Reklam
Reklam
Halil YOLDAŞ

Halil YOLDAŞ

MERCEK

KÖTÜLERİ YALNIZ BIRAKMAYIN. BİR TEKMEDE SİZ VURMAYIN!

06 Kasım 2019 - 00:45
Reklam

Milletleri ayakta tutan onları sürekli kılan inançlarıdır, Kültürleridir, değer yargılarıdır ve onu yaşamlarına uygulamalarıdır. Milli ve manevi değerlerimize sımsıkı sarılmamız gereken bir dönemi yaşıyoruz.  Etrafımız ateş çemberine döndü adeta. Yangına  körükle gitme yerine itfaiyeci misali şefkat ve merhametle yaklaşmalıyız , içimizde , yurdumuzda ve çevremizdeki ülkelerde yaşanan olaylara..
Aklıselim ve inancımız Yolunu şaşırmışlara, Nefsine uyanlara,  Muhacirlere Ensar olmayı emrediyor. Yurdunu savunanlara Cihad edenlere yardım etmeyi ve dua etmeyi emrediyor.
Yolunu şaşırmışları, zalimleri, kötüleri, nefislerine uyanları, ihtiyatlı bir yaklaşımla kontrol etmeli, iblisin (şeytanın) eline bırakmamalı. Yanlış yolda gidenleri, tek başına bırakırsak şeytanın oyuncağı olur.                                                                              Hz. Âdemin çocuklarına, Dünyayı zindan etmek için her eylemi ona yaptırır. Bu konuda 
Hz. Mevlana dan İbretli bir hikâye . Konya'da halka vaaz eden Hz. Mevlânâ bir ara der ki:
-Sizler hep iyilerin yanında, kötülerin de uzağında durun! Sakın kötülerle yüz yüze göz göze gelip de kötülüklerinde onlara cesaret vermeyin! 
Ne var ki, halkı kötülere karşı böyle uzak durmaya çağıran Mevlâ’na, söylediklerinin aksini yapar. Civarda ne kadar kötü bilinen varsa hepsiyle de yüz yüze, göz göze diyalog kurup sohbeti tercih eder. Bir gün yine kötü bilinen bir adamın dükkânında yüz yüze sohbet ettiğini gören cemaatten biri, dışarıda beklemeye başlar. Maksadı camide söyledikleriyle dışarıda yaptıklarının hesabını sormaktır.
Nitekim Mevlana dükkândan çıkıp da yolda yürümeye başladığı sırada arkasından erişen öfkeli adam Ona  şöyle sorar:
-Sen değil miydin kürsüde, iyilerin yanında kötülerin de uzağında durun diyen? 
Mevlânâ tereddüt etmeden cevap verir:
-Evet, bendim! Öfkeli adam:
-Öyle ise nedir bu çelişkili halin, der? Kötülerle yüz yüze, göz göze diyalogdan geri kalmamakta, onlarla hep beraber olmaktasın. Mevlânâ şaşırtan cevabını şöyle verir:
-Ben yetmiş iki buçuk milletin kötüleriyle beraberim!.
Büsbütün çileden çıkan adam:
-Zaten der, sizin gibileri bizim ahlakımızı bozuyor. Kürsüde öyle konuşuyorsunuz, sokakta da böyle davranıyorsunuz. Sözünüzle özünüz bir olmuyor.
-Ben bu sözünle de beraberim, diyen Mevlânâ şöyle devam eder:
-Doğru olan, sözüyle özü bir olmaktır. Kürsüde ne söylüyorsa sokakta da öyle olmaktır. Yalnız der, benim sözümle özüm birdir. Çelişki yoktur davranışlarımda.
Şöyle açıklar kendi özel durumunu:
-Ben sırtında gül yaprağı taşıyan bir hamal gibiyim. Vardığım yerlere gül kokusu yayarım.                                                Sırtında gülü bulunmayanlar kötü kokulu yerlere varmasınlar. Şu benzetmeyi de ekler sözlerine:
-Bizim gibilerin vardığı karanlık yerlerde bilgi şimşekleri çakar, ilim sohbetleri aydınlatır ortalığı. Vardığı yeri aydınlatacak bilgi nuruna sahip olmayanlar, girmesinler aydınlatamayacakları karanlık yerlere! 
Hiç beklemediği mantıklı bir açıklama ile karşılaşan öfkeli adam düşünmeye başlar . Neden sonra onun da söylendiği duyulur:
-Demek ki der, bilgi yükü taşımayanlar varmasınlar kötülerin yanlarına. Çünkü bilgileri yoktur ki bilgisizlik kokusunu bastırsınlar, ilim, irfan nurları yoktur ki cehalet karanlıklarını aydınlatsınlar.
Sözlerini şöyle bağlar:
-Şimdi anlıyorum ki der, bilgisizlere düşen, kötülerden uzak durmak, bilgi sahiplerine düşen de kötüleri kendi hallerine bırakmayıp irşat etmek. “Deveye diken lazımsa boynunu uzatsın “ diyerek bekleyemem. Zaten der, sorumluluk duygusu taşıyan doktorlar hastalardan uzak kalamazlar, muhtaçları şifalı ilaçlardan mahrum bırakamazlar.
 Bir tekmede düşene sen vur diyemem. Hastaya ilk yardımı doktorlar yapmalı. Bilmeyenler yanlış müdahale ile  yardım edeceği yerde zararı olur.Yüzme bilmeyen, denizde boğulana yardıma giderse ikisi de boğulurlar.  Unutmayın, Aktif Müslümanlar, Pasif Müslümanlardan üstündür. 
 

YORUMLAR

  • 3 Yorum