Levent TOPALOĞLU

Levent TOPALOĞLU


İmtihan Sırrı

09 Ocak 2021 - 12:53

İMTİHAN SIRRI

Allah’ın ve Resul’unun selam ve bereketi üzerinize olsun.
Kâinat bir düzen üzerine yaratıldı. Bu görünen âlemin altı başka, üstü başkadır. İçinde bulunduğun şu maddî âlemin üstünde, bir mânâ âlemi mevcuttur. 
Zahiri gözlüklerle dünyaya baksan, perde arkasını göremezsin. O halde gerçeklerden haberin yok demektir. Dünya sadece bir oyun ve oyalamacadan farksız bir yer hükmündedir.
Peki kâinatın, dünyamızın ve içindekilerinin, hesap edilemez lütuflarla yaratılmasındaki hikmeti bu mudur?
Başıboş değilsin. Her an izleniyorsun. Uyan!
Bunun için batıni gözlükleri takmak ve yeniden bakmak gereklidir. Yeni manaların ortaya çıktığını göreceksin.
Şu dünya yüzünün yaratılmasının binler hikmetlerinden biri de; imtihan sırrıdır. 
Şunu bilmek gerekir ki; İster nimet olsun, ister nikmet! Ne isabet ediyorsa insana, her şey birer imtihan vesilesidir. O halde her adımı düşünerek ve insanlığımıza lâyık şekilde atmak icap eder.
 ‘’Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele.’’
(Bakara suresi 155)
Ayetinde de belirtildiği üzere, imtihan konuları açıktır. Rabbimiz; ‘’Kullarımı imtihan etmeden bırakmam’’ buyurmuştur. İnsan; en başta canı, malı ve evladı ile ilgili  konularda imanı ile imtihan edilecektir. Artık biliyoruz ki; bize isabet edecek her şeyde sınanmaktayız. Sahip olduğumuzu zannettiğimiz her varlıkla, neşeyle, kederle, musibetle denenmekteyiz.

Peki neden imtihan ediliyoruz?  Bu imtihan sırrı ile insandan beklenen nedir?
Bu konunun hem Rabbimize, hem de insana müteallik çok yönleri mevcuttur. Bir kaçını ifade etmek isteriz.
Evet; çok sırlarından bir sırrı şudur ki; elmas ve kömür ruhlar birbirinden ayrılsın. 
Aslında insan mükemmel ve elmas kıymetinde yaratılmış, değeri yüksek bir varlıktır. Allah’ın yüklediği vazifeler ise birer imtihandır. İşte bu vazifelere uymada kabiliyeti olan ruhlar ve istidadı olmayan ruhlar birbirinden ayrılması istenmiştir. İnsanın, kendine ait kabiliyeti, bu sır ile dışa aktarması beklenmektedir. Rabbimiz her şeyin başını sonunu bilse de, kulun meyli, istidadı nedir, ortaya dökmesi istenmektedir.
Nasıl ki kıymetli maddeler karanlıkta görünmez ise; iman olmazsa, elmas değerindeki insanın içindeki cevher de  görünmez. Hakikatte kendinde bir değer varken, kendi değerini düşürmüş olur. İste bu değeri ortaya çıkarmak gerekmektedir. Bu ise Rabbimizin bizlere yüklemiş olduğu vazifelere riayet ile mümkündür.
Vazifeye riayet, emir, yasak, serbestiyet ile alakalı ne varsa, nasıl uygulayacağımız, nasıl hareket edeceğimiz konusunda en mükemmel insan olan Efendimiz Hz Muhammed (Asm) örnek almamız istenmektedir.

En büyük belalar, musibetler; başta peygamberler, sonrasında evliyaullaha isabet ettiği bilgisi bizlere kadar ulaşmıştır. Henüz aklı pişmemişler, mevzuyu anlayamaması ihtimaline karşı açıklamak gerekir ki, ‘’Bu büyük zatlara niye böyle musibet geliyor, onlar sırtüstü yatmalı, gölge altında oturmalı, vb…’’ düşüncesi yanlıştır. Evet; rahata en layık onlar iken Rabbimiz katında değeri büyük olanın, imtihanı da o kadar büyük olacaktır.
Bir sırrı da şudur ki; İmtihan, insanın şerefini  yükseltmek içindir. Özellikle isabet eden sıkıntılara karşı sabır içinde bulunmak, Rabbimize güvenip sığınmak imtihanları aşmamıza yardımcı olacaktır. Çünkü, hayatı veren kim ise, ölümü de veren O’dur. Sana bu imtihanı veren kim ise, ondan kurtaracak da O’dur. Sabır edilmesi tavsiye edilmektedir.  Sabır makamları, mertebeleri, kemalatı artırır. Kişiyi bir üst mertebeye taşır. Rabbimiz kullarının şeref kazanma konusunda, kemalat sahibi olmalarını istemektedir. Yukarıda paylaşmış olduğum ayette ‘’sabredenleri müjdele’’  cümlesi dikkat çekicidir.
İnsan suya düşse ‘’Şükür ki soğuk suya düştüm, ya kaynar suya düşseydim’’ demelidir. Kaynar suya düşse ‘’Şükür ki ateşin içine düşmedim’’ demelidir.
Hem Rabbimiz; kulun sabır ile imtihana dayanması, kendisine güvenmesi hususunda gösteriyor ki; Kulum verdiğim sıkıntılara, bakın benim için nasıl tahammül ediyor diye gafillere, arifleri gösterir. Görün Allah diyen nasıl Allah yoluna başını verir.
İnana da inanmayana da imtihan isabet etmektedir. Bir fark vardır ki, inanan kula, kendisine sığınan kula, Allah’tan yardım ve imdat gelir.
Bir sırrı da şudur ki, imtihan kula hakikati bildirmek içindir. Hastalık gelir sağlığın kıymetini bilirsin.  Sağlığın kıymeti ile o sağlığı sana Rabbinin verdiğini bilirsin. 
Sonra Rabbine hamd edersin ona ibadet edersin ve Ondan yardım dilersin. Bunu anlarsın. Bu ise şükür sebebidir. Nasıl da her şey birbiriyle zincirleme bağlı görürsün.
Yani yaşadıkların hep Rabbin sana bildirmesidir ve  Rabbinin senin ile konuşmasıdır.

Evet; sana isabet eden her şey Rabbinin seninle konuşmasıdır. Senin duan, sabrın, yardım dileyişin, şükredişin, hatanı anlayıp tövbe edişin, O’nun adını dilinden ve kalbinden düşürmeyişin, emre itaat gibi verdiğin her türlü fiili hareket ise cevaben senin Rabbin ile konuşmandır. 
Görene, köre ne!

Levent TOPALOĞLU

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum