MİSAFİR KALEM

MİSAFİR KALEM

İÇİMİZDEN BİRİLERİ

BİR DOKTOR KOLAY MI YETİŞİYOR???

18 Şubat 2021 - 22:54

BİR DOKTOR KOLAY MI YETİŞİYOR???

Arka arkaya gelen ölüm haberleri.
Bu sefer ölen/öldürülenler eşleri tarafından cinayete kurban giden kadınlar değil.
Üç fidan...
Doktor...
Üstelik gencecik üç doktor.

Bir günde ülkenin değişik bölgelerinden gencecik 3 DOKTOR İNTİHAR ETTİ!! haberleri geldi. Acaba neden intihar ediyordu bu gencecik doktorlar. Öyle ya, dışarıdan bakan herkes için güzel bir hayat yaşıyordular. Kariyer ise, kariyer. Maaş ise, maaş. Statü ise statü. Daha ne olsundu ki?
Gerçektende öylemi acaba?
Öyle değil işte. 
Derler ya hani;
KAZIN AYAĞI HİÇTE ÖYLE GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL.

Herşeyden önce ve önemlisi doktor olmak için ufak tefek, öyle böyle fedakarlık yaparak değil çok büyük fedakarlıklar ile o makama ve mevkiye geliyorlar. Doktorluk gibi insanı yaşamaya ve yaşatmaya odaklı mesleği seçiyorsan çocukluğunu yaşamayacak, ergenlik şımarıklığını atlayacaksın.

Ailenin akıl küpüsün...
Gurur kaynağısın...
Sen saçmalayamazsın.
Annen ve baban senden kendilerinin yapamadıklarını bekler.
Sen okumalı, daha çok okumalı, devamlı okumalısın.

Sonra?
Sonra yarış başlar.
Sınıf, okul, ilçe ve il birincisi olmalısın. Oysa onunda bir hayalleri vardı. Çocuk veya çocukça dahi olsa. Sonunda geceyi gündüze katarak istenilen başarı kazanılmış; 
BENİM ÇOCUĞUM DOKTOR olmuştu.  Eeeeee...
Senin hayallerin nerede?
Ona, o hayallere ne olmuştu?
Senin de gerçek hayalin bu muydu?
Hoş; kim hayalini yaşıyordu ki, dimi? 

Aradan günler, haftalar ve aylar geçer.
Mesleğe başlanılmıştır. İşin güzel tarafları kadar; zor, stresli bir o kadar da omuzunda büyük bir yükün ve vebalin olduğunu aylar ayları, yıllar yılları kovaladığında daha iyi anlar doktorumuz. Resim, artık banyodan çıkmış ve netlik kazanmaya başlamıştır. Zora hoşgeldin!

Zeki insan, iş mesleğe başlamaya gelince buna değmediğini görür, kocaman bir hayal kırıklığı yaşar. Önce meslektaşından psikolojik baskı görür sonra amirlerinden yâda onların kayıtsızlığı senin adalet anlayışını bitirir. 

Yarış devam etmektedir. Şimdi de performans sistemi esir almıştır bedenini. Hadi ne kadar hasta o kadar para. Para istiyorsan hasta bak. Önemli değil muayene etmen, sayısal olarak bak yeter. 3 hasta 10 lira, 80 hasta....

Hani duygular nerde...
Nerede hastayla göz teması...
Nerede elle muayene.
Oysa ne güzeldi eskiden. Eskiler hep   o eskimeyen doktor hikayeleri anlatırlardı.
Doktor bana dedi ki: 
-Kızım bu ilaçları böyle kullan, şöyle yap ..
gibi babacanca tavırlar. Daha neler neleeeer. 
Bunun için mi okumuştu?
Bunun için mi çocukluğundan... Bunun için mi gençliğinden vaz geçmişti?
Hani; en İTİBARLI MESLEKti DOKTORLUK.
Hani; hürmet görürdü.
Oysa; haketmedikleri halde fiziksel ve psikolojik mobinglerle sadece doktorlar değil tüm sağlık çalışanları depresyonda. Pandemi de bile kıymet görmediler.
İki alkış...
Şak şak...
Yeter. 
Hatta fazla bile. 
Neyine yetmiyor.
Asgari ücret şu kadar, senin aldığın neyine yetmiyor değil mi?
Asgari ücretli ...... devirip yatarken o sabahlıyor, uyku nedir bilmiyor ona küçük yaşlardan itibaren can teslim ediliyordu. 

Bu kadar problem...
Bu kadar sıkıntı...
Bu kadar stres ve mobbing...
Gösterilmeyen nezaket...
Verilmeyen taktir ve teşekkür... 
Ne yapalım???
Ne yapalım yâni görmezden gelip devam mı edelim?
Şimdi kimi suçlayalım?
Kime kızalım?
Söyleyin hanımefendiler, 
Söyleyin beyefendiler, 
BİR DOKTOR KOLAY MI YETİŞİYOR!!!

İnsan olarak üzülüyorum...
Dahası da mesleğe adanmış saçma bir ömüre üzülüyorum.
Ölen doktorlarımıza meslektaşlarıma Rabbimden rahmet eşlerine ve en yakınlarına baş sağlığımı iletiyorum.

Sağlıklı Günler
Şenay GÜNER

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum