BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZ MUHSİN YAZICIOĞLU'DUR!
Reklam
Reklam
Reklam
Ahmet Bereket

Ahmet Bereket

BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZ MUHSİN YAZICIOĞLU'DUR!

21 Aralık 2018 - 22:10



2019 yılı bütçe görüşmelerinin devam ettiği mecliste, geçtiğimiz günlerde, CHP İzmir millet vekili Sayın Atilla SERTEL’in meclis kürsüsünden yaptığı, Cennet mekân Muhsin YAZICIOĞLU başkanım ile ilgili konuşması ve akabinde yaşananları ibret ve öfke ile takip ettik. İbretle takip ettik dedim çünkü CHP li sayın SERTEL “Muhsin YAZICICIOĞLU suikastı” derken,30 yıl cennet mekân ile yol yürüdüğünü ifade eden AKP ‘li GÜNDOĞDU ise “Bu konuyu gündeme taşımanın ve buradan siyasi rant elde etmenin kimseye faydası yok. Muhsin başkanı bırakalım ebedi istinatgâhında rahat uyusun” diyebildi. Öfke ile takip ettik dedim çünkü gördük ki,üç günlük dünya menfaati için, koltuk sevdası için Millet vekili rozeti ve getirisi için insanların yapamayacağı şey yokmuş.
Peki neler yaşandı mecliste konu ile alakalı. İsterseniz bundan önce hafızalarımızı tazelemek adına hiç hatırlamak bile istemediğimiz o kara günlere dönelim.
Yıl 2009 25 Mart. Liderimiz, Genel başkanımız ağabeyimiz Cennet mekân Şehit Muhsin YAZICIOĞLU, basın Şehidimiz İsmail GÜNEŞ ve dava arkadaşlarımızın içinde bulunduğu helikopter seçim çalışmaları esnasında Keş dağlarında düşürülmüş liderimiz ve dava arkadaşlarımız Şehit edilmiş. Camiamız dolayısı ile bizler yumruk yemiş boksör gibi kroki vaziyette umutsuzluk içinde yetkililerden yardım beklerken ilk destek O günkü CHP genel başkanı Sayın Deniz BAYKAL’dan geldi. Sayın BAYKAL kurmayları ile birlikte genel merkezi ziyaret edip kameraların önünde yaşanan hadisenin normal bir olay olmadığını konunun aydınlatılması için CHP gurubu olarak üzerlerine düşen ne varsa yapma konusunda hazır olduklarını ifade eden ilk genel başkan. Peki yardım beklediklerimiz. Onlar ise “Yaşanan olay bir kazadır. Kazadan kaza çıkarmanın kime ne faydası var” diyebilecek kadar pervasızca açıklamalar yapabildi. Akabinde kerhen de olsa mecliste kurulan 1. ve 2. Meclis araştırma komisyonları. Komisyon çalışmaları neticesi ise tam bir fiyasko. Peki devamında yaşananlar. Zamanın Cumhurbaşkanının talimatı ile kurulan Devlet denetleme kurulu. Netice “YAZICIOĞLU ‘nu ölümü Şüpheli” Sonuç göstermelik bir iki soruşturma,acılan bir iki dava ve tutuklanan bir iki görevli.
O günlerden bu günlere gelene kadar pek çok şey konuşuldu yazıldı çizildi. Zaten Yüce TÜRK milletinin vicdanında olayın oluş şekli devamında yaşanalar YAZICIOĞLU’nun ortadan kaldırılmasının siyaseten kimlere yaradığı gibi pek çok veri “MİLLET VİCDANINDA” olayı çözmüş, adını “SUİKAST” olarak adlandırmıştır.
Şimdi dönelim geçtiğimiz gün mecliste yaşananlara ve bizim niye tepki gösterdiğimize. Öncelikle tepkimiz şuna. Bugün meclis çatısı altında bulunan geçmişte Cennet Mekân Muhsin YAZICIOĞLU’nun himayesinde kol kanat germesi ile parti içinde çeşitli vazifelerde bulunup cennet mekânın vefatından sonra parti değiştirenler ya da halen utanmadan parti rozeti ile mecliste bulup Muhsin Yazıcıoğlu suikastı dışında neredeyse her konuda söz alıp meclis kürsüsünde boy gösterenlere. İyi bilin ki sizler Sadece ve sadece Cennet mekam Muhsin YAZICIOĞLU’nun siyasi mirasını kullanarak bugün o meclistesiniz. Muhsin başkanla ilgili tekbir söz söyleyemiyorsunuz barı bırak sizin gösteremediğiniz duruşu gösteren birileri çıkıp 
konuştuğunda destek olmasanız bile köstek olmayın. Aslında sizlerin penceresinden bakıldığında sizlere hak vermemekte elde değil. İsteseniz de konu Muhsin başkan suikastı olunca konuşamazsınız. Çünkü konuştuğunuz gün Kazadan kaza çıkarmayın diyenler ile karşı karşıya kalırsınız ki bu da sizin dünyalık çıkarlarınıza ters düşer ve nemelazım milletvekilliğiniz bile tehlikeye girer. UNUTMAYIN Kİ BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZ MUHSİN YAZICIOĞLU’DUR VE SADAKATİMİZ MUHSİN BAŞKANADIR. Bundan böyle bilin ki, gerek Meclisteki konumuzunuz, gerek partimizde gerekse rozetini taşıdığınız diğer partilerde ki görevleriniz ne olursa olsun Muhsin başkan suikastının üzerinin örtülmesi ile ilgili yaptığınız her çalışma ve açıklamada Cennet mekânın yol arkadaşları olanlar sizlere gereken tepkiyi verecektir. Bu vesile ile Muhsin başkanın dava arkadaşıyız, geçmişte onunla birlikte yol yürüdük diyenlerin gösteremediği cesaret ve duruşu gösteren konuşmasının sonlarına doğru söylemiş olduğu “Siz konunun tekrar araştırılması ile ilgili önerge vermez iseniz bizzat ben vereceğim” sözüne sadık kalarak gereğini yapmasını bekleyerek CHP İzmir Millet Vekili Sayın Atilla SERTEL’i medeni cesaretinden doyalı tebrik ediyor Konunun takipçisi olmaya devam edeceğimizi bir kere daha tekrar ediyorum.
Selam sevgi ve saygılarımla 
Ahmet BEREKET 
NOT. Meclis Tutanaklarına Geçen Muhsin Yazıcıoğlu İle İlgili Bölümü Noktasına Virgülüne Dokunmadan Olduğu Gibi Paylaşıyorum…

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) - Evet, radar konusuyla ilgili Kahramanmaraş Havalimanı'nda PSR/SSR, bu birincil gözetim radarı, ikincil gözetim radarı, bunlar bulunmuyor. Kahramanmaraş'ın şöyle bir önemi var tüm Türkiye açısından: 25/3/2009 tarihinde Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı rahmetli Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopteri Çağlayancerit'ten Yozgat'a giderken Kahramanmaraş kontrollü hava sahasının biraz dışında olmak üzere ama radar sahasının içinde kalarak helikopteri bilinmeyen bir nedenle düştü ve travmatik bir şekilde tüm Türkiye, tüm toplumda bir travma oluşturacak şekilde de helikoptere uzun süre ve naaşlara da tabii uzun süre ulaşılamadı. Bu noktada Kahramanmaraş Havalimanı'mızda birincil gözetim radarı yok, ikincil gözetim radarı yok. Eğer orada bu noktada, helikopterin radardan çıktığı anı tespit edebilmek mümkün olsaydı, böyle bir teşekkül mümkün olsaydı belki helikoptere otuz dakika sonra arama kurtarma ekiplerini çıkararak oradaki yaralıları kurtarmak belki mümkün olabilecekti.
Bu biraz önce bahsettiğim gerek helikopter kazaları gerek uçak kazaları, bunlara ilave ederek söylüyorum, geçtiğimiz günlerde Devlet Demir Yollarında yine Çorlu tren kazasıyla ilgili konular, tüm bunlar dâhil edildiğinde kaza kırım ekiplerinin de yeterli eğitimleri almadığı noktasında geçmişte birçok değerlendirme var, özellikle bu raporlarını tanzim ettikten sonra Amerika'ya veya yurt dışına gitmek suretiyle eğitimlerini tamamladıkları noktasında. Özellikle kara, deniz, demir ve havayolu ulaşımı ile petrol boru hattı kaza ve olaylarını inceleme yetkisine tam sahip bir ulusal taşımacılık, emniyet organizasyonu kurulması konusunda bir çabanız var mı? Bu doğrultudaki düşüncenizi, aynı zamanda değerlendirmenizi almak istiyoruz.
Bu sayede gerek Çorlu tren kazası gerek Eşref Bitlis'lerin uçağının düşmesi, biraz önce bahsettiğim Şırnak Şenoba beldesindeki helikopter kazası, Isparta uçağının düşmesi ve 6 nükleer fizikçimizi, toryum hızlandırıcı üzerinde çalışan fizikçilerimizi kaybetmemiz ve tabii diğer vatandaşlarımızın da orada canlarını yitirmesi, merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmesi sebebi ve sonrasında çıkan binbir türlü olayın nasıl geliştiğinin bir türlü Türkiye kamuoyunu tatmin edici bir şekilde anlatılamaması, açıklanamaması ve soru işaretleri dolayısıyla böyle profesyonel bir yapının tam koordinasyonlu kurulması gerekiyor. Bunun bir yerinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü var tabii ki ama yetkilileri de burada olmadığı için artık tutanaklardan zannediyorum takip edecekler.
Bu noktada kısaca tekrar özet geçerek söyleyeyim: Bu ILS'ler özellikle ihtiyaç olan yerlerde bulunmuyorlar Kahramanmaraş ve Uşak'ta. Bunların bulunmama nedenlerini sizden rica ediyorum. Yani bunlarda bulunmama, diğerlerinde de bulunma nedenlerini. Böyle çift boyutlu bir şekilde yaklaşırsanız sevinirim.
ATİLA SERTEL (İzmir) – Ben de Sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle anıyorum, diğer orada can veren gazeteci arkadaşım İsmail Güneş’i; eşi Yasemin Güneş’e de başsağlığı diliyorum tekrar. Kendisiyle geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir vesileyle buluşmuştuk Yasemin Güneş’le.
İHA muhabiri olarak çok ulaşmaya çalıştı kaza yerinden. Kaza yerini bildirmeye ve yaralı bir vaziyette kazanın olduğu yere insanların yardıma koşmasını söyledi. Bence o bölgede ve diğer bölgelerde kendi radarlarımızla olmak kaydıyla, olmazsa mutlaka bütün havaalanlarının ve çevresinin öyle desteklenerek yapılmasında büyük yarar görüyoruz. En azından böyle elim kazalara yol açılmaması açısından. Tabii ki kazalar olacaktır ama en azından ilk yardımın anında ulaşması için bu tip geniş bir ağ kurulmalıdır diye düşünüyorum,
BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Değerli Başkanım, ben de yeri gelmişken tabii Muhsin Başkanımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bu konuyla ilgili Devlet Hava Meydanlarında bu kazanın sonuçlarıyla ilgili neler var? Yani bu konu bir türlü aydınlığa kavuşmadı. 2009, şu an 2018 yılındayız, dokuz yıldır mahkemeler, kovuşturmalar birbirini takip ediyor ama sonuçlanan da bir şey yok. Yani askerî radarda kayıtlar silindi, öbürü radar alanının içindeydi, dışındaydı derken Devlet Hava Meydanları İşletmesi bu
işin neresinde? Bunlarla ilgili elinde bir bilgi, belge varsa ben bunu ricaediyorum. Yani bu olayla ilgili Devlet Hava Meydanlarının elinde rapor mu var, ne var? Mahkemeye sundukları da dâhil ne varsa bunları rica ediyorum.
BAŞKAN - Peki, teşekkür ediyorum Sayın Yaşar.
Buyurun Sayın Gündoğdu.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Tabii, helikopter kazasıyla ya da işte o şehadet süreci diye adlandırdığımız süreçle ilgili mevzu açılınca konuşmak durumunda kaldık.
Rahmetli Muhsin Başkanla birlikte otuz yıl siyaset yaptık. Bugünleri görmüş olsaydı herhâlde çok daha mutlu olacaktı. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili arkadaşlarımızın bu olayı gündeme getirmesi, burada konuşması güzel bir şey. Tabii, bu olayın akıbetiyle ilgili çok şey söylendi, çok söz söylendi, çok konuşuldu, bir türlü konu aydınlatılıp ortaya, milletimizin önüne getirilmedi, sunulmadı. Fakat o dönemi yaşan biri olarak şu çok iyi bir şekilde söyleyebilirim.
2009 yılındaki o olay olduğunda biz de o zaman genel merkezde görevliydik, bir heyet oluşturmuştuk. Beş kişilik heyetten biriydim. Tabii, o esnada esas konuşulması gereken konu, ne şu anki, bugünkü KİT Komisyonumuzda bulunan, şu an incelemesini yaptığımız kurum Devlet Hava Meydanları ne de diğerleri. O gün telefon konuşmasına rağmen, telefonda bir saat konuşmasına rağmen, İsmail Güneş'in o konuşmasına rağmen, Bilgi Teknolojilerinin yerini tespit edip yer bilgisini vermemesi, birinci sıkıntı o.
İkincisi de, o gün istihbaratın başında Ramazan Akyürek denilen kişinin olması. Yani o gün orada hem Bilgi Teknolojilerinde hem de Emniyet istihbaratının başında Ramazan Akyürek var ve Ramazan Akyürek bugün şu anda içeride, cezaevinde. Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğünde o günkü arkadaşların birçoğu da şu anda ya cezaevinde ya görevinden alınmış durumda. Yani bu işin arkasında, şu anki Türkiye'nin gündeminde olan FETÖ yapısının olduğunu ben yaklaşık bundan beş yıl önce televizyon ekranlarında söylemiş biriyim, 2014 yılında bunu dile getirmiş biriyim.
Onun için, burada bunu bu şekilde gündeme taşımak, tabii ki o olayın oluşuyla -yani şehadet süreciyle birlikte, biz kaza da dâhil diyemiyoruz şu anda- birlikte bir muamma, bir kargaşalık yaşandı. O yaşanmışlıkların içerisinden tabii devlet de büyük bir tecrübe kazanmış oldu orada. Şöyle tecrübe kazandı: Sivil havacılık kaza kırım ekibi gönderdi. Kaza kırım ekibi içerisinde bulunan 2 kişi mevcut FETÖ yapılanmasının içerisinden çıktı, daha sonra Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuzda İzmir'den havalanan helikopterinin içerisinden o 2 kişinin ismi çıktı, o 2 kişi de oradaydı.
Tabii, bunu, burada, bu olayın sivil havacılık veya işte Devlet Hava Meydanları açısından Sayın Genel Müdürümüz de söyledi. O günkü genel müdürümüzle de biz bunu çok etraflıca konuştuk. Bazı olaylar üzerinden o olayın muhatabı olmayan kurumları sanki o işin arkasındaymış gibi göstermek de doğru değil. Sebebi de şu: Devlet Hava Meydanları ile o günkü helikopterin uçuşuyla sadece Kahramanmaraş Havalimanı'ndan kalkışı esnasında verdiği bilgi, sonrasında hava radarlarının o günkü yine askeriye tarafından yine takip edilmesi gerekirken takip edilmediği, beş dakikalık hava radarının silindiğiyle ilgili, o beş dakikanın hâlâ ortada olmadığıyla ilgili bir bilgi var.
DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) - Askerî radar değil mi?
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Askerî radar.
Çünkü diğer radarların, diğerleriyle ilgili bütün hepsi ortada, ortaya çıkartıldı. Orada eksik kalan helikopterin uçuşuyla ilgili sıkıntı var. O da Devlet Hava Meydanları İşletmesini ilgilendirmiyor. Sivil havacılığın o gün eksiklikleri var, o orada tartışılacak bir şey çünkü onu yaşadığımız için bunu söylememiz gerekiyor. Burada kayda da geçiyor bunlar. Sivil havacılık 2009'da rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopteriyle düşmesiyle sivil havacılıkta bir milat oldu ve sivil havacılığın 2009 öncesi ve sonrası oluştu. 2009 öncesindeki verdikleri, yaptıkları işlemler ile 2009'dan sonraki yaptıkları işlemler arasında çok ciddi manada bir fark oluştu ve daha hassas davranmaya başladılar, daha titiz davrandılar. Daha öncesinde bazı sıkıntılar yaşandı. Konuşulması gerekli olan orası ve ben, bunu, burada, sanki bu işin üzerinden her yerde bir siyaset yapılıyor. Muhsin Başkanla ilgili... Biz otuz yıl onunla siyaset yaptık, konu gündeme geldiği zaman birileri bunun üzerinden bir sörf yapıyor, bu da doğru değil. Onu da ebedî istirahatinde rahat bırakmak lazım.
DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) - Pes yani! Ne ilgisi var ya?
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Konu araştırılması gerekir ama bunun üzerinden siyaset yapılmasını asla doğru bulmuyorum.
DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) - Rica ederim. Ne demek ya?
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Bu yapılan...
ATİLA SERTEL (İzmir) - Metin Bey, sizde vicdan da yok, insanlık da yok.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Hocam, sözümü bitireyim.
BAŞKAN - Lütfen... Lütfen...
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Ben de vicdan da var, insaf da var.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Siz sabote ediyorsunuz. Doğru değil. Ayıp!
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Bunun üzerinden siyaset yapmak kimseye yakışmıyor ve doğru değil.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Gerçekten vicdan yok sizde.
BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen karşılıklı konuşmayalım.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Atilla Bey, bu olay üzerinden...
ATİLA SERTEL (İzmir) - Sizde vicdan yok.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Bakın, ben de vicdan da var, insaf da var, her şey var.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Sizde vicdan yok.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Siz, bu iş üzerinden siyaset yapmak doğru değil.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Siyaset yapmıyoruz. Siyaset yapmadık, yapmayız.
ORHAN SÜMER (Adana) - Ne siyaseti? Arkadaşlar bir tespit yapıyor.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Bakın, şimdi bağırmayla bir şey izah edemezsiniz Atilla Bey.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Vicdan yok sizde, vicdan.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Bağırmaya kalkarsanız ben daha fazla bağırabilirim.
BAŞKAN - Sayın Gündoğdu, karşılıklı konuşmayın.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Ramazan Akyürek'i AKP iktidarı getirdi, AKP iktidarı. Sizde vicdan yok.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Kimde vicdan, kimde vicdan olmadığı ortada.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Bu kadar haksızlık yapamazsınız. Sizde vicdan yok Metin Bey, sizde vicdan yok, vicdan!
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Kimin ne yaptığını çok iyi biliyoruz biz. Biz kimin, ne yaptığını, ne kadar, nasıl davrandığını da çok iyi biliyoruz.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Çok ayıp! Onun için, Muhsin Yazıcıoğlu'nu anmakla siyaset yaptığımızı söylemek vicdansızlıktır.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Onun için, ben şu an sizinle ilgili söylemiyorum.
BAŞKAN - Sayın Gündoğdu, toparlayalım.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Bu kadar olmaz ya! Bu kadar saygısızlık olmaz ya!
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Bakın, bu sizin her defasında, her söylendiğinde, her konu açıldığında bu konuyu gündeme getirip bu konu üzerinden gündem yapmak doğru bir şey değil.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Ben Yasemin Güneş'i iyi tanıyorum, İsmail Güneş'i çok iyi tanıyorum.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'na sahip çıkan varsa o da AK PARTİ iktidarıdır, AK PARTİ'nin belediyeleridir.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Hadi canım!
BAŞKAN - Sayın Sertel, lütfen...
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - AK PARTİ'nin bütün belediyeleri Sayın Muhsin Yazıcıoğlu adına parklar açmıştır, spor salonları açmıştır.
BAŞKAN - Sayın Gündoğdu, lütfen toparlayalım.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Ama siz bu konuyu her bir fırsatta böyle gündeme getirerek, sanki oradan bir şey çıkarmaya çalışmak doğru bir şey değil.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Nereden çıkarıyorsunuz bunları? Sen vicdansız bir insansın ya!
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - O günün doğru bir olayını söyleyin. O gün deyin ki "Bu işin arkasında FETÖ vardı." diye söyleyin çünkü Ramazan Akyürek o zaman istihbarat teşkilatının içerisinde. Onu konuşun.
ORHAN SÜMER (Adana) - Ramazan Akyürek'i getiren sizsiniz. Kimin zamanında atandı?
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Onun için de, onun haricinde burada bu işleri söylememenizi...
BAŞKAN - Sayın Gündoğdu, lütfen toparlayalım, lütfen...
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Tamam.
Ben teşekkür ediyorum. Bu konu bizim de yıllardır vicdanımızı yaralayan bir konu.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Böyle vicdansızlık olmaz ya! Böyle saygısızlık olmaz!
BAŞKAN - Sayın Sertel, lütfen...
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Bu konu bizim de üzüldüğümüz bir konu. Bunun bu şekilde değerlendirilmesini tasvip etmiyorum. Sadece buradaki konu için söylemiyorum, geneli için söylüyorum.
ATİLA SERTEL (İzmir) - Biz, bir olayın aydınlatılması için bizzat bizim karşıt düşüncemizde de olsa, siyaseten hiç örtüşmesek de fikirlerimiz karşı karşıya da olsa bir insanın ölümünden, şehit olmasından, bir insanın can vermesinden son derece üzüntü duyacak kadar yürekli ve o yüreği taşıyan insanlarız. Bize kimse "bir insanın üzerinden siyaset yapıyor" suçlamasında bulunmaz, bulunamaz. Bakın, Ramazan Akyürek'i -kendisi söylediği için söylüyorum- Trabzon İl Emniyet Müdürlüğüne atayan AK PARTİ iktidarıdır. 2014 yılında Trabzon'a atanmıştır. Hrant Dink cinayetinin içinde faili meçhulleri koruyan kollayan ve Hrant Dink'in öldürülmesinde de payı olan adamdır Ramazan Akyürek. İsmail'in eşi Yasemin Güneş'le yaptığım konuşmada kendisine plaket verirken ve İsmail'i anarken de -geçtiğimiz iki ay önce, iki buçuk ay önce bir törende- Fetullah Gülen terör örgütünün kocasını öldürdüğünü bizzat bana da söylemiştir. Biz bunları söylüyoruz, biliyoruz. Bakın, büyük rüşvet operasyonunun ardından alınmıştır, 17 Aralıkta alınmıştır. Ta 2009'da bu olay olduğunda bu adam istihbarat daire başkanıdır. Bunu da biliyoruz. Vali Erol Çakır'ın bu adamın sicil notunun dibine "Fetullahçı" diye not düştüğünü ve bu adamın Fetullahçı olup 35 puanla emniyet müdürleri arasında en alt seviyede değerlendirildiğini de biliyoruz. Bunu Beşir Atalay görevden almıştı. Beşir Atalay'ın görevden aldığı adamı Ordulu İçişleri Bakanı Naim Şahin -bu arkadaşın hemşehrisi- teftiş kurulu başkanı yapmıştır. Bütün bunları biz biliyoruz fakat bu Fetullahçı terör örgütünün gerek diğer cinayetleri -birçok cinayete karışmışlığı var, ben bunları burada uzatarak saymıyorum ama- Hrant Dink cinayetinin altında da bu adamın imzası vardır, korumada ve kollamada ve gidiş gelişte. Muhsin Yazıcıoğlu cinayetinin aydınlatılmasını biz istiyoruz. Bakın, bu konuda iktidar gereğini yapmıyorsa biz de elbette bunu gündeme getirme durumunda kalacağız. Ben şimdi önümüzdeki günlerde bu cinayetin aydınlatılmasına ilişkin bir Meclis araştırma önergesi vereceğim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar