Reklam
Reklam
Mehmet Nuri BİNGÖL

Mehmet Nuri BİNGÖL

TASVİR

"EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ"

03 Kasım 2019 - 15:15 - Güncelleme: 03 Kasım 2019 - 15:34
Reklam

Başlıkta, bir kanalda devam eden  diziden ya da bir türkü mısraından bahsedeceğim düşünülmesin. 

Herkesçe bilinir. Eşkıya  “şâki” kelimesinin “çoğul”u ve isyancılar demek. İsyancının en büyük hususiyeti nizama tabi olmamasıdır. 

Bunları derken zihnime bin voltluk bir “ışıldak” gibi aksetti: “Elhakku yu’la vela yu’la aleyh” 

Yani “Hak yücedir ve Hak’tan daha yüce bir şey yoktur.” 

Belki de denilecek hemen: Hak ile “nizam”ın ne alakası var diye?.. 

Hak her zaman bir nizama dayanır. Zulümse anarşi ve bozgunculuğa… Ondandolayıdır ki “ Fitne katlden beterdir” ( Bakara, 191) buyurulmuş. 

*

1 Kasım seçimlerinden önceki yaz İstanbul’daydım. Kadim ya da eskimez kimi dostları görmek, eski ve köklü günleri yad etmek, fikir alış verişi yapmak için  Fethi Paşa korusundaki Dilruba Restoran’da idik. 

Restoran işletmecisi Said Beyîn tarifi üzerine birazcık “sağlık yürüyüşünden(!)”  sonra mezkur mekana ulaştım. Selam,  kelam ve ikramdan sonra akşam namazı için açık hava mescidine  geçmiş, namazı  cemaatla kılmıştık. 

Tesbihatın ardından sohbet cemaatına üç dört kişinin daha geldiğini gördüm. Bana Risale’den ders okutma lütfunda bulundular. 

Sünuhat’taki “ Kur’an’ın Hakimiyet-i Mutlakası” makalesinden haraketle Risale-i Nur ve Üstad’ın “Kur’an’a ayna” olduğu, “ Kur’an’ın hakiki müfessiri sünnet”  mihengiyle vifak içinde olduğu derecede itibar görmesi gerektiğini, bizzat Bediüzzaman’ın beyanı olduğunu dilim döndüğünce izah ettim. 

Dersten sonra çaylarımızı yudumlarken, fikirlerinden “bir gazete” çevresindenolduğunu anladığım biri, artık Türkiye’de darbe tehlikesinin olmadığını, öyleyse artık “ehven-i şer” ölçüsünü bırakarak marjinal bir partiye oy verilebileceğini izah buyurdu!

O zaman verdiğim cevabımda bugün de musırrım. Eğer askeri talebelere ve  sivil eğitim müesselerinde okuyanlara,  “darbe karşıtlığı”nın bir vatanseverlik ve İslam Dinimizin iktizası olduğu tam olarak  şuur halinde verilmezse , her zaman bir darbe tehlikesinin olabileceğini demiştim. Serde az buçuk eğitimcilik de var ya! 

O halde marjinal partilere değil, “ en âzam” şerrin gelmemesi için AK PARTİ”yi “ehven-i şer” olarak destekleyip,  “ onlara faydanız dokunsun” emr-i Üstadâneleri gereği davranmanın lüzumunu anlatmaya çalışmıştım. 

Bugünkü kanaatım biraz daha değişti. Demek ki asker-sivil öğrencilerin bir kısmı darbeci mantıkla yetişse bile milletimizin kahir ekseriyeti  darbelerin bizi elli yıl geriye götüreceğini anlamış ve “Başkomutanı”nı “dış zındıka örgütlere”ne yedirmeyerek, yeni bir intihar girişimine kalkışacak bambaşka darbe heveslilerine de aynı tokadı vuracağını göstermiştir; bu “olgunluğu”yakalamıştır. ABD EŞKİYASININ "ARKADAŞLARINCA" GİRİŞİLEN İSYANI BASTIRARAK BU EŞKİYA DEVLETE OSMANLI TOKADINI BASMIŞTIR...
*
Piyasada bazı “silik söz”ün  dolaşması da bizi bizar ediyor. Bir yandan da tarihi ve sosyolojik müşahedelerim bana şunu gösteriyor ki bu “silik söz” sahiplerini ikna değil “ilzam” edecek bir cevap cihanın hiçbir yerinde  yoktur- maalesef.  Çünkü hakikatın,  kendi yaydıkları “şüphe ve tereddüt” sislerinin tam tersinde olduğunu – Romancı Tarık Buğra’nın tabiriyle  domuzuna- bilmektedirler amamesleklerine –son bir çırpınışla- revaç vermeye devam için öyle davranıyorlar. 

Çünkü “bu sıfat”taki kişilere Büyük Üstad Said Nursi  “Gayr-ı Memnun” sıfatını takar ki “vasat yol” olan “ehl-i sünnet”in biri ile bunların koca fezada bile kesişecek bir ciheti bulunamaz. “ Allah göstermesin bunlardan biri bin sene yaşayacak olsa hülya ile yine mümkün hükumeti beğenmeyecektir. Ben, bunlara anarşist nazarıyla bakıyorum.”( Münazarat) 

Bu kaynağın dışında – bence- bugünlerde tekrar ele alınması gereken bir eser de “Sünuhat”. Melun Fetö sempatizanları ve “kankası” siyasal İslamcı (güya) ve siyasal nurcular vatan, şehadet mefhumlarını  “tartışmaya” açtıkları için bu mevzulara berrakça temas eden “Sünuhat”a dikkat çektim. Risale’deki diğer  izahları da unutmadan elbet.

YORUMLAR

  • 0 Yorum