Reklam
Reklam

Özgür Ruhlu Güzel Eda Ece

Rol aldığı her projede, oynadığı her karakterde kendini tekrar sevdiren, karakterinde samimiyeti olgunlukla harmanlamış başarılı Oyuncu Eda Ece’yle bilinmeyen yönlerine, yer aldığı projelere, oynadığı karakterlerin evrim sürecine ve gelecek planlarına dair konuştuk. Yaşadığı hayatı kendi doğrularına göre şekillendiren ve özgür ruhunu yüksek özgüveniyle tamamlayan Eda Ece ile samimiyetle altını çizdiğimiz keyifli bir sohbete imza attık...

Özgür Ruhlu Güzel Eda Ece

Rol aldığı her projede, oynadığı her karakterde kendini tekrar sevdiren, karakterinde samimiyeti olgunlukla harmanlamış başarılı Oyuncu Eda Ece’yle bilinmeyen yönlerine, yer aldığı projelere, oynadığı karakterlerin evrim sürecine ve gelecek planlarına dair konuştuk. Yaşadığı hayatı kendi doğrularına göre şekillendiren ve özgür ruhunu yüksek özgüveniyle tamamlayan Eda Ece ile samimiyetle altını çizdiğimiz keyifli bir sohbete imza attık...

Özgür Ruhlu Güzel Eda Ece
28 Mayıs 2019 - 10:42 - Güncelleme: 28 Mayıs 2019 - 10:47

Sizi en çok ne heyecanlandırır? Dizi projeleri mi yoksa film mi?
İkisi de aynı derecede önemli, emek harcadığın işler. Film sürecinin başlangıç ve bitişi belli olduğu için, karakterin nereye gideceğini net olarak görerek başlıyorsun. Dizi daha uzun soluklu olduğundan içinde çok fazla dönüşüm barındırıyor. Benim ilk dizim 3,5 diğerleri ise en az 2 yıl sürdü. karakterlerin ilk ve son bölümdeki hali arasında büyük bir fark vardı. Karakter evriliyor, büyüyor, değişiyor tıpkı hayattaki gibi. Bu açıdan baktığımızda dizi daha heyecanlı oluyor. Fakat sinema filminin kalıcılığı ve saygınlığı var. Dijital dünyada ise diziler de artık bu saygınlığı kazanmaya başladı. Gitgide durum eşitleniyor da denebilir. Kalbimde ikisinin yeri de ayrı.

Reddettiğiniz ve daha sonrasında büyük başarı kazanan bir iş oldu mu?
Bugüne dek olmadı. Ben bu konuda iyi seçimler yaptığımı düşünüyorum, hangi dizinin tutacağına dair bir öngörüm oluyor, uğursuz da bir enerjim yoktur genelde işlerim uzun sürdü. “Keşke şunu kabul edip de oynasaydım.” dediğim bir iş olmadı, Allah pişman etmesin.

Şu an reytinglerde oldukça başarılı olan bir dizide oynuyorsunuz. Yasak Elma’ya dahil olma süreciniz nasıldı?
2018 yazında iki filmde oynadım; Yol Arkadaşım ve Deliha 2. Filmlerden önce rol aldığım dizi İlişki Durumu Karışık’tı ve Med Yapım’ın dizisiydi. Yine Yasak Elma’yı da aynı şekilde Med Yapım yapıyor. Bana yeni bir projeleri olduğunu ve ne zaman İstanbul’a döneceğimi sordular. Birkaç bölümü okuduktan ve film çekimlerini bitirdikten sonra Yasak Elma’nın kadrosuna dahil oldum. İyi ki de kabul etmişim diyorum şimdi. Çok seviyorum Yasak Elma’yı.

Yıldız karakterini canlandırırken nasıl bir yol izlediniz? Kimleri, neleri gözlemlediniz mesela?
Yıldız başından beri hep çok eğlenceli geliyor bana. Lise mezunu, üniversite okumamış ve hayatı boyunca çalışmış, para sıkıntısı olan genç bir kız ama hep daha zengin dünyalara özeniyor. Yıldız’ın hikayesi kaba tabiriyle “yırtma” hikayesi olarak yazılmıştı. Zengin insanlara özenen, onlardan biri gibi olmaya çalışan fakat hep onların kenarında kalmış bir kızın keşfedilmesiyle, Ender’in karakterinin teklifiyle o dünyaya adım attı ve dönüşüm başladı. Sınıf atlama hikayesi de var, karakterin kendi içerisindeki dönüşüm hikayesi de... O açıdan bir oyuncu olarak heyecan verici bir projeydi. Tek düze bir gidişatı ve kaderi yoktu Yıldız’ın. Başta daha toy, genç bir kızken, kendinden yaşça büyük biriyle evlenip onun dünyasına adapte olmaya, kendini değiştirmeye, büyütmeye çabalayan bir karakter Yıldız. Başta kendine güveni yoktu çok fazla. Şimdi kendini güvende hissedip rahatlayınca şımarma durumu oldu. Yıldızın her zaman amacı zengin olmaktı zaten. Şu an buna ulaştığı için daha keyifli bir yerden oynuyorum onu.

Dizide Yıldız’ı hep çok süslü görüyoruz. Sizin moda anlayışınız nasıl, takip eder misiniz modayı?
Ben Yıldız kadar giyinmeyi ve süslenmeyi önemseyen biri değilim. Yıldız’ı böyle çizmedik tabii ki. Yıldız; kıyafet, çanta, ayakkabı hayranı olduğu için oldukça süslü giyinen, çok renkli bir karakter. Hayatta en sevdiği şeyin alışveriş olduğunu söyleyebilirim. Ben öyle değilim. Çok çalışıyorum, alışverişe vakit kalmıyor. (gülüyor) 

Stilinizi nasıl tanımlarsınız? Dolabınızda eksik olmayan parçalar nelerdir?
Sabah uyanır uyanmaz sete geldiğim, günde en az 10 kıyafet değiştirdiğimden ve 12 saat çalıştığımdan dolayı benim için değil Yıldız için giyiniyorum bu aralar. Normalde de bir oyuncunun hayatında karakter yaratmak haricinde galalar, ödül törenleri, basın PR işleri, dergi çekimleri de olduğu için sürekli modacılar ve stilistler tarafından giydiriliyoruz. Dinlenerek, seyahat ederek geçirebildiğim, bana ait zamanlarda ise çok fazla giyinmeye takılmıyorum. Dolabım genelde kot ceketler, jeanler ve spor ayakkabılar var.

Şevval Sam ile sık sık birlikte görüyoruz sizi. Sette mi başladı bu dostluk?
Evet, diziyle beraber tanıştık ve çok iyi anlaştık. Ruhlarımız birbirini sevdi. Bizim işin güzel bir yanı da bu, her işinde yeni arkadaşlar ediniyorsun. Ben şanslıyım, değerli, benim ruhuma uyan insanlarla denk geldim yine. Şevval’i çok seviyorum. Maneviyatı çok yüksek, insanları ve doğayı çok seven, yaratıcı ve içten biri. Yasak Elma’daki herkes öyle aslında benim için. Gerçekten güzel insanların bir araya geldiği bir iş oldu.
Televizyona baktığımızda dizilerin genel olarak aynı konular etrafında şekillendiğini görüyoruz. İleride dijital platformda bir dizi çekmeyi düşünüyor musunuz?
Evet, çünkü kendim de bütün dijital platformlara üyeyim ve çok fazla dizi izliyorum. Önceden yabancı dizileri izliyordum, şimdi Türk dizilerimiz de oldu, hepsini takip etmeye çalışıyorum. Dizi süreleri daha normal olduğu için, çalışma şartları daha insani olur diye daha cazip geliyor. Biz her hafta 120 dakika dizi teslim ediyoruz, haftanın en az 6 günü çalışıyoruz ve bu çok yorucu bir süreç. Dijital projelerin sezon araları olsun, bölümlerin süreleri olsun, daha çalışabilir bir düzenleri var diye umuyorum. Bu nedenle isterim çalışmak.

“Görümce” filminde sizi Gupse Özay ve Buğra Gülsoy ile birlikte izleme şansı yakaladık. Ardından “Deliha 2” ve “Yol Arkadaşım” geldi. Komedi projeleri mi sizi daha çok heyecanlandırıyor, dram mı?
Bugüne kadar 4 dizi ve 7 filmde oynadım. Filmlerin çoğu komediydi ama bana daha çok, hikayedeki adam akıllı kızları oynattılar. Komedi yaparken daha enerjik olduğumu hissediyorum. Dramdan da ayrı bir keyif alıyorum. Mesela Yasak Elma’nın son bölümünde İngilizce bilmemesine rağmen İngilizce konuşan halini oynadım Yıldız’ın. Oldukça komik sahneler çıktı ortaya. Beş sahne sonra evden kovuldu yerlerde sürünerek ağladım. Hayatın nasıl acısı ve tatlısı varsa oyunculuk da öyle. Hem dram hem de komedi... İkisini de deneyimledim güldürdüm de ağlattım da aldığım geri dönüşlerden memnunum.

Canlandırdığınız karakterleri bir kenara bırakırsak Eda’yı tanımak isteriz... Kendinizi birkaç cümleyle anlatmanızı isteseydik neler söylerdiniz?
Kendini tanıma bir serüven ve ben 29 yaşındaki halimle kendimi biraz da olsa tanıdığımı düşünüyorum, daha çok yolum var. Çalışkan bir insan olduğuma eminim çünkü gerçekten çok çalışıyorum. Empati gücüm fazla, bu oyunculukta da işime yarıyor karşımdakinin duygusunu hisseder, kendimi onun yerine koyar insanları anlarım, bana iyilik de yapsalar kötülükte.... Kimseyi yargılamam, bu özelliğimi seviyorum. Çok yönlüyümdür, ilgi alanlarım fazladır. Çok hızlı düşünür, hızlı hareket ederim. Fakat çok kararsızım.
Sizin için hayatta ulaşılabilecek en önemli nokta nedir? Para, ün, mutluluk, huzur?
Kendim para kazanıyorum 10 yıldır. Daha öncesinde de ailemin bana sağladıkları sayesinde, para derdim olmadı. Odak noktam, para değil. Hatta umrumda değil. Ünlü olmanın ise zararı, yararından çok bence. Emma Stone bir röportajında “Tanınmazlığımı kaybetmek, kaybettiğim en büyük şeydi.” gibi bir şey söylemişti ve cümle beni düşündürdü, hissettim ne demek istediğini. Nereye gidersen git tanınmıyor olmanın verdiği rahatlık ve bu psikolojinin insanı ne kadar rahat bıraktığını ve normalleştirdiğini bilmenin kıymeti, bunu kaybettiğinde anlaşılıyor. 

İnsanların sana ilgi göstermesi çok kıymetli ve güzel bir şey tabii. Yaptığın işin izleyiciye ulaştığının kanıtı... Fakat yine de göz altında hissediyorsun kendini. Ün denilen şey, senin kendi kendine kalma halinden çalıyor. Hedef haline de gelebiliyorsun bu yüzden. Kilo alıp vermek, saçının o gün ekranda kötü gözükmesi bunların hepsi, ve sen, bir mesele oluyorsun. Aslında çok savunmasız bir durum. Ekranın önüne çıkıyorsun ve herkes istediği gibi seni eleştirebiliyor. Çok fazla göz önünde bulunmanın mutluluk getirdiğini düşünmüyorum. Her mesleğin iyi yada kötü yanları var. İyileri için kötülere katlanıyorsun. Huzuru ve mutluluğu istemeyen ise yoktur herhalde. Huzur en büyük amaç tabii ki. Ne yapıyorsan yap içinin rahat olması ve iyi hissetmek, mutluyum demekten, bunu hissetmekten başka ne ister ki insan.

Sizinle ilk defa 2011 yılında tanışmıştık. 8 senede hayatınızda neler değişti? Oyunculuk hayatınızı nasıl şekillendirdi?
Çok yoğun bir iş hayatım oldu. 8 yıllık oyunculuk kariyerimde uyumadığım günlerin sayısı, uyuduğum günlerden fazladır. Bir sürü sorumluluk alıyorsun üzerine. Oyunculuk, kendini de yönettiğin bir meslek... Menajerim var, Gaye Sökmen’le çalışıyorum. Fikir danıştığım ve ortak karar aldığım insanlar da var; fakat ben her şeyle çok fazla ilgileniyorum. Bir proje çekerken de, dergi çekiminde de, boş zamanlarda da işin her yönüyle ilgilenmeye ve her yaptığıma sahip çıkmaya çalışıyorum. Hem çok seviyorum; bana bir kimlik ve bir amaç verdiği için hem de gerçekten yorucu bir iş olduğunu düşünüyorum. 8 yıldır bir kariyer insanına dönüştüm. En büyük fark bu olabilir.
Bu dönemde keyifli, egosuz, en önemlisi de kendiyle barışık genç bir kadın olabilmenizin sırrı ne?
Hiçbir zaman bunu kaybettiğimi hissetmedim ben de. Bu çok önemli. Egolu olmadığımı söylüyorlar ve ben de bunu duymaktan mutluluk duyuyorum. Astrolojiyle yakından ilgileniyorum. Balzamik Ay’da doğmuşum ben. Ayın bu evresinde doğanlarda ego sıfırlanırmış... Kendim gibi kalabilmeyi başardım çünkü öncesinde de eğitimsiz bir insan değildim. Hem aile hem de okul eğitimi çok önemli. Bu sektöre de 19 yaşında iyi eğitimli bir genç kız olarak başladığım için aklım başımdaydı hep.

Biraz da aşktan bahsedelim… Bir erkekte size en çok etkileyen özellikler ne oluyor?
Zeki insanlara hayranlık duyuyorum. Çok zeki ve iyi fikirleri olan insanlara çok çabuk çekiliyorum. Komik, rahat, esprili ve enerjik insanları seviyorum.

Aşık olduğunuzda nasıl bir kadın oluyorsunuz?
Hiç bencil biri değilimdir. Karşımdakini düşünürüm ve mutlu olmaya, mutlu etmeye çalışırım. Onu anlamaya gayret gösteririm, kötü yada iyi gününde yanında olurum, destek olurum. Komik ve eğlenceliyim, gerginlik sevmem. Yaşım büyüdükçe de mutluluğu öne almanın, huzurun değerini daha çok biliyorum. Bu yüzden iyi bir sevgili olduğumu düşünüyorum.

Eda Ece hakkında pek bilinmeyen, şaşıracağımız bir şey var mı?
Yazıyorum... Yazdığımı çok fazla insan bilmez.

Sizi hep şık ve özenli görüyoruz. Makyajla aranız nasıl? Far, ruj veya allık seçerken hangi renkleri tercih edersiniz?
Makyajla aram iyi. Makyaj oyunculuğun bir parçası. Bir karakteri canlandırırken Eda olmaktan çıkıp başka bir role bürünmek için saç ve makyaj bizim en büyük destekçimiz. Yönetmenle iş yaptığım kadar makyaj sanatçıları ve kuaförle de iş yapıyorum. O kılığa bürünmek için hayatımın büyük bir bölümünü ayırıyorum saça ve makyaja. Set dışında daki tüm işsel organizasyonlarda da hayatımın her anında makyaj yer alıyor. Kendim de çok seviyorum, orası ayrı. Olabildiğince doğal ve paraben içermeyen ürünleri tercih etmeye çalışıyorum. Abartılı makyajları asla sevmiyorum, soft ve az makyajın insanlara yakıştığını düşünüyorum.

Cildiniz çok sağlıklı ve ışıl ışıl gözüküyor. Cilt bakımı sırlarınız neler? Sürekli takip ettiğiniz bir rutininiz var mı?
Yok öyle değilmiş, Hamiyet (Akpınar) öyle dedi bana... Hamiyet beni gördü ve “Eda ne yaptılar senin cildine?” dedi... Günde 20 sayfa çalışıyoruz, ağustostan beri setteyim ve günün büyük bir kısmında makyajlı olmak durumundayım. Makyajı cildinizde bu kadar uzun süreli tutmak, cildi matlaştırıyor. Cildim biraz yoruldu fakat cilt bakımına giderek ve iyi kremler kullanarak cildimi daha etkili korumaya, makyajın etkisini azaltmaya çalışıyorum.

Güzellik ve stil söz konusu olduğunda asla yapmam dediğiniz şeyler var mı yoksa yeniliklere açık biri misiniz?
Ben o konuda kendime hor davranıyorum. Yapımcılar sarışın olmam konusunda ısrar ediyor genelde. Türkiye’de sarışın cast mı az nedir? (gülüyor) Beni kahverengi alıyorlar projeye Eda olarak, sarı çıkarıyorlar sonra. O yüzden hep saçımın boyanmasına ve değişmesine izin verdim. Fakat artık teknoloji çok ilerlediği için biraz daha dikkat etmeye ve peruk gibi şeyleri kullanmaya çalışacağım. Yapmam dediğim hiçbir şey yok... Rolün gerektirdiği her şeyi yaparım.

İkizler kadını olmanın verdiği bir çılgınlık var mı? Hayatınızda yaptığınız en çılgınca şey neydi mesela?
Olmaz mı? Çok seviyorum burcumu... Tam bir Merkür insaniyim; çok konuşurum, hızlı düşünürüm... Astrolojiyi de çok seviyorum İkizler’i de. Renkli kişilikleriz.

Doğa insanı mısınız, konfor tutkunu mu?
Lüks dediğin şey benim için konfor aslında. Kendi konforlu alanımı oluşturmak için çalışıyorum. Doğa hayranlık uyandırıcı, her şeyin sahibi.. Doğada olmayı da çok seviyorum.

Bugüne kadar yer aldığınız projelerden en çok keyif aldığınız ve eğlendiğiniz hangisiydi?
En çok Yıldız’ı sevdim.

Yasak Elma setinde unutamadığınız bir anınız var mı?
Zeynep ve Yıldız’ı başlarda sürekli kavga eden ve zıt düşen karakterler olarak yazıyordu senaristler. Biz iki kız kardeşin ilişkisinin bu kadar sert olmasını istemedik. Ben Yıldız’ı çok içten bir abla olarak çizdim kafamda, yazarlar da sağ olsunlar kalemi o tarafa doğru döndürdüler. Yönetmenimiz Neslihan Yeşilyurt’la beraber çok iyi bir kardeş ilişkisi kurduk Yıldız’a. Sevda’nın son bölümüydü. Senaryo gereği Zeynep Amerika’ya taşınıyordu... Çok üzüldüm, çok ağladım o sahneyi oynarken. Yayınlanan o sahnelerin hepsi benim hem Eda olarak Sevda’yı çok sevmemle hem de Yıldız halimle Zeynep’i çok sevmemin sonucuydu... Sahne bitti, monitöre doğru gittim. Neslihan da hüngür hüngür ağlıyordu. O an düşündüm; Zeynep gittiğinde bu kadar üzüldüysem Yıldız’la nasıl vedalaşacağım diye. Oyunculuk böyle bir şey işte... Bunun dışında da çok güldüğümüz bir set bizimki. Kahkaha atmaktan kendimizi yerlere attığımız zamanlar oluyor. Bir de benim o sahnenin ruhuna girmişken ağzımdan dökülen replikler var..bir an geliyor laf ağzımdan çıkıyor. Allahtan yönetmenimiz ve kurgucumuz da bu doğaçlama anlarıyla çok eğleniyor, seyirci de çok gülüyor bu Yıldız’a kattığım enerjiye.

Bulunmaktan en çok keyif aldığınız, yine olsa yine giderim dediğiniz ülke hangisi?
Londra’yı çok seviyorum. İkinci evim diyorum oraya...

Geriye dönüp baktığınızda, sizin hikayenizin altı çizilmesi gereken yerleri nereleri olabilir?
Çocuğum yok, 7 tane filmim 4 tane dizim var. Sanırım dünyaya en büyük katkım bu. (gülüyor) Umarım ileride altını daha da belirgin çizebileceğim işler yapabilirim.

İlerideki hedeflerinizi öğrenebilir miyiz? Nasıl projelerde göreceğiz sizi yakın zamanda?
Kendi yazdığım bir şeyi oynamayı isterim. Sahne de olmayı isterim. Kendi inandığım bir projenin yapımcısı olmayı isterim. Bu sektörden kazandığım parayı yine bu sektöre yapılacak güzel işler için kullanmak istiyorum. 


kIsakIsa
Yaz deyince aklınıza 
ilk gelen şey?
Deniz

Mutluluğun anahtarı?
Tatil

En sevdiğiniz oyun?
Sessiz sinema ve Tabu

Olmazsa olmaz 
dediğiniz nesne?
Telefon

Playlist’inizin vazgeçilmez
şarkısı?
Sena Şener’in bütün şarkıları


KAYNAK MAG MAGAZİN

YORUMLAR

  • 0 Yorum