Reklam
Reklam
Dr.Levent BİLGİ

Dr.Levent BİLGİ


Julia Roberts, veya Biden Bizi Üzdü

08 Kasım 2020 - 18:29

Julia Roberts, veya Biden Bizi Üzdü

İlk olarak beni üzdü, defalarca kendime verdiğim siyasi yazı yazmama sözümü kırdığı için.
Sonra dünyayı üzdü:
Halbuki ne güzel dünyada tam da ırkçılığın hortlama zamanıydı. Hani filmlerde olur ya dünyayı ele geçirecek kara bela uyandırılmaya çalışılır. 
Tam da zamanıydı yani. Adam kalkmış “Irkçılığı bitirme zamanı” diyor, bir de siyahi başkan yardımcısı atıyor. Hem de kadın?!
Siyah olduğuna mı yanayım kadın olduğuna mı bilemiyorum!
Sonra kalkmış “Amerika'nın yaralarını
sarma zamanı, iyileştirme zamanı...
Artık bir araya gelme zamanı...
Birbirimizi görme ve dinleme zamanı.” diyor.
Bu adam ya çıldırmış, ya da bunamış. Biz kavgalarımızı, savaşlarımızı seviyoruz oysa. Birbirimizi görmek ve dinlemek mi? Biz muhaliflerimizi ancak hapishanede görmek isteriz. Adam bana  hem muhalefet edecek beni o çooook sevdiğim iktidar koltuğundan indirmeye çalışacak ben de gidip onu dinleyecek mişim. Manyak bunlar.
“Sert söylemleri bırakıp
bir araya gelme zamanı.” diyor Biden.
Ya iyi de o kavgalar, sert söylemler olmasa biz taraftarlarımızı nasıl ölümüne kendimize bağlayacağız. George Orwell’in 1984 romanının hiç mi okumadı bu Biden. Bizim iktidarda kalmamız için mutlaka bir yerlerde sebebi bilinmeyen kavgalar, savaşlar, çatışmalar devam etmeli.
“Birleşik bir Amerika diyoruz.
Daha özgür, daha adil
bir Amerika diyoruz.”
Adam özgürlükten bahsediyor ya. Bilmiyor mu fazla özgürlük kaos, anarşi, sıkıntı getirir, alimallah ülkenin yıkılmasına bile sebep olur. Amerika’nın sonu olacak bu adam.
“Amerika’yı dünyada yeniden
saygı görür hale getireceğim. 
Kentliler, banliyöde yaşayanlar,
gençler, yaşlılar, siyahlar, Latinolar,
geyler, translar...
Hepsinin desteğiyle geldik.”
Yok yok Amerika nasıl böyle bir deliyi seçti hala anlayamıyorum. Oysa Trump ile ne güzel gidiyorduk. Beyaz Amerikan ırkçılığı ne güzel yükseliyordu. Bizden olmayan herkes düşmandı. Hak, hukuk, adalet gibi kaos getirecek şeylere hiç de ihtiyacımız yoktu. Adamı destekleyenlere bakın. Siyahlar, geyler, Latinler. Ha bir de Amerika’daki Müslümanlar da Biden’e vermişler. Bence Amerika’da kala kala onlar da delirmiş. Birazcık rahatlıyorum: Orada yaşayan Türklerin çoğu Trump’a oy vermişler!?
Biden “Demokrasiyi yeniden inşa etme zamanı” diyor. Ya başımıza ne geldiyse hep bu fazla demokrasiden gelmedi mi. Demokrasinin ne kadar zararlı bir şey olduğunu hala anlayamamış bu geri kafalı adam.
Trump’un gitmesiyle karalar bağlıyoruz. Çünkü hem Amerika'da hem dünyada diktatörlerin, otokratların, popülist ve otoriter liderlerin devri bitiyor. Biz diktatörlerimizle iyiydik oysa!
Biden, "Demokrasimizi asla elimizden
alamayacaklar; Amerika 
demokrasi için çok savaş verdi,
çok şey yaşadı." diyor.
Demokrasi için savaşmak. Demokrasi için hayatını koymak. Ne diyor bu adam?
Julia Roberts aktarıyor. Bruce Springsteen, Sirius Radyo’daki
programında şunları söylemiş:

“Bu Beyaz Saray’da sanat yok. 
Edebiyat yok, 
şiir yok, 
müzik yok. 
Bu Beyaz Saray’da evcil hayvanlar yok: 
insanın sadık en iyi dostu yok, 
aile kedisi yok. 
Başkanlık ailesinin keyifli bir şekilde
dinlendiği anlara dair fotoğraflar yok; 
Hawaii’nin sahillerindeki Obamalar yok, 
Kennebunkport’ta balık tutan Bushlar yok,
at binen Reagenlar yok, 
burunda Amerikan futbolu oynayan Kennedyler yok. 
Ülkemiz nereye gitti?
Tüm eğlence, neşe, sevgi ve mutluluğu ifade edişimiz nereye gitti.
Eskiden halkı bölen değil, onu sakinleştiren bir başkana sahiptik.
Şimdi kederli ve neşesiziz.
Amerika’yı ihtişamlı yapan kültürel yanlarını kaybettik.
Büyümüzü,
eğlencemizi,
mutluluğumuzu,
birbirimize verdiğimiz desteği
ve bunu anlamlı kılan ortak insanlık tecrübemizi kaybettik.
O ülkeyi bir kez daha geri kazanmalıyız.”
Ne diyor bu insanlar. 
Bize ve Asya’ya çok yabancı şeylerden mi bahsediyorlar yoksa!?

Dr. Levent BİLGİ

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum