Reklam
Reklam
Bilal Dursun YILMAZ

Bilal Dursun YILMAZ

BAKIŞ AÇISI

Kürt katliamı mı?

16 Ekim 2019 - 21:19
Reklam

Allah’ım aklıma mukayyet ol!
İnsan ne diyeceğini bilemiyor!
Nasıl tavır takınacağını da bilemiyor…
Çin, “Kürtleri öldürdüğümüz için” derhal Barış Pınarı Operasyonlarını durdurmamızı istiyor. Bir yandan bu aymazlık karşısında yazı yazmaya kelime bulamazken diğer yandan da bu yüzsüz dünyanın aymazlığına karşı içimde garip bir kıvanç hissediyorum…
Önce şu Kürt konusunda iki kelam yazayım.
Devasa bir kurumda çalışıyorum amirlerimin bir kısmı Kürt, sağımda, solumda komşularım Kürt, en yakın arkadaşlarımın tamamı Kürt… Vallahi, Billahi Tallahi çoğunun ekonomik durumu da, sosyal statüsü de benden iyiler. İzmir’de yaşayıp da Mavişehir’e, Bostanlı’ya vize ile giren ya da sokulmayan Kürt mü var Mavişehir’in yarısını Kürt bir müttehit inşa etti. Peki, İzmir’in göbeğinde yaşayıp da hiçbir ayrıma tabi olmadığını apaçık gördüğüm bazı dost, kardeş Kürtlerin içlerindeki uhde nedir?
Doğduğum, gaz lambası ışığında ilkokulu okuduğum memleketim Artvin’de havalimanı yok, Hakkâri’de var, memleketimden önce Siirt’e Hakkâri’ye, Şırnak’a üniversite kuruldu. Memleketimde pek çok köy yolu hala keçi yoku tabir edilen toprak şose iken Kürt illerinin dağ köylerinde otobanlar var nerede bu ayrım nerede?
Bu arada Cumhuriyetin 2. Adamı İnönü Kürt’tü, şahsen benim sevdiğim bir devlet adamı olan Özal Kürt’tü yine Ecevit’te Kürtmüş onu da yeni öğrendim. Bu vatan sathında talebeleri milyonları bulan Bediüzzaman Kürt’tü, şeyh Abdulbaki Erol Kürt’tü ve nice ordu komutanı, sayısız bakan, vali, müsteşar hakeza… Unsuriyet damarı çok şişmiş bazı Kürtler adını zikrettiğim kişiler için “onlar asimile” diyebilir, “satılmış” ya da daha başka yakıştırmalar da yapabilir o zaman şunu da diyeyim mel’un PKK’nın da lider kadrosunda pek çok Türk’ün olduğunu kendileri söylüyor. Eee ne oldu? Sırrı Süreyya gibi niceleri var bu ülkede ne oldu?
Bu ülkede üniversite derecesi yapmış, alanında imkânları ölçüsünde kendini yetiştirmiş biri olarak bugün doktora mezunu bir adamım en ayak işlerinden birinde asgari ücretle çalışıyorum. Rızkı Allah’ın verdiğine imanım olmasa üç çocuğuma kim bakacak, onların geleceği ne olacak endişesi ile intihar edecek durumdayken aynı kurumumda onlarca Kürt’te benim beş hatta on kat maaşımı alıyor, havalarından yanlarından geçilmiyor, kimi doktor, kimi yönetici kimi bilmem ne… Ebetteki böyle olmalı zerrece de farklı düşünmüyorum çünkü o insanlar bu ülkenin asli bir vatandaşı elbette hiçbir fark da olmamalı, bundan zerrece de gocunmuyorum… Ama Kürt kardeşlerimizin bir kısmı bu operasyondan neden gocunuyor? 
Ben bu ülkede 28 Şubatta lise birincisi olduğum halde bırakın gururla karne almaya gitmeyi irticacı diye hakkımda soruşturma açıldığı ve birincilik hakkım verilmediği için üniversiteyi yurt dışında okumak zorunda kaldım… Yetmedi okuduğum üniversite bir TC devlet üniversitesi olmasına rağmen okulu da birincilikle bitirmeme ve dahi o üniversiteye bir öğrenciyken bile çok hocanın sağlayamadığı katkıyı kendi alanımda sağlamışken bırakın okulumun bana sahip çıkmasını beni oradan uzaklaştırmak için elinden geleni de yaptı.  Eeee… Ben ne yapayım, bu devlete düşman mı olayım? Geçmişte yaşanmış bazı kötü politikalar sadece Kürtlere yapılmadı, dindarlar da mağdur oldu, Aleviler de mağdur oldu yeri geldi, Ülkücüler yeri geldi solcular bu ülkede değişen konjektöre göre gadre uğradı, her gadre uğrayan bu vatana düşman mı olmalı? Ha derdiniz başka ise lütfen doğrudan, açıkça söyleyin! Dolaştırıp, eveleyip gevelemeyin! Evet, bir zamanların sosyal baskısı Kürtçe konuşmayı, Kürt demeyi bile belki sakıncalı gösteriyordu ama bugün neredeyse statü sahibi yapıyor. Şu yazıda bile kaç tane Kürt kelimesi geçiyor nerede inkâr? Kaç tane üniversitemiz Kürdoloji Enstitüsü kurmuş, televizyonları şunu bunu söylemiyorum bile. E canım mevcut iktidarın başındaki adam da fikirlerinden dolayı üstelikte o dönemin hâkim zihniyetine mensup bir şairin (bu şair ve mensubiyeti de ayrı bir mevzu) şiirini okuduğundan siyasi hayatına son verilmedi mi, hapse alınmadı mı? 
Şimdi bazı kardeşlerim açıkça söylemekten çekiniyor kimi de açıkça söylüyor “TC devleti Suriye sınırındaki Kürtleri katlediyor” yahu yukarıda saydığım hal üzere Saddam Kürtlere kıyım yaptı Halepçe’de o dönem canını kurtarabilen Türkiye’ye geldi, Suriye’de insandan sayılıp kimlik bile verilmiyordu… Bugün muhalefetin hükümete sürekli vurduğu Suriyeli mültecilerin sizce ne kadarı Arap yarıdan fazlası Kürt’tür.
Bütün bunlara rağmen bu devlet; “ya bizim bu vatandaşlarımıza eksik bıraktığımız, hakkını vermediğimiz bir şey mi var” deyip siyasi, askerî, ekonomik pek çok bedeli göze alıp bir çözüm süreci başlattı. Yukarıda dediğim gibi ben de bu ülkede itilmiş/ kakılmış muamelesi gördüğüm halde geçmişe dönük hiçbir hakkım da verilmedi bu konjektöre rağmen… Ama adına “çözüm süreci” denen o dönemde bölgeye yönelik eski defterler karıldı, soruşturmalar açıldı, özürler dilendi iade-i itibarlar sağlandı. Barzani devlet törenleriyle karşılanıp uğurlandı, Şivan Diyarbakır’da başbakanla birlikte “megri megri” dedi, halay çekti biz de hep birlikte alkış tuttuk e ne oldu? Süreci bir isyan hareketi için kılıf olarak kullanan bir örgütün gerçek yüzü meydana çıktı. Haa bu süreci iktidar partisine gönül ve rey verenler de çok eleştirdi ve hatta partilerine bedel de ödettiler. 
Gerçi ben bu “çözüm süreci”nin de arkasındayım iyi ki bu süreç yaşanmış da kömürle elmas fark edilmiş… Yoksa o gün “megri megri” demeseydi Şivan, üç gün önceki Şivan’ın gözyaşlarına bugün bu ülkeye samimiyetle bağlı milyonlarca Kürdün de gözyaşı karışırdı. Çok şükür ki devletin samimiyeti örgütün ve örgüt güdümündeki insanların samimiyetsizliğini, hainliğini ortaya çıkardı. Adam “seçilmiş belediye başkanıymış” “hani nerde demokrasiymiş” diyor, iyi de o adamlar değil miydi kamunun imkânlarını örgüte seferber edip Sur gibi maddi manevi değeri olan bir şehrin göbeğine yer altı tünelleri açıp bomba ve mayın döşeyen?
Neyse bütün bunlar zaten bilinen şeyler aslında bunları yazmak için de oturmadım. Amacım aymaz dünyanın yüzsüz yüzüne tükürmek için birkaç kelam etmekti.
Yahu bırakalım eperyal Batılı kan emicileri Çin bile utanmadan sıkılmadan “Kürt katliamı” diyor, benim bazı Kürt kardeşlerim de bundan mutluluk duyuyor, destek gördüğünü düşünüyor medet umuyor yahu gerçekten söyleyecek kelime bulamıyorum. Acaba yukarıda saydığım örneklere mukabil birisi çıkıp göstermelik de olsa Çin’de mevki almış bir Uygur gösterebilirler mi? 
İçerde muhalefet, “iktidar dış politika yapamıyor, Dünya’da yalnızlaştık” diyor. Belki haklı oldukları konular olabilir diplomasiyi iyi takip ettiğim söylenemez lakin bildiğim değişmez bir gerçek var ki o da dış politikada dostluklar değil, çıkarlar vardır (Filistin’in iktidarsız iktidarı gibi ya da densiz KKTC’li Akıncı gibi örnekler bunu net gösteriyor). Dolayısıyla iktidar ne yaparsa yapsın bu ülke yine yalnız kalacaktı ve bir zamanlar Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığında ortaya attığı ve o gün çok eleştirilip dalga geçilen “değerli yalnızlık” kavramının bugün tam da isabet ettiği ortada.  İşte içimdeki kıvanç bundan olsa gerek…
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum