Reklam
Reklam
Eyüphan KAYA

Eyüphan KAYA


Geçen Hafta Şehri Azim İstanbul'daydım

11 Kasım 2019 - 18:46
Reklam

İstanbul şehri azim, bir megalopolis, malum Diyarbakır’dan oraya gidip gelmek de kolay iş değildir. Zaman ister, masraf ister.
Dolayısıyla gitmişken birçok işi bir arada yapmak daha iyi oldu. Bir kaçını paylaşmak isterim.
Topkapı Fukaraperver Cemiyetini ziyaret ettik, 1908 yılında birkaç Tabibin, birilerinin alaylı bakışları arasında bir araya gelip kurdukları bu yardım derneği tam 111 yaşında, herhalde en uzun ömürlü Cemiyet olsa gerek. Fukaraperver, Misafirperver, Hayırperver kavramlarını unutur olduk, Fukaraperver fakirleri sevenler demektir. Bu Cemiyet 280 muhtaç vatandaşa sürekli yardım yapmaktadır.
Disiplinli ve düzenli bir yönetimi var, nerdeyse randevumuz yoktur diye bizi içeriye almayacaklardı.

MESK’in toplantısına katıldım, Memur ve Emekli Sendikaları Konfederasyonun(MESK) Haliç Sosyal Tesislerde kahvaltılı bir toplantısı vardı. Katıldım birçok hayırlı konular ele alındı, ama en önemlisi Türkiye Aile Meclisi ile iş birliği içinde “son kale aile” temalı panellere aktif olarak katılma kararı alınmasıydı bence.
Sevgili dostlar, aile bağlarımız koptuktan sonra geriye ne kalır ki, etrafınızda bazı insanları görürsünüz, ama o insanların sizden ne beklediklerini, yanınızdan ne zaman ayıracaklarını kestiremezsiniz, size zarar dahi verebilirler. 
Acaba Anne-Baba, Kardeş, Dayı,  Amca, Hala, Teyze öyle mi değil tabi, onlar kendinden önce sizi düşünürler. Onun için aile bağlarımızı güçlü tutalım, akrabalarımızdan selamı kesmeyelim, dualarımızdan mahrum etmeyelim derim. 

İBB’den atılan İşçileri ziyaret ettim, bu gün itibariyle 76. gündür 1410 işçi işten atılmış, bu insanlar haksız yerde görevden atıldığına inanıyorlar, kararlıdırlar, “ya işimiz, ya işimiz” diyorlar. Durumun ciddiyeti açısından bir köşe yazımı onlara ayıracağım, çünkü onlara söz verdim.

İstanbul Güvenlik Konferansına katıldım, takriben 20 ülkeden bir araya gelen alanının uzmanları genelde dünya, özelde Orta Doğunun güvenliği hakkında görüş ve düşüncelerini ortaya koydular, bildiklerini paylaştılar.
Terör, kimi güçlü ve zorba devletlerin, istediği devletin Hükümetine, Meclisine  istediği ayarı vermek ya da değiştirmek için kullandıkları vekalet savaşını yürüten, yerli/yabancı iş birlikçileridir. Yani tüm terör örgütleri birilerinin maşası olup, özgür iradeleri ile karar verme, iş yapma imkanına sahip değiller.
Silah satışı bir pazar olup, herkes kendinden satınalış yapmasını beklemektedir, başkasından alınınca da her türlü müeyyideyi kullanmaktadırlar. ABD’nin S-400’ler için çıkardığı cingar bu türden bir tepkidir.
Ortadoğu’da İran, Türkiye ve maalesef İsrail dışında vizyonu olan, kendine göre hedefleri olan başka devletler yoktur.
İsteyerek yada istemeyerek başka devletlerin hegemonyasında hareket ederler.
Nüfus itibariyle büyüyen şehirler, beraberinde büyük sorunlar getirdiler, akıllı şehirlerle şehirlerimiz daha güvenilir olabilir.
Ben de söz alarak bir şeyler söyledim, şöyle ki;
Dünya deist bir mantık ve seküler bir akılla yaşama huzur getirmeye çalışıyor bu mümkün değildir.
Sakın savaş ile barışık bir hal almayalım, asıl olan barıştır, savaş defakto bir durumdur.
Üstelik silaha yapılan yatırım kötü bir yatırımdır, kullanılmazsa ölü yatırım, kullanılırsan mal ve can gidiyor. 
Daha detaylı bilgi istiyorsanız tasam.org sitesine bakın.
Bu süre içinde bizi misafir eden Hamidiye vakfına bağlı Topkapı Nusret medresesi için ne kadar teşekkür etsek azdır. Günün yorgunluğu manevi program eşliğinde üzerimizden atıp bir sonraki güne zinde bir şekilde programımıza başlıyorduk.  
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum