Abdülkadir MENEK

Abdülkadir MENEK


BİR NUR SEVDALISI: MEHMET FIRINCI (II)

14 Kasım 2020 - 00:00

BİR NUR SEVDALISI: MEHMET FIRINCI (II)

Üstad Hazretleri, İstanbul’a yaptığı son seyahatte Piyer Loti otelindeki bir odada kaldı. Burada talebeleri ile çok uzun süren sohbetlerde bulundu. Burada en çok üzerinde durduğu husus, Nur Talebelerinin hep müspet hareket etmelerinin lüzumu ve asla menfi harekete izin olmadığı etrafında yoğunlaştı. Bu şekilde memlekette asayişin temin edilip muhafaza edileceği konusuna özellikle tahşidat yapıldı. 
Üstad Hazretleri, bir gazetecinin balkona tırmanıp fotoğraflarını çekmesi üzerine çok rahatsız oldu ve İstanbul’a son seyahatini yarıda keserek Ankara’ya dönmeye karar verdi.  Bu İstanbul seyahatinin basın tarafından da çok abartılması üzerine CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, hükümeti Bediüzzaman’a sahip çıkma iddiasıyla sert bir beyanatta bulundu. İstanbul Valisi Ethem Yetkiner, bu beyanat üzerine bir açıklama yaparak Bediüzzaman Hazretlerine sahip çıkmış ve ülkede seyahat hürriyetinin bulunduğunu açıklamıştı. 27 Mayıs ihtilalinden sonra Vali tutuklanarak Yassıada’ya götürülmüş ve bu beyanatın da hesabı sorulmuştu. Aynı zamanda bu beyanatla ilgili olarak Mehmet Fırıncı da İstanbul Emniyeti’ne çağrılmış ve ifadesi alınmıştı. 
Mehmet Fırıncı, baskısı yapılan Şualar kitabının yüz nüshasını, 1960 yılının başlarında Emirdağ’a, Üstad Hazretlerine teslim etmek üzere götürmüş ve bir gece burada kalarak son ziyaretini gerçekleştirmiş ve talebelere dağıtılmak üzere Üstad tarafından teslim edilen tayinatı da alarak İstanbul’a dönmüştü.
Mehmet Fırıncı Ağabey’in hizmetleri, Üstad Hazretlerinin vefatından sonra da aynı şevk ve heyecan ile devam etti. Yurt içinde yapılan hizmetlere ve ziyaretlere aktif bir şekilde katılmaya devam etti. İstanbul’da yapılan hizmetlerde ve özellikle neşriyat hizmetlerinde hep ön saflarda mesaisinin büyük bir kısmını harcadı.
Mehmet Fırıncı Ağabey’in en bariz bir vasıflarından birisi ‘’Zülcenaheyn’’ olmasıdır. Medrese hizmetleri ile neşriyat hizmetlerini beraber götürmeye çalışmış ve her ikisine de gereken ehemmiyeti vermişti. Bu hizmetler için Nurtaşı ve Çağaloğlu arasında adeta mekik dokumuş, hiçbir hizmeti ihmal etmeden ‘’Talebe’’ olmanın gereğini hakkıyla yerine getirmeye çalışmıştı. Medrese hizmetlerinde derse gelenlerle çok yakından ilgilenmek, onlarla dersler yapmak,  İstanbul dışından gelenlerin problemlerini hal etmek için zaman ve mesai harcamak, doktorlara ve hastanelere götürmek, esnaf ziyaretleri yapmaktan tutun, derse gelenlerin ayakkabılarını düzeltmeye kadar, her hizmete ‘’tam tefani’’  sırrıyla koşmanın gayreti içinde bulundu. 
Bediüzzaman Hazretlerinin Nur Talebesinin vasıflarını sayarken kullandığı "Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin’’ şeklindeki ifadelere hakkıyla mazhar olmuş kahramanların önde gelenlerinden birisi idi. Medrese ve tebliğ hizmetini asla ihmal etmeden, Risale-i Nurları bütün dünyaya neşretmek için hayatının çok büyük bir kısmını aşk ve şevk içinde feda etmiştir. Bu çok önemli vasfına, yakınında bulunan herkes şahittir.
Risale-i Nur eserlerinin diğer dünya dillerine, özellikle İngilizce ve Arapça’ya tercüme edilmesi için çok büyük gayretlerde bulundu. Bu gayretlerin neticesi olarak bütün eserler bu dillere tercüme edilerek çok büyük bir boşluk doldurulmaya çalışıldı. Daha önceleri parça parça yapılan tercümeler, bu şekilde sistematik bir şekilde bütün Külliyat’ı içine alacak şekilde genişleyerek tamamlandı.
Muhterem İhsan Kasım’ın, Risale-i Nurları Arapça’ya tercüme etmesi konusunda Fırıncı Ağabey’in çok büyük destek ve yardımlarının olduğu, konu ile alakalı herkesin malumudur. İhsan Kasım ile birlikte bu tercümeler yapılırken ve yapıldıktan sonra İslam ülkelerine çok sayıda gezi gerçekleştirmiş, Mısır, Hindistan, Endonezya gibi ülkelerde Risale-i Nur eserlerinin basılması için yayınevlerinin kurulması noktasında öncülük yapmışlardır. Yine Nur-The Ligth Dergisinin basılıp Avrupa ülkelerine dağıtılması konusunda da Osman Birge’ye en büyük yardım ve desteği verenlerin başında Mehmet Fırıncı Ağabey gelmektedir.  
Bu tercümelerin yapılmasından sonra, diğer dünya dillerine de bu eserler tercüme edilmeye başlandı. Bu tercüme faaliyetleri ellinin üzerinde dünya dilini kapsayacak şekilde genişledi ve halen bu alanda yapılan çalışmalar dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye’de büyük bir şevk ve heyecan ile devam ediyor. 
Yapılan tercümelerle ilgili olarak zaman zaman birçok üzücü eleştiriye de hedef oldu. Hatta eleştiri dozunu aşacak şekilde bu konuda Mehmet Fırıncı Ağabey’e bazı saldırıların dahi yapıldığını büyük bir üzüntü ile müşahede ettik. Bu eleştiri ve saldırıların haksız ve yersiz olduğunu hemen ifade etmemiz gerekir. İhtiyacın çok büyük olduğu bir zamanda yapılan bu tercümeler çok büyük hizmetlere vesile oldu ve olmaya devam etmektedir. Bu eserler ile dünyanın birçok köşesinde yüzbinlerce insan Risale-i Nurlar ile tanışmış ve birçoğu bu vesile ile imanını bu eserlerle kurtarmış, diğer insanların da imanının kurtulması için hizmetlerde bulunmaya başlamıştır.
Elbette hiçbir eserin tercümesi, tıpatıp aslı gibi olamaz. Bazı konularda eksikler bulunabilir. Tercüme eserler konusunda insaf dairesinde bazı eleştiriler de yapılabilir.  Bu husus bütün tercüme eserler için geçerlidir. Ayrıca, bu hususları göz önüne alarak yeni tercümeler yapmanın da önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Bu tercümesi yapılan eserleri beğenmeyenler, yeni ihtisas ekipleri oluşturarak çok daha güzel tercümeler yapmak için çalışmalarını hızlandırabilirler. Böylece yeryüzünde kendilerine ulaşılmayı bekleyen milyarlarca insana bu imani eserleri daha güzel tercümelerle ulaştırmanın gayretini gösterme faaliyetlerini şevk ve heyecan ile sürdürebilirler. Bu şekilde bütün zemin yüzü çok daha büyük ve semeredar bir İman Medresesine dönüşebilir.  
Mehmet Fırıncı Ağabey’in bir diğer çok önemli ve cihanşümul hizmeti de, başkanı bulunduğu İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından organize edilen ve bütün dünyada çok büyük ses getiren ve hizmetlere vesile olan ‘’Uluslararası Risale-i Nur ve Said Nursi Panelleri, Konferansları ve Sempozyumları’’ olmuştur. Bu toplantılar İİKV bünyesinde hizmet eden ilim heyetleri tarafından organize edilerek dünyanın birçok ülkesinde gerçekleştirilmiş ve bu organizasyonlarda, binlerle ifade edilebilecek sayıda ilim adamları çok farklı ülkelerde çeşitli bildiriler sunarak konuşmalar yapmışlardır. 
Bu organizasyonlar özellikle İslam ülkelerinde çok büyük ve yoğun bir alaka ile karşılanmış ve Risale-i Nur Külliyatı ile Bediüzzaman Hazretlerinin, bu ülkelerde üniversitelerde görev yapan ilim adamları tarafından tanınmasına ve bunun neticesinde kendi ülkelerinde bunların tanıtılmasına büyük hizmetlerde bulunmalarına vesile olmuştur. Bunun neticesinde özellikle İslam ülkelerinde Üstad Bediüzzaman ve Risale-i Nur Külliyatı hakkında birçok eser yazılmış ve bunlar yayınlanarak insanların istifadesine sunulmuştur.
Elbette yapılan bu toplantı ve çalışmalar sadece İslam Ülkeleri ile sınırlı değildir. Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika’da da birçok ülkede ve farklı tarihlerde bu faaliyetler icra edilmiş ve çok sayıda farklı dinlere de mensup olan birçok ilim adamının katılımı ile de yapılan bu toplantılarda, bu eser külliyatı ile müellifinin bu çevreler tarafından da doğru bir şekilde ve ilmi bir zeminde tanınmasına ve tartışılmasına vesile olmuştur. Halen bu konuda yapılan çalışmalar devam etmektedir. 
Özellikle Türkiye’de yapılan ve Uluslararası katılımlı ve çok yoğun bir alakaya mazhar olan ‘’Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumlarına’’ da bir paragraf açmak gerekir. Birincisi 1991 yılında düzenlenen Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumları, yurt içi ve yurt dışından çok sayıda ilim adamı ve âlim tarafından büyük bir alaka ve heyecan ile takip edilmiş ve edilmeye devam edilmektedir.  Kesintisiz olarak devam eden bu sempozyumların on birincisi 2017 yılında İstanbul’da ‘’Kur’an ve Sünnet Rehberliğinde Bir İman Hizmeti; Müsbet Hareket” başlığı altında yapılmış ve 30 farklı ülkeden gelen yüzden fazla İlim Adamı tarafından hazırlanan tebliğlerle konu detaylı bir şekilde tartışılmıştır. 
İşte Mehmet Fırıncı Ağabey, yurt içinde ve yurt dışında yapılan bu organizasyonların çok büyük bir çoğunluğuna, sağlığı ve zamanı elverdiği ölçüde katılmış, yaptığı konuşma ve sohbetlerle yılların hizmet tecrübelerini ve hatıralarını katılımcılar ile paylaşmıştır. Hatta bu önemli ve renkli organizasyonların en önemli şahsiyetlerinden birisi olarak çok büyük muhabbete ve alakaya mazhar olmuştur. Şüphesiz çok büyük ve hayırlı hizmetlere vesile olan bu organizasyonlar, önümüzdeki yıllarda da aynı coşku ve heyecan ile devam edecektir.
Burada Risale Akademi’nin yapmış olduğu sempozyum ve toplantılara da bir paragraf açmak gerekir. Risale Akademi’nin çok büyük bir hizmeti olarak tarihe geçen, çok sayıda ilim adamı ve ilgili şahsiyetin katılarak büyük alaka gösterdiği bu organizasyonlar, çok büyük hizmetlere ve tabuların yıkılmasına vesile olmuştur. Mehmet Fırıncı Ağabey, Risale Akademi’nin Üniversiteler, Yerel Yönetimler ve Sivil Toplum Kuruluşları ile birlikte ülkemizin birçok şehrinde düzenlediği sempozyum, toplantı, konferans ve panellerin çok önemli bir ekseriyetine, ilerlemiş yaşına ve sağlık problemlerine rağmen katılmak için çok büyük gayret göstermiş, konuşmalar yapmış ve katılımcılar için adeta çok büyük bir şevk ve heyecan kaynağı olmuştur.
(Devam edecek)

Abdulkadir MENEK

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum