Reklam
Reklam
Reklam

Dünya devlerinin teşvik çağrısı

25. Marble İzmir Fuarı, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerini fuarizmir’de ağırladı. Doğal taş birlikleri, taş kullanımının dünya çapında yaygınlaştırılmasına yönelik teşvik çağrısını fuarizmir’den tüm dünyaya duyurdu. Ülke temsilcileri Türk doğal taş endüstrisinin desteğine ihtiyaç duyduklarını vurgularken; yaşanan sıcak temaslar Türkiye’nin Batı dünyasındaki en önemli tedarikçi olduğunu kanıtladı.

Dünya devlerinin teşvik çağrısı

25. Marble İzmir Fuarı, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerini fuarizmir’de ağırladı. Doğal taş birlikleri, taş kullanımının dünya çapında yaygınlaştırılmasına yönelik teşvik çağrısını fuarizmir’den tüm dünyaya duyurdu. Ülke temsilcileri Türk doğal taş endüstrisinin desteğine ihtiyaç duyduklarını vurgularken; yaşanan sıcak temaslar Türkiye’nin Batı dünyasındaki en önemli tedarikçi olduğunu kanıtladı.

Dünya devlerinin teşvik çağrısı
30 Mart 2019 - 13:44

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen 25. MARBLE İzmir Fuarı, doğal taşın dönüşüm hareketini kıtalararası bir çağrıya dönüştürdü. Fuar kapsamında geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen Dünya Taş Forumu bu yıl devlet düzeyinde birliklerin geniş katılımıyla gerçekleşti. Doğal taşta dünya devlerinin yoğun ilgi göstermesiyle önümüzdeki yıl zirveye dönüşecek forum, fuarı üst düzey bir platforma taşıdı. Amerika ve Avrupa’dan yoğun katılımların gerçekleştiği Dünya Taş Forumu, doğal taşın dönüşüm hareketine önemli bir katkı sağladı.

 

Foruma, Batı dünyasında doğal taş sektörünün öncü kuruluşlarından olan Doğal Taş Enstitüsü (NSI, Amerika), Dünya Doğal Taş Birliği (WONASA, İspanya), Avrupa Doğal Taş Endüstrileri Federasyonu’nun Almanya, Avusturya, Belçika ve Çek Cumhuriyeti temsilcilikleri katılırken; Rusya Taş Endüstrisi Birliği, Hindistan Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (FICCI), Shuitou Uluslararası Taş Fuarı (Çin), WARSAW EXPO (Polonya), Iran Stone Expo (İran), CarraraFierre (İtalya) gibi sektörün önemli kurum ve kuruluşları da katılım gösterdi.

 

Fuar kapsamında düzenlenen Dünya Taş Forumu’nda sektörün tüm bileşenleriyle bir araya gelen temsilciler, doğal taşın dünya kapsamında kullanımına yönelik teşvik çağrısında bulundu. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte imitasyon endüstrisindeki artışı vurgulayan uzmanlar, seramik ve porselen tehdidine karşı “doğal taşı yayın, kullanın ve pazarlayın” ortak görüşünde birleşti. Türkiye’nin dünya rezervlerinin büyük bir kısmına sahip olması sebebiyle önemli bir tedarikçi olduğunu dile getiren Batı dünyası, doğal taş sektörünün imitasyonla savaşını Türkiye olmadan kazanamayacaklarını dile getirdi. Üreticiden son tüketiciye kadar sektörün tüm bileşenlerini bir araya getiren fuar, bu kapsamda sektörün geleceği için önemli bir amiral gemisi haline geldi.

 

Milyonlarca dolarlık pazarlama bütçesi ayırmalıyız”

Foruma katılan konuşmacılardan Belçika Doğal Taş Federasyonu (FEBENAT) Yönetim Kurulu Başkanı ve Doğal Taş Enstitüsü Avrupa Temsilcisi Herwig Callewier, “Porselen ve seramik endüstrisi gerçekten çok iyi iş çıkarıyor. Tasarım dünyasının kafası karışmış durumda. Bu noktada sektörümüzdeki tüm bileşenlerin çok daha iyi işler çıkarması gerekiyor. Tasarımcılara doğal taşın değeri ve farklılıklarını anlatmak bizim sorumluluğumuzda. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte alternatif materyal endüstrisi İspanya’da başladı ve çok hızlı bir şekilde Avrupa’dan tüm dünyaya yayıldı. Onlar teknolojiye harcadıkları para kadar pazarlamaya da yatırım yaptılar. Fakat bu süreçte gördük ki doğal taşın tanıtılmasıyla ilgili biz çok az çaba göstermişiz. Doğal taşın biricik oluşuna o kadar güvenmişiz ki yaklaşmakta olan tehlikeyi görememişiz. Bugüne dek hep kendi küçük kurumlarımız içinde kalmışız. Seramik ve porselenle savaşacaksak eğer küresel adımlar atıp milyonlarca dolarlık pazarlama bütçeleri ayırmalıyız” dedi.

 

Bilinçaltımızda doğaya bağlıyız”

Doğal taşın insanlar için vazgeçilmez bir ürün olduğunu vurgulayan Callewier, “Dünyanın şu an seri üretime yöneldiği doğru fakat insanların ‘doğalmış’ gibi gösterilen materyallere yönelme sebebi de yine doğal taşa olan beğeniden geliyor. Çünkü bilinçaltımızda doğaya bağlıyız. Doğal taş insanları mutlu eden, ona dokunma ihtiyacı duydukları bir tasarım harikası. Yapay taşlarda böyle bir his yok. Bunun sebebi taşın biyolojik özelliklerinden kaynaklanıyor. İşte bu sebeple doğa ile bağlantısını gündeme getirmeliyiz ki herkesin ilgisini çekebilelim” dedi.

 

Doğal taş parmak izi gibi eşsiz

Doğal taşın enerjisi ve insana olan pozitif etkilerini dile getiren Doğal Taş Enstitüsü 2017 Başkanı Daniel Wood, “Doğa ile bağlantı kurduğumuz en önemli unsurlardan biri. Kendi enerjisi olan organik bir ürün… Gelecekte yapı sektörüne baktığınızda yüzde 70’inin yenilenmesi gerekecek çünkü çoğunluğu dayanıksız malzemelerden yapıldı. Efes’e bakın 8 bin yıllık antik bir şehir. Geçtiğimiz haftalarda Kudüs’e gittim 2 bin yıllık bir taşa dokundum. Parçalara ayrılsa bile değeri bitmez. Toprağa karışır, yeniden hayat bulur. Her birimiz doğanın bir parçasıyız ve dünyada tekiz. Dünya üzerinde tek bir parmak izine sahibiz. Aynı şey doğal taş için de geçerli. O yaşayan bir varlık. Bir taşın formundan dünya üzerinde sadece bir tane çıkıyor. İşte bu sebeple sektörümüz de onun gibi çok değerli. Bunu savunmalı, savaşmalı ve daha çok yaymalıyız” dedi.

 

Anlatmaya değer inanılmaz bir öyküsü var”

Doğal taş kullanımının artırılması için üreticiden tüketiciye herkesin pazarlama faaliyetine geçmesi gerektiğini vurgulayan Doğal Taş Enstitüsü CEO’su James A. Hieb, “Federasyonlar, fuar şirketleri, birlikler ve devletler güzel çalışmalar yürütüyor. Fakat bunu yaparken esas bu işin içinde olan kesim gözden kaçırılabiliyor. Doğal taşın anlatmaya değer inanılmaz bir öyküsü var. Bu gerçekleri açığa çıkarmak ve daha çok anlatmak için de bizlerin ürünlerin yeryüzüne çıkarılmasından son tüketiciye kadar her bir süreçte taşla doğrudan temasa geçen insanlara ulaşmaya ihtiyacımız var. Taşla ilgili bilgileri, hikayeleri ve mesajları yaymamız gerekiyor. İnsanların kalplerine dokunmak burada kritik bir önem taşıyor çünkü taş sahipleri buna çok değer veriyor. Bu sebeple süreci hep birlikte kucaklamamız gerekiyor. Bizler taş üreticilerine ulaşıp onlara kaliteyi artırmak için doğru kaynakları sağlamalıyız. Onlar bize taşın hikayesini daha çok anlatmalı, kaydetmeli, sosyal platformlardan paylaşmalı. Bizler onları pazarlama faaliyetlerine yönlendirmeliyiz” dedi.

 

 

 

Türkiye’nin desteği olmadan biz bu işi başaramayız”

Use Natural Stone” (Doğal Taşı Kullanın) isimli kampanyalarını tanıtmada Türk kullanıcıların desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Hieb, “Dünyada yapılan pek çok önemli çalışma var. Bunlara dahil olunması lazım. Bu sektör hepimizin sektörü ve yüzyıllardır var olan bir sektör. Bir sonraki nesil için de korumamız ve yaşatmamız gerekiyor. Desteğinize ihtiyacımız var. Sizler dünyanın en önemli oyuncularından birisiniz. Yaptığınız işin hikayesini daha çok pazarlarsanız öncelikle kendi ülkeniz ardından da tüm dünya için kalıcı bir miras olacaktır. Dünyadaki mermer sektörünün neredeyse yüzde 60’ını Türkiye karşılıyor. Türkiye’nin desteği olmadan biz bu işi başaramayız. Medyayı daha çok kullanmalıyız. Ocağa gittiğinizde üretim aşamasında çekilen amatör bir video bile çok değerli. Doğal taşın kullanımı azalıyor. Biz insanların fikirler üretmesini sağlamalıyız. Bunun yolu da taşın hikayesini insanların kalplerine aşılamaktan geçiyor. Bunu dünyaya yaymak için motive olmamız lazım. Bu fuar ile güzel bir ortam yaratılmış oldu. Türk dostlarımıza, küresel mücadelemizdeki desteklerinin önemini anlatmış olduk. Sektörümüz bu mücadeleyi, biz bu platformlarda konuştukça değil doğal taşın biricikliğini hep bir ağızdan yaydıkça kazanacaktır” şeklinde konuştu.

 

Hepimiz aynı gemideyiz”

Foruma Avrupa Doğal Taş Endüstrileri Federasyonu (EUROROC) Almanya temsilciğinden katılan Prof. Dr. Gerd Merke ise, “Çok fazla fuar gördük ancak 25. MARBLE İzmir, Avrupalı alıcılar için ihtiyaçların ötesini kapsayan bir fuar olmuş. Türkiye’deki çeşitlilik zaten inanılmaz fakat sektörün küresel sorunlarını burada konuşmak fuara ayrı bir değer katmış. Birlikte çalışmamız gerçekten çok önemli. Umuyoruz ki Türk federasyonları ile daha fazla yakınlaşırız. Çünkü açıkça görüyoruz ki hepimiz aynı gemideyiz. Aynı masada oturmalı ve ortak akıl yürütmeliyiz. Bizler devlet çapında işler yapıyoruz. Taşı nasıl sürdürülebilir kılarız, problemlerimiz neler, tanıtımını nasıl yaparız bunları ele alıyoruz. Türkiye çok kültürlü bir ülke… Pazarlama dili farklı olsa da ihracatı güçlü bir ülke. Çünkü ülkelerin farklı taleplerini değerlendiriyor” dedi.

Yüzyılın en etkili fuarı oldu”

Prof. Dr. Merke, “Bu bir zeka işi. Porselen endüstrisi şu an çok gelişmiş durumda. Bizler daha zeki olmalı ve daha akıllıca çözümler üretmeliyiz. İnsanların düşüncelerini okumalı ve ona göre hareket etmeliyiz. Doğal taş yer yüzünün bir parçası ve biz aklımızı kullanarak bu mesajı tüm dünyaya yaymalıyız. Bilimsel araştırmalara milyonlarca dolar harcamalı ve sonuçlarını ücretsiz bir şekilde tüm üreticilerle paylaşmalıyız. Ben endüstrimiz için umutluyum. Sorunlarımız elbette var fakat doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum. Ve bu fuar çok güzel bir adım oldu. Gittiğim her yerde bu fuarı anlatacağım. 20 senedir sektördeyim ve bence yüzyılın en etkili fuarı olmuş” ifadelerini kullandı.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum