Reklam
Reklam
Eyüphan KAYA

Eyüphan KAYA


Çanakkale içinde vurdular beni

18 Ekim 2019 - 15:48
Reklam

Tarihimizde “Adab-i müaşarat” denen bir teamül vardı Anadolu’nun kültüründe. Birçok açıdan hayata katkı veren bu değerlerden biri de “Büyüğe saygı, küçüğe merhametti”, ne yazık ki bu değerlerimizi unutur olduk.
Eskiden, kahvehanelerimizde kitap okunduğu için “Kıraathane” adı veriliyordu, şimdi kıraathanelerimiz kumarhane olmuş.
Eskiden, evin Babası icap ettiği zaman son sözü söyler ve ailede bir sorun varsa onunla hal olurdu, şimdi sözüm ona kadın erkek eşitliği yüzünden evin reisi yok.
Eskiden, eleştiri, münakaşa kolay kolay kavga ile sonuçlanmazdı, şimdi hemen iki kelimelik bir tartışma fiziki müdahaleye neden olabiliyor.
Eskiden, toplumda Adamlar vardı, şimdi ise adamcıklar yetişti desem galiba derdimi özetlemiş olurum.
Mesela birkaç gündür 18 Mart Çanakkale Üniversite hastanesinde eşiyle Kürtçe konuştuğu için, edinilen bilgilere göre 74 yaşında olan bir dedemiz başından darbe alıyor. Hangi keriz bu kadar kaba bir suçu işleyebilir, insan diyen biri anlamakta zorlanıyor.
20 yaşındaki bir genç böyle haksız bir gerekçe ile 74 yaşındaki adamın kafasını kırabiliyorsa şapkamızı önümüze bırakıp yedi açıdan düşünmek lazım
1-Bu hangi ailenin çocuğu?  çocuk ailesinden nasıl bir terbiye aldı da bu kadar adi bir davranışta bulunabildi?
2-Bu ahmak adamın ilkokul öğretmeni kimdir? Bu öğretmen hala böyle kevaşeleri yetiştiriyor mu?
3-Bu çocuk Müslüman bir insan mı? yoksa gayri Müslim mü? Aslında bu davranış hiçbir kitaba da sığmaz, peki bu adi davranışta nasıl bulunabildi?
4-Bu çocuk ırkçı mı? İslam toplumunda o veda hutbesinde lanetlenmiş bu haslık buna nasıl buluştu?
5-Bu çocuk hani değerler eğitimine tabi tutuldu da bu kadar korkak yetişti?
6-Bu çocuk Peygamberimizin veda hutbesini okumuş mu?
7-En önemlisi de tövbe etmeye, özür dilemeye, pişman olmaya niyeti var mı?
O Çanakkale ki, Şehitliğiyle ülke birliğini sağlıyor, Anadolu insanı arasında manevi bir bağ oluşturuyor.
2008 yılında Doğu Batı tanışması/kaynaşması projesi çerçevesinde 7 otobüsle Diyarbakır’dan Çanakkale’ye geldik, ben okul müdürü olarak kafile başkanıydım, sahildeki kordonda Vali yardımcımız, İl Milli Eğitim müdürümüzle birlikte güllerle bizi karşıladılar, ben de bir gül demeti ile mukabele edip şu ifadeleri kullanmıştım.
“Diyarbakır Sahabelerinden Çanakkale Şehitlerine selam getirdim,
Çanakkale’de yatmakta olan ecdadımızın ruhunu selamlamaya geldik,
Anadolu’nun farklı illerinde yaşasak da bu ülke manevi bir zincirle Çanakkale şehitliğine bağlıdır” demiştim.
Ne yazık ki o manevi duygularımızın zedelenmesine sebep olan nahoş bu olay birkaç gündür sosyal medyada dolaşıyor.
Çanakkale Belediye Başkanımızdan istirhamımdır, o mahluk 74 yaşındaki bir dedeydi her ne bahane ile olursa olsun dövüp kafasını kırmışsa, getirin kameraların önünde yüzüne tükürün, biz de vatandaş olarak sizi tebrik edelim.Çanakkale hepimizin bu leke ile anılmasını istemiyoruz.
Hani “Çanakkale içinde vurdular beni” ifadesiyle başlayan bir türkümüz var;  o gün yedi düvel üzerimize üşüşmüştü, düşman düşmandır vurur da öldürür de minneti yok,  ama bu gün 20 yaşındaki bir gencimiz 74 yaşındaki bir dedemizi döve biliyorsa durumumuz çok vahim,  hele hele gerçekten Kürtçe konuştuğu için kafasını kırmışsa çok çok daha vahimdir diye düşünüyorum.
Haber her paylaşıldığında Çanakkale adına bir ayıp zihinlerde yenileniyor. Bu tür yanlışlara düşmeme adına bu tür dangalakları cezasız bırakmamak lazımdır diye düşünüyorum.
İnşallah olay adliyeye intikal etmiştir, çünkü bu olay kamu vicdanını yaraladı.
Ayrıca babasına tavsiyem; bu çocuğu al önüne, kulağını çek ve bir Osmanlı tokatı ile yanağını okşa ve deki senin gibi evladım yoktur, uzaklaş bir daha seni görmeyeyim.
Annesine tavsiyem; çağır bu çocuğu deki içirdiğim süt sana haram olsun, yazıklar olsun sana bu kadar mı insanlıktan çıktın sen dangalak.
Arkadaşlarına tavsiyem; kendisine desinler ki yahu sen bu kadar mı korkak bir insansın, yaşı yetmiş işi bitmiş bir insana el kalkar mı?
Köyün manevi rehberi varsa onu çağırıp şunu demesini bekliyorum, evladım bütün diler Allah’ın ayetleridir, bir dile düşman olmak Allah ile düşman olmakla eşdeğerdir, tövbe et, kendine gel.
Son olarak şunu söyleyeyim düşman maalesef içeriden bizi vurdu, böyle bir gençliğimiz varsa artık bizi savaşlarla istila etmesine gerek yok, zaten millet olarak yok olmuşuz.
Ya Allah deyip kendimize gelmemizin zamanıdır, kime ne düşüyorsa buyur hayata hayırlı mevzularda katkı yapalım.


Selam ve selametle kalın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum