarının ve Tv.lerin, SOSYAL MEDYANIN kirlettiği beyinleri ve kalpleri.. Söndüremedik hanelerdeki sokaklardaki kalplerde ki yangınları, halbuki büyük bir yangın çıkmıştı, büyük hem de kocaman bir yangın, içinde kendimiz, evimiz eşimiz çoluk çocuğumuz dostumuz komşumuz neslimiz mahallemiz şehrimiz ülkemiz yanıyordu cayır cayır. 
  Cayır cayır yakılıyorlardı gözümüzün önünde. Hem de canlı canlı İşin en acısı yanan bu insanlar yandıklarının farkında bile değillerdi öyle narkoz etkisi zerkedilmişti ki. 
  İmanları katlediliyordu, ahlakları imanları bombardımana tabi tutuluyor, kapleri ve beyinleri batıl söz davranış, filler ve filmlerle programlarla uyuşturuluyor devamlı işgal ediliyordu da biz de yetişemedik. 
  Kurtaramadık bir itfaiyeci edasıyla yola revan olup, söndüremedik gönülleri yakıp kavuran fikir ve ideoloji yangınlarını. Su serpemedik gönüllerine, Allahı ve onun sevgisini öğretmedik, öğretemedik sevdiremedik RAHMANI, belletemedik Tevhidi.
  Bir şey vermediklerimizi, yetişemediklerimizi suçladık durduk. Kolaya kaçtık, suçu kendimizde görmedik hiç. Suçu ideolojilerde medyada sistemde aramadık hiç. Karşımda müthiş bir yangın var diyen üstadı da anlamadık. Anlamak istemedik. 
  Anlamak istemedik, mesul olduğumuzu, sorumlu olduğumuzu. Ahlaksız bir dizi film oynar bana ne ya deyip GÜLDÜK geçtik. O film ve dizi bombardımanından etkilenen ve ahlakı bozulan bir nesil olduğunu hiç mi hiç hatırımıza getirmedik. Bilmem kaç gönüllü Stk ile bilmem kaç müftü vaiz ilahiyatçı hoca akademisyen hocaefendiler ile YETİŞEMEDİK, YETİŞMEDİK, YETİŞMİYORUZ. BİZ SUÇLUYUZ BİZ. 
   İdeolog ve ideolojilerin yaktığı  ahlaksızlık şirk fitne ve yangınları karşısında  bu yangını söndürmeye gayret etmeyenler, yangını söndürmeye koşmayanlar BU YANGINA SU TAŞIMAYANLAR, bu yangından ve yananlardan mesuldürler. O zaman haydi yangınları söndürmeye. 
  Haydi gençlerimizi kurtarmaya haydi kurtarırken kurtulmaya.      
  Haydi İman ve ahlak katillerine engel olmaya.
  İçinizde hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir. (Ali İmran. 104 )
Ey Harun, Ömer,  Ahmet,  Muhammed....! ler.





 

YORUMLAR

  • 0 Yorum