Reklam
Reklam
Gülşen KILINÇER

Gülşen KILINÇER


Mesele İmam Hatip değil, sen hâlâ anlamadın mı?

19 Eylül 2020 - 17:47

Bir asker eskisinin İmam Hatipliler yönelik terbiyesizce ifadelerinin yankıları sürüyor. Sürsün. O ve onun gibiler, İmam Hatip filizinin altında nasıl derin bir kökün, 1400 yıllık bir birikimin olduğundan ya habersizler ya da habersiz gibi davranıyorlar. 
Şu, İmam Hatip meselesi. 
Hayatı fetişlerle, sanrılarla çevrili bir kesim, herkesi kendi gibi sanıyor. 
Sanıyor ki, ortada bir sadece bir “din okulu” var ve bu okul kendi “Batıcı, aydınlanmacı, çağdaş” okul prototipine aykırı. 
O “din okulu”nu, yani İmam Hatip’i ne kadar geriletirse kendi okulu o kadar “tehdit”ten uzak duracak. 
Oysa “mevzu” asla bu kadar basit olmadı,  olmayacak.  
İmam Hatip Liseleri, aysbergin görünen kısmı, çınarın yaprakları sadece.
Derinine, arka planına, temeline bakmayan her zaman yanılır, yanılıyor, yanılacak. 
Önce; her şeyi sayılarla, ölçülebilir şeylerle açıklamaya, göremediğine, sayamadığına inanmamaya teşne “aydınlanmacı kafalar” için iki rakam zikretmeli. 
Bu rakamların birisi 84 bin 684, diğeri de 3 milyon. 
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2019 verilerine göre Türkiye genelinde 84 bin 684 cami bulunuyor. 
ÖNDER, İHSİAD gibi İmam Hatip mensup ve mezunlarının kurduğu STK’ların verileri ile sahaya ilişkin pek çok araştırmaya göre de Türkiye’deki “İmam Hatipli” camiası 3 milyon civarında. 
Yani?
Yanisi şu: Ülkede 3 milyon cami yok, dolayısıyla bu camilere yetecek kadar imam, hatip, müezzinden filan bahsetmiyor kimse. 
Her camiye fazla fazla görevlendirme yapılsa bile, mesela cami başına ortalama üç din görevlisi – ki, bütün camiler için bu hiçbir zaman sözkonusu bile olmadı - vazifelendirilse bile hepi topu 250 bin civarında bir İmam Hatipli ihtiyacından söz etmek gerekir. 
Oysa 3 milyon civarında bir İmam Hatipli nüfusu var bu ülkede, dolayısıyla 2 milyon 750 bin civarında filan bir “İHL mezunu fazlası”ndan söz ediyoruz.
Tablo buyken, kurumsal, hadi “resmi” de diyelim din hayatı için ihtiyaç sayısı ortadayken, İmam Hatip mezunu neden bu kadar fazla, bu okullara bu ilgi neden o zaman?
Ki, daha İmam Hatip sistemindeki “kız öğrenci” gerçeğinden, hanımların Diyanet İşleri Başkanlığı, Müftülükler ve camilerde neredeyse ihmal edilebilir bir sayıda olduklarından, buna rağmen İmam Haitipliler içinde ciddi bir hanım nüfusunun var olduğundan bahsetmedik bile.
Denebilir ki, “Kur’an Kursları var, oralarda da İmam Hatipliler istihdam ediliyor” ama onun da cevabı Diyanet’in rakamlarında mevcut. 
Buna göre, 2019 yılı itibarıyla Türkiye’de 18 bin 675 Kur’an Kursu faaliyet gösteriyor. 
Yani, nasıl sayarsanız sayın, nereden sayarsanız sayın, İmam Hatip mezunlarının sayısı ile “sektör”ün ihtiyaçları arasında açıklanamayacak bir makas var. 
Bir başka ifadeyle toplumsal dini hayatın aksamadan yürütülebilmesi için ihtiyaç duyulan her 1 din görevlisine karşılık 12 İmam Hatip mezunu var. 
O zaman? 
Bu bir eğitim kapasite planlama sorunu mu? 
Ailelerin çoğaldıkça kıymeti azalacak her şey gibi, ülkedeki milyonlarca İmam Hatipliyi göre göre, çocuklarına yine de bir İmam Hatip diploması alma aymazlığı mı? 
Ya da seküler jakobenlerin ahlaksız ve acımasız ideolojik saldırılarına kâh kendisini kâh göz bebeği çocuklarını kurban verme mazoşist arzusu mu? 
Kültürel iktidar sahiplerine, medya teşkilatını elinde tutan bir avuç azınlığa, “Gelin, bana ya da İmam Hatip mezunu çocuğuma iş hayatında, kamuda dezavantajlar hazırlayın, ikide birde en temel dini ritüeller için bile bizi manşetlerde, ekranlarda dövün” demek için mi bunca çaba?
Son 10-15 yıl hariç, İmam Hatipliler yıllar ve yıllar boyunca hep itilip kakılmadılar mı, hakları ellerinden alınmadı mı, her askeri darbe sonrası olağan şüpheliler arasında hep onlar da yer almadı mı, 28 Şubat’ta katsayı zulmüne uğrayan onlar değil miydi, alçak kanlı örgüt FETÖ her fırsatta onlarla uğraşmadı mı? 
Ve kirli, karanlık, bu topraklara, bu toprakların inancına yabancı, halkına düşman bir sürü odağın daha onlarca, yüzlerce ön kesme, nefes aldırmama, gün yüzü gördürmeme çabaları…  
Bütün bunlara rağmen, bunlara karşılık, yıllar ve yıllar boyunca yine de ısrarla İmam Hatipler önünde oluşan kayıt olma kuyrukları. 
Burada bir “tuhaflık” yok mu? 
“Okul binası yok, ödenek yok, kadro yok” diyen seküler Milli Eğitim bürokratlarına, valilere, kaymakamlara “Binayı da biz yaparız, işletme giderleri için kaynağı da biz buluruz, öğretmenleri de ayarlarız” diyerek imece usulü bu okulları yıllarca ayakta neden tutuyordu insanlar? 
Burada bir “tuhaflık” yok mu?
Yok. Orada başka “bir şey” vardı, var. 
O “şeyi” bilen biliyor, bu ülkenin kahir ekseriyeti biliyor, bildiği için de düz akılla, som mantıkla açıklanamayacak bir fedakarlık silsilesi nesilden nesile İmam Hatipleri ayakta tuttu. 
O  “şey”, 1400 senelik kutlu bir hikâyenin, “Cumhuriyet Türkiye’si”ne denk gelen kısmıydı. 
O “şey”, cehaletin ancak ilimle, zulümatın ancak hidayetle yok edilebileceğine olan inançtı. 
O “şey”, tek cümleyle “İslam aydınlığını hem öğrenmek hem de öğretmek çabası”ydı. 
Mesele, İmam Hatip diplomasıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bir kadro kapma meselesi değildi, sen hâlâ anlamadın mı?
Mesele, İmam Hatip’i bitirip, üzerine bir de İlahiyat okumak ama sonra tıp, mühendislik, siyasal, hukuk veya bir başka formasyonun eğitimini de alıp “imam Hatip kökenli doktor, mühendis, hâkim, savcı, öğretmen” vb olmaktı, sen hâlâ anlamadın mı? 
Mesele, yıllarca hâkim odaklardan sadır olan kaba, sert, yer yer acımasız bir “seküler terör”e maruz kalan inançlı ailelerin, “Çocuğum eğitim alsın alsın ama bari dinini, diyanetini de öğrensin” düşüncesiyle İHL’ler önünde heyecanla kayıt yaptırmak için beklemeseydi, sen hâlâ anlamadın mı? 
Velhasılı, sen rakamlarla oyalanmaya, oynamaya devam et. 
“Toplumun bu kadar İmam Hatipliye ne ihtiyacı var?” diye sormaya, sayı çoğaldıkça asabileşmeye, terbiyesizleşmeye devam et. 
Mesele İmam Hatip değil, sen hâlâ anlamadın mı? 
Bu, 1400 yıldır devam eden bir mücadelenin 2020 Türkiye’sindeki iz düşümü.  
Sen ne kadar huysuzlaşsan, - her zaman en kolay yaptığın şey olan – çamurlaşsan, fikir, değer değil de küfür üretsen de “Bu Nur” tamamlanacak.
Ya da belki de aslında bal gibi biliyorsun “İmam Hatip gerçeği”nin neye tekabül ettiğini, ondan bu kadar huysuzlanıyor, terbiyesizleşiyorsun. 
Senin sorunun.
Son tahlilde her ne şekilde anlıyorsan anla işte de, durum, hedefine aldığın İmam Hatiplerden çok, çok daha büyük, derin, karmaşık, sofistike, köklü, değerli, biricik.  
Gene de anlamayacağını bile bir daha, tane tane söyleyelim:
Me-se-le İ-mam Ha-tip de-ğil, sen hâ-lâ an-la-ma-dın mı? 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum