Cevahir AYDIN

Cevahir AYDIN

Küçük Dünyam

İNSANLAR, VEDALARLA BÜYÜR

30 Nisan 2021 - 02:28

İNSANLAR, VEDALARLA BÜYÜR

Birini yitirdiğimizde ölüm kapıyı çaldığında, sevdiğimiz birini kaybetmek bize acı verir.
Bunun gibi ayrılıklarda da aynı acıyı hissederiz.
Şairin dediği gibi "Ölüm gibi bir şey oldu ancak kimse ölmedi."

İnsanın tüm bunlara verdiği tepki ile çok yakın birini kaybettiği duruma verdiği tepki aynıdır.
Bunların ortak yanı hepsinde yas sürecinin yaşanmasıdır.
Yas süreci acı veren bir süreç olsa da fıtri olarak çok sağlıklı bir süreçtir.
Ne kadar sağlıklı atlatabilirsek bu sürecin içinde ne kadar olması gerektiği gibi durabilirsek bu süreçten daha sağlıklı çıkmış oluyoruz.
Sonuçta insanlar Vedalarla büyür.
Ölüm hak, birgün kapımızı çaldığında hepimizin karşılaşacağı bir şey.
Bu konu konuşması kolay gibi görünse de yetişkince karşılamak zordur.
Bu noktada sağlıklı karşılamak için temel dinamikleri bilmek bizi rahatlayacaktır.

Elizabeth Kubler Ross'un bu konuda ortaya koyduğu tesbitler ışığında bazı temel dinamikleri incelemekte fayda var.
Yas, beş evreden oluşur:

Bu temel dinamiklerden ilki İNKAR'dır. Ayrılığı, ölümü kabul edememe hali. En duygusal yerdir. Benim başıma bu gelemez çıkışıdır.

İkincisi ÖFKE, neden ben, nasıl olur, neden benim başıma geldi veryansınıdır. En çok saçmaladığımız kademe burasıdır. Kötü insanlar varken neden benim başıma geldi muhabbetinin döndüğü yer. Başkasına iyi bize mi kötü diye eleştiri aldığımız yer.
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadığımız noktadır burası.

Üçüncüsü PAZARLIK aşamasıdır.
Şöyle yaparsam tekrar kurtarabilirim, sağlığımı tekrar kazanmak için şöyle şöyle yapacağım gibi iç telkinlerle kabullenmeyi ertelemek çabasına düşeriz.
Kendi yasını tutabiliyor insan, burada bunu görebiliyoruz.

Dördüncü aşama DEPRESYON basamağıdır.
Burada karşılaşılan durum duruma tepki gösterme ve ölüme, vedaya hazırlanmadır. Son aşamadan bir önceki kritik aşamadır.
Depresyon nedir; depresif olduğunda bir insan istencinde bir azalma olur işe gitmek istemez sabah zor uyanır arkadaşlarıyla dahi konuşmak istemez. Sosyal anlamda yaşam emareleri ciddi azalmaya başlar.
Hatta derin majo depresyonlarda duş alma kişisel bakımı ihmal etme yemek yememe gibi davranış bozuklukları baş gösterir.

Son aşamada ise KABULLENME durumu yaşanır.
Daha yetişkin daha olumlu daha yumuşak bir hale gelinir.
Kişiden kişiye değişkenlik gösteren bu aşamada kimi insanlar direk bu aşamada karşılar imtihanını.

Tasavvufta bir kişinin mertebesini ölümle ilişkisi ile ölçerler.
Ruhsal mertebe kişinin ölümü nasıl ele aldığı ile ölçülür.
Elbette ruhsal olarak derinleşmiş kişiler, bu anlamda yükselmiş ölümü şeb-i arus gibi karşılar. Düğün günü gibi karşılar yani yaradana kavuşma günü sayarlar.
Ruhunda manevi anlamda kendini geliştirmiş kişilerin ölümle ya da ayrılıkla doğal olarak ilişkisi daha kabullenmeli daha yüksek bilinçli daha huzurlu daha barışçıl bir seviyeden oluyor çünkü onlar daha geniş bir perspektiften meseleyi ele alıyor.

Tüm bunları ele aldığımızda bu yas aşamaları kişinin ruhsal olarak da olgunluk olarak da nerede hangi seviyede olduğunun göstergesi olarak bizlere ipucu verir.
Örneğin bir aşamada çok uzun kalındıysa ikinci aşamada çok uzun veya takılı kalındıysa bireyin manevi olarak da ruhsal olgunluk olarak da kendisini geliştirmesi gerektiğini gösterir.
İlk kademelerde çok takılı kalmanın en büyük sebebi arada oluşan büyük bağlılıktır.
Beşere bağlılık bu süreçlerin çok sancılı ve uzun kabullenme süreci ile geçmesine neden olur.

Bu aşamaların hangisinde takıldı isek o konuda uzmanından destek alarak yetişkin tavrını sergilemek konusunda olgunluk göstermek gerekmektedir.
Bu konuda destek almak bireyin kendisine olan sevgisi kendisine olan saygısı ve yitirilen insanın arkasından da onu onurlandırma girişimidir.

Çünkü hayat devam ediyor ve biz bir süre daha buradayız.
Kalan süremizi sevgi ile geçirmekle mükellefiz.

Destekten kastımız aman "Aman hayat devam ediyor boşver, zaman herşeyin ilacı, millet neler yaşıyor" diyen densizler değil, profesyonel destek ile ilerlemelidir.
Ölünceye kadar bizi terk etmeyecek olan, doğduğumuz gün yoldaşlığı başlayan yegane dostumuz ölümdür. O son an gelinceye kadar bizi hiç terk etmeyecektir.

Gerek takılı kaldıysak gerek sevdiklerimiz öyle bir döngünün içerisinde ise mutlaka bilinçli destek almak durumuyla yanında olmamız gerekiyor.
Bu şekilde yetişkinlik sürecimize bir katkısı daha olur.

Cevâhir / Küçük Dünyam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum