Bayburtlu Yusuflara Selam Olsun
Reklam
Reklam
Reklam
Eyüphan KAYA

Eyüphan KAYA

Bayburtlu Yusuflara Selam Olsun

14 Mayıs 2019 - 00:07

Bizim ülke, bizim ülke, ah bizim ülke…
Daha düne kadar laiklik adı altında İnanç ve kültürümüzle savaş açmıştı bizim ülke…
“Din, bir vicdan işidir” deyip, hayatın içinden uzaklaştırılan bizim ülke…
“Din ayrı siyaset ayrı” siyaset yapacaksan önce dininizi bir tarafa bırakmak durumunda bırakılan bizim ülke…
İslami bir yaşamı tercih eden ticaret ehli kimselerin “yeşil sermaye” sınıfına koyup onlara ambargonun uygulandığı, mimlendiği bizim ülke…
Normal bir dindar için “mürteci, gerici” ifadelerinin kullanıldığı bizim ülke…
Vatandaşının adamdan sayılmadığı, hem Dinine, hem Diline hem Tarih ve Kültürüne saygısızlık yapıldığı bizim ülke…
Ülke bizim, ama yöneticilerimin ayarı başkalarının enlinde.
Ülke bizim çünkü bağısızlık mücadelesini verirken şehit düşen benim senin atası, bu gün de benim senin çocuğu…
Bunu Anadolu insanı fark ediyordu, ama yavuz hırsız dümeni eline almış dış düşmanın yerel hamalları yakaladığı fırsatı bırakmıyordu. Hatta bu uğurda birçok darbeler yapıldı, bu ülke gerilettirildi.
Bu kadar baskı altında olan bu ülkede gel de nitelikli vatandaş yetiştir. Bununla birlikte gayretli anne babaları, doğru dürüst öğretmenlerin rehberliğinde Bayburtlu Yusuflar yetişiyor.
Bayburtlu Yusuf seçim kampanyası münasebetiyle kapı kapı dolaşarak Ak Parti bilgilendirme broşürlerini dağıtıyordu.
Çaldığı kapılardan birinde kapıyı açan bayan onu küçük düşürdü ama o nezaketini bozmadan “tamam abla, öyle olsun abla” diyerek nezaketini bozmadı.
Sonra medyanın ilgi odağı haline geldi. Nasıl bu saygısızlığa karşı vakarınızı koruyabildiniz? sorusuna “hem bayan olması, hem de büyüklere karşı saygılı olmam gerektiğini düstur edinen terbiyem buna müsaade etmedi” demesi sağduyulu insanları memnun ettiği gibi defalarca ilgili haberi izleyip, her seferinde duygulanmama sebep oldu.
O’nun bu asil davranışı üzerine bir yazı yazmayı düşünmüştüm, ama ülkemizin gündemi o kadar boş beleş şeylerle işgal ediliyor ki, o yazı da arada kayboldu gitti, ama sık sık aklıma geliyordu, elhemdu lillah o yazıyı yazmak bu mübarek Ramazan ayında nasip oldu.
Evet asıl mesele Yusufları yetiştirebilmektir, onunla birlikte ülkemizin her alanında iyileştirmeler olacak diye düşünüyorum.
Yusuflar;
*Ehli edep ve haya,
*Azimli ve çalışkan,
*Verilen işi ibadet aşkıyla yerine getiren,
*Cesur, kanaat sahibi, bulunduğu ortama huzur ve güven kazandıran nitelikte insanlardır.,
Adına yakışır bir ahlakla yetişip, yaşayan Bayburtlu Yusuf’u tebrik ederken “Gençlik Akademileriyle” tüm gençlerimizin formatlaması, özüne dönmesi gerektiğine inanıyorum.
Mesela birkaç vasıta ile Cumhurbaşkanına 100 bin Diyarbakır gencine ıslak imzalı mektup göndermesini istedim, ama muvaffak olamadım.
Malum tarihimizde Ahi Evran’ın öncüğünde gelişip, esnafın hayatında etki bırakan 4 yüz yıl yaşayan AHİ kültürü var.
Birçok programı olmasına rağmen, en yaygın olanı akşam sohbetlerinde “Fütuvetname” adlı kitabın okunmasıydı, bu kitapta rol model insanların hayatı anlatılıyor ve gençlerimizin bu insanları model almaları sağlanıyordu.
Hz.Yusuf, Hz.Ali, Hz.Meryem. Hz.Rabia… gibileri.
Bilmem Bayburt ilimizi görmüş müsünüz? Ben evvelki sene bir gün Bayburt’a misafir oldum, o kadar huşuma gitti ki “Edep ve marifet kenti Bayburt” başlıklı bir yazı yazmayı düşünmüştüm ama ne yazık ki o da ucuz gündemlerin arasında kayboldu.
İnsanlığı, esnaflığı, selam ve duayı özleyenlerin Bayburt ilimizi bir günlüğüne de olsa ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum.
Selam ve selametle kalın.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum